Cuma, Aralık 07, 2001

YENİ YIL KUTLAMA KARTLARI VE ARMAĞANLARINIZI"ÇEKÜL"DEN ALABİLİRSİNİZ...



Hem Bayram hem Yılbaşı geliyor...

ÇEKÜL'de güzel armağan seçenekleri var! En kolayı; kutlama kartlarınızı ÇEKÜL dostları sanatçılar tarafından özel olarak tasarımlanmış örnekler arasından seçebilirsiniz.
Sevinç Baliç, seçiminizi "online" yapabilmeniz ve zaman kazanmanız için bir "Power Point" sunum hazırlayıp, boyut ve fiyatları orada belirtti.
Yine de yüklenmesi hayli zaman alan bu sunum için vaktiniz olmayabilir düşüncesiyle, bir de "hızlı gözden geçirme/album" sayfası hazırladı. İkincisine gittiğinizde "mouse" küçük resimlerin üzerindeyken orijinal boyutu, kağıt cinsini ve fiyat bilgilerini görüyorsunuz.
Buyrunuz:

Bağlantı hızınız yüksek ve tarayıcınız IE 4.0 üzeri ise-2002 Kutlama kartları "Power Point" Sunum


Vaktiniz az ise: hızlı album icin tıklayınız2002 Kutlama kartları "Hızlı Albüm"



Sonra "7 AĞAÇ" geliyor... ÇEKÜL'ün on yıldır sürdürdüğü "7 Ağaç Ormanları" kampanyasından armağan edilecek her "7 Ağaç", bu yıl bildiğiniz gibi, yanan orman alanlarının yeniden yeşertilmesine odaklanan ("Yanık Tedavisi") kampanyaya katkıda bulunacak... Armağan olarak ağaç diktirmek isteyenler, 212-249 6464'e telefon ederek veya ÇEKÜL Web Sitesiüzerinden "on-line" olarak, "7 Ağaç" armağan edip, sevdiklerine özel olarak yılbaşı için tasarlanmış 7 Ağaç kartlarından gönderebilecekler...

İstanbul'da oturanlar için bir kolaylık daha var. ÇEKÜL Aralık ayı boyunca Capitol Alışveriş Merkezi‘nin ikinci katında kurduğu standda "7 Ağaç" armağanı işlemlerini hızlandırıyor (7 Ağaç bedeli, 10 milyon TL). Burada ayrıca, doğaseverlerin isterlerse fotoğraflarını da bastıracakları çevre "t-shirt"leri ve ısıyla renk değiştiren ÇEKÜL kupaları da bulunduruluyor. Anadolu'nun 7 bölgesinden derlenmiş el yapımı, uygun fiyatlı sürpriz hediyelikler de! İyi alışverişler... :)








Pazartesi, Aralık 03, 2001

MUDANYA'DAN ÖNEMLİ VE GÜZEL HABERLER...


ÇEKÜL EVİ’NDE İLK TOPLANTI...

1 Aralık 2001, Cumartesi günü, Bigadiç Kültür Sanat Evi ve Müzesi açılışına katılan Prof.Dr. Metin Sözen ve beraberindeki ekip, aynı günün akşamı Bursa’ya geçip, 2 Aralık Pazar sabahı, Mudanya’da, Mudanya Kaymakamı ve Belediye Başkanı, Emniyet Müdürü, ÇEKÜL Bursa Şubesi yönetici ve üyeleri, Mudanya temsilcileri ve gönüllülerin düzenlediği bir toplantıya katıldı. Toplantının en önemli özelliği yeriydi: Onarılan ve artık hizmete girmeye hazır hale gelen ÇEKÜL Evi. Yapı, köşebaşında bulunduğu Şükrü Çavuş Sokağı’ndaki komşularından, pırıl pırıl parlayan sarı-siyah şık görünümüyle hemen ayrılıyordu. Taylan Sezginer’in “kupon” olarak hazırladığı afişlerle donatılmış Çekül Evi, biraz “küçük” olduğu için, adeta kendisine “işlevlerden işlev seçmekte” zorlanıyor, onları da kendisine benzemeye davet ediyordu. Toplantı yerel basın tarafından da izlendi.(*)

Atom karıca ve ÇEKÜL EVİ ÇEKÜL EVİ ve Şaziye Sezginer, ÇEKÜL Bursa Şubesi Bşk.

(Buradaki resimler hakkında not: Değerli vaktinizi boşa harcamamak için resimleri yüklenme süresi düşük olan küçük boyutlarda kullanıyoruz. Ancak, onların üzerine tıklarsanız, daha büyük boyutlu olanlarına ve ayrıntılara ulaşırsınız. Oradan "Back"/"Geri" tuşu ile bu sayfaya geri dönebilirsiniz.)

“7 BÖLGE 7 KENT” PROJESİNE BİR “YENİDEN BAKIŞ”

İMKB’nın katkılarıyla satın alınıp restore edilen ÇEKÜL Evi’ndeki ilk toplantıyı yöneten Başkan Vekili Mithat Kırayoğlu, önce “7 Bölge 7 Kent” projesinin (bkz. Cekül Vakfı Web Sitesi ) özellikleri hakkında bir özet sunum yaptı. Kırayoğlu, amacı Türkiye’nin her tarafından seçilmiş kültür mirasını “önce tanıma sonra tanıtma” olan projenin, AB ile entegrasyonda da önemli bir koz oluşturduğunu, "böylesi bir kültür zenginliğinin, kendi kültürünü dünya gündemine sunma çabası içinde olan Avrupa’ya katacaklarına" dikkat çekti. “7 Bölge 7 Kent”in, "ülkemizdeki kıt kaynaklarla, dağınık karar mekanizmalarını bir araya getirerek, etkin adımlar atılmasını sağlaması açısından, kültürel koruma yöntembiliminde de yeni bir aşama oluşturduğunu" vurguladı. “7 Bölge 7 Kent”in “farklılığı” bununla da bitmiyordu; bu proje ile ilk kez, “sivil toplum” önderliğinde, kamu ve yerel yönetim kademeleri bir araya gelip, ortak hareket ediyor ve üretimde bulunuyordu. Ayrıca, yine bu proje ile belki de ilk kez, geleneksel “tek yapı koruma” anlayışı, “doku-sokak-bölge ölçeğinde koruma"anlayışına taşınmıştı.

MUDANYA’NIN FARKLILIĞI

Kırayoğlu’nun, “7 Bölge 7 Kent” projesinde, Marmara bölgesi pilot uygulaması olarak seçilmiş Mudanya’nın, fizik konumu itibarıyle “Kurşunlu-Burgaz-Siğe-Dereköy” ekseninde bir “kültür merkezi” olduğunu vurgulaması üzerine, Prof.Dr. Metin Sözen, AB ve komşu ülkelerle iletişim ve işbirliğinde, Mudanya’nın denizle ilişkisi açısından “Akdeniz ekseni” bağlantısına da dikkat çekti.

MUDANYA ÇEKÜL EVİ’NİN İŞLEVLERİ

Daha sonra Çekül Evi’nin işlevlerinin neler olabileceği konusu tartışıldı. Yer sınırlı, konular çoktu. Ancak, en çok üzerinde birleşilen işlevler şöyle sıralandı: “Mudanya Kent Araştırmaları Merkezi”, “Kent Belgeliği” veya “Bilgi / Belge Merkezi”, (çocukların okuldan sonra gelip çalışabilecekleri) “Etüd-Evi”, “Dijital Eğitim ve Kültürel Arşiv Merkezi”, “Dünya Günü Mudanya Ofisi” ve diğerleri... Kaymakam Mustafa Esen, Çekül Evi’nin “herkesin gelip gidebileceği bir yer” olmasının önemine değinirken, Mudanya Temsilcisi Mustafa Öz, bu yapının oluşturulabilecek bir “Mudanya Bilgeleri Heyeti”ne de evsahipliği yapabileceğini ileri sürdü. Hasan Özgen; "halk katılımının, gereksiz direkler, elektrik telleri v.s kaldırılıp, sokağın tümü düzenlendiğinde, kendiliğinden gerçekleşeceğini”, Mehmet Ata Tansuğ, "boyutu itibarıyle yapının Mudanya ile ilgili etkinliklerin örgütleneceği bir merkez olmaya uygun” olduğunu ve burada “Mudanya’nın öyküsünün yazılmasına başlanması” gerektiğini belirttiler.

İlk toplantı, Çekül Bursa yöneticileri, II. Başkan Mithat Kırayoğlu, Çekül Bursa Başkanı Şaziye Sezginer, Bursa B.Ş.Belediyesi Proje Daire Başkanı Saniye Özİlk toplantı...
Emniyet Md.Ramazan Özbörme,Kaymakam Mustafa Esen, Belediye Başkanı Hasan Aktürk, Çekül Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen... Selim Lümalı, M.A.Tansuğ, Hasan Özgen, KırayoğluMasa çevresindekiler...



BURSA VALİSİ ALİ FUAT GÜVEN İLE İKİNCİ TOPLANTI

Aynı gün öğleden sonra, ÇEKÜL Evi’ne gelen Bursa Valisi Ali Fuat Güven ile bir toplantı daha yapıldı. Bu toplantının özelliği ise Vali’nin sabah yapılan toplantıda ortaya çıkan bazı bürokratik ve finansal sorunlara teker teker pratik çözümler bulması ve başlatılan işlerin tamamlanması için akışı hızlandırmasıydı. Bu bağlamda Şükrü Çavuş Sokağı düzenlemesine ayrılan fonun kullanılabilir kılınması, İskele Meydanı düzenlenmesi için Belediye’ye kaynak yaratılması, Akşam Kız Sanat okulu olarak kullanılan tarihi yapının temizlenmesi ve bahçesinin düzenlenmesi, görüntü kirliliği yaratan elektrik direklerinin kaldırılması... gibi konulardaki önemli tıkanıklıklar giderildi. Dünya Günü’nde Mudanya’da yapılacak etkinliklere de, Bursa Valiliği’nin "evsahipliği" yapmasını isteyen Vali Güven’in en çok üzerinde durduğu konu, “tarihi yapı sahibi vatandaşların, ellerindeki değerleri tıpkı Çekül Evi gibi korumalarının nasıl kolaylaştırılabileceği” idi.

Daha sonra hep birlikte restore edilen ve edilmekte olan mekan ve yapılar ziyaret edildi. Gezi sırasında Bursa Valisi Ali Fuat Güven, Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nin (tarihi kilise yapısı), aslına uygun hale getirilmesi ve Bursa büyük-şehrine de hizmet verecek çağdaş bir kültür odağı olarak değerlendirilmesi için, gerekli çalışmaların hemen başlatılmasını istedi.

Kırayoğlu, Bursa Valisi Ali Fuat Güven, Metin Sözen ve Mustafa Öz Toplantıya Bursa Valisi katılıyor


Eski Jandarma KarakoluOnarımı biten eski Jandarma Karakolu


Karakol binası içeriden detayKarakol içeriden -detay-


İskele Meydanı'nda Pratik Kız Sanat Okulu olarak kullanılan yapıİskele Meydanı, Pratik Kız Sanat Okulu / BUSKİ Sosyal tesisi


Emniyet lokaliEski Karakol


MUDANYA’DA YAPILACAK ETKİNLİKLER

22 NİSAN DÜNYA GÜNÜ - Önceki yıllarda coşkulu Dünya Günü kutlamaları yaşamış Mudanya’nın, geçen yıl Çorum’un yaptığı gibi, bu yılın Dünya Günü”nde, Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarına bir çağrı yaparak, etkinliklere evsahipliği yapmasının uygun düşeceğinde birleşildi. ABD’deki “Dünya Günü Merkez Komitesi”nin, yerküre kastedilerek “Evimizi koruyalım” (“Protect Our Home”) başlıklı ana temasının, somut olarak korunan “ev”lerle de örtüştüğü, Mudanya’da hızla artan koruma örneklerinin bu bağlamda da iyi bir “plato” olacağı görüldü. (Bu arada bu satırları okuyanların henüz üye olmamışlarsa, buradan ayrılmadan önce sayfanın en altındaki kutulara e-posta adreslerini bırakarak Çekül ve Dünya Günü İletişim Ağı’na üye olmalarını rica edelim!- ÇEKÜL)

11-12 Mayıs 2002 - MUDANYA "KÜLTÜR ÇIKARTMASI" – Mudanya’daki koruma çalışmalarının değerlendirileceği bu etkinlik, Çekül Evi’nin yanısıra, Şükrü Çavuş Sokak, Mudanya Mütareke Meydanı ve İskele Meydanı proje alanlarının gezilmesi, restorasyonu tamamlanmış ve yeniden işlevlendirilmiş yapıların ziyaret edilmesi olarak programlandı. Bu yapılar şunlar:

1- Mütareke Binası- Müzesi
2- Eski Jandarma Karakolu- Mudanya Belediyesi prestij kabul mekanı ve sergi holü
3- Eski Polis Karakolu- Mudanya Emniyet Müdürlüğü Sosyal Tesisleri
4- Pratik Kız Sanat Okulu- BUSKİ Sosyal Tesisleri
5- Çekül Evi- Mudanya Araştırmaları Merkezi
6- Tahir Paşa Konağı- Müze
7- Eski Kilise- Uğur Mumcu Kültür Merkezi
8- Cüneyt Pekman Evi- Konut
9- Yaşar Karagöz Evi- Konut


MÜTAREKE KUTLAMASI- 2002 11 Ekim’inde 80. yıldönümü yaşanacak olan Mudanya Mütarekesi’nin imzalandığı ve yeniden elden geçirilecek onarılan “Mütareke Binası”nın görkemli bir törenle aynı tarihte yapılacak bir kutlamaya evsahipliği etmesi...


SONUÇ...



Sizce de Mudanya’daki bu gelişmeler, dünyanın içinde bulunduğu bu “tuhaf” kesitte hayli “iç acıcı” değil mi?



(*) Aynı zamanda Mudanya'nın "babadan oğula" fotoğrafçısı da olan Mudanya Gazeteciler Cemiyeti üyesi, gazeteci Çetin Gerçekçi, Mudanya'nın 1925'ten 1999'a kadar geçirdiği evreleri saptayan fotoğrafları bir CD-ROM'da toplamış. Web sitesi: http://fotocetin.cjb.net Telefonu: 90-224 5441270.
Konuyla ilgili diğer web siteleri: Bursa Valiliği: http://www.bursa.gov.tr
Mudanya Online: web sitesi



BİGADİÇ KÜLTÜR SANAT EVİ ve MÜZESİ AÇILDI...




Hiç fidan diktin mi
Kırlara, dağlara.
Çiçek ektin mi
Issız, tenha bayırlara
Kıraç kırlara
Su akıttın mı!
Gözledin mi hiç
Bereketin nasıl uzandığını
Çorak topraklara.

Bilir misin
Yolsuz, okulsuz, susuz, ışıksız
Anadolu köylerine
Umut olmanın

Hizmet etmenin hazzını
Bu mutluluğu algılasan
Sen de değiştirmek istersin
Yazgını

İşte böyle aziz dostum!
Ben biraz garip bir insanım.
Küçük köylerin ya da kentlerin
Mutluluğunu paylaşmak için varım.
Bırak peşimi
Büyük kentler senin olsun.
Senin olsun büyük düşler
Senin olsun yatlar, köşkler.


Utku Acun, Balıkesir Valisi, "Anadolu Tutkusu" şiirinden...

Yukarıdaki dizelerin de yazarı- Balıkesir Valisi Utku Acun, Bigadiç Kaymakamı Mümin Heybet ve Belediye Başkanı Davut Uzuner'in Bigadiç Kültür ve Sanat Evi'nin açılışını yapmak üzere yaptıkları çağrıya uyan ÇEKÜL, geçtiğimiz hafta sonu Bigadiç'te idi. "Kültür ve Sanat Evi" aslında İkinci Ulusal Mimarlık Akımının etkisi ile projelendirilen ve 1942 Bigadiç depremi sonrasında inşa edilen, Tekel idaresine ait bir yapıydı. Bu yapıyı 1998 yılında Tekel'den devralan Bigadiç Belediyesi, Kaymakamlığın da katkıları ile hazırlanan bir kültür projesi çerçevesinde "Bigadiç Kültür ve Sanat Evi" olarak ilçeye kazandırılmasına karar vermiş, ÇEKÜL de, yapının yeniden düzenlemesi konusunda, röleve çalışmalarını yapmıştı.

"Bigadiç, yarının çocuklarına ne vereceğinin temelini doğru belirlemiş..."



1 Aralık 2001, Cumartesi günü yağışlı havaya rağmen "Kültür ve Sanat Evi" çocuklar ve her yaştan Bigadiç'li tarafından adeta "sarılmıştı":

Fotoğraf: Kerem Kırayoğlu. Resmi büyük görmek için lütfen tıklayın!"İlk ziyaret" heyecanı... Fotoğraf: Kerem Kırayoğlu. Resmi büyük görmek için lütfen tıklayın! Konuksever Mehmet (soldaki) ve bu özel gün için yöresel süslerini takmış arkadaşı Çocuklar! Resmi büyük görmek için lütfen tıklayın! İstiklal Marşı



(Buradaki resimler hakkında not: Değerli vaktinizi boşa harcamamak için resimleri yüklenme süresi düşük olan küçük boyutlarda kullanıyoruz. Ancak, onların üzerine tıklarsanız, daha büyük boyutlu olanlarına ve ayrıntılara ulaşırsınız. Oradan "Back"/"Geri" tuşu ile bu sayfaya geri dönebilirsiniz.)

İçini doldurmada yaptığı bağışlarla önemli payı olan Bigadiç halkının da izlemesi için açıkhavada düzenlenen açılış töreni, yağmurun şiddetlenmesi üzerine Kültür Evi'nin şık toplantı salonuna alındı. Konuşmalar, içeriye giremeyenler de düşünülerek ses yükseltici ile dışarıya da yansıtıldı. Törende ÇEKÜL adına konuşan Prof. Dr. Metin Sözen, "Eğer Bigadiç'te 50 yıl önceki bir Tekel binası, bugünkü gibi bir kimlik açıklamasına girmişse, Bigadiç, yarının çocuklarına ne vereceğinin temelini doğru belirlemiş demektir. Çok büyük fabrikalar kurabilirsiniz, ama gün gelir, ekonomi değişir, fabrikalar elde kalabilir... Ama kültürel yatırım ayakta kalır. Bu nedenle özel sektörün nereye destek vereceği önemlidir. Bu bina da dayanışmanın nereye varacağının göstergesidir. Bağışları çoğaltın... " diyerek Kaymakam Mümin Heybet'in daha önce Cizre Kaymakamı iken bu bağlamda yaptığı yararlı çalışmaları hatırlattı ve Balıkesir ve Bigadiç yöneticilerinin taşıdıkları öncü rollerinde çevre ve kültüre öncelik vermelerinin altını çizdi.

Toplantı Salonu. Vali ve Metin Sözen. Fotoğraf: Kerem KırayoğluToplantı Salonu'nda "Açılış Töreni Konuşmaları" Belediye Başkanı'nın konuşması- Fotoğraf: Kerem Kırayoğlu


"Ya bunları koruyalım, eğer koruyamayacaksak, izin verin tekrar gömelim!"



Balıkesir Valisi Utku Acun da, bu projenin gerçekleşmesinde çalışanlara, objeleri veren Bigadiçli'lere ve ÇEKÜL'e teşekkür ederek "Allah emsalinizi artırsın" diye bitirdiği ilginç anekdotlarla yüklü konuşmasında kültür mirasını korumanın ve yarına aktarmanın niçin önemli olduğuna dikkat çekti. Acun, "kendi geçmişine sahip olmakta s o r u n u olan bir yapısal özelliğimiz var" diyerek, Adıyaman Valisi iken, bugün Atatürk Barajının suları altında kalan Komagene kırallığı kalıntılarının bir bölümünü nasıl kurtardıklarını anlattı. Bugün Adıyaman Müzesi'nde bulunan bulguları kurtarabilmek için yapılan çalışmayı "6 katlı kocaman bir pastadan kesilen ince bir dilime" benzeten Acun, bu 6 katı oluşturan 6 Anadolu uygarlığının olması gerektiği gibi korunamadığından duyduğu üzüntüyü şu "ironi" ile dile getirdi: "Ya bunları koruyalım, eğer koruyamayacaksak, izin verin bari tekrar gömelim!" Utku Acun, yıllar önce yaşadığı Balıkesir'deki kültür zenginliği ile bugünkü arasında çok fark olduğunu, şimdiki çok katlı yapılarda "kibrit kutusu gibi üstüste" yaşandığını, kalan kimlikli yapıların "ne olur ne olmaz!"denilerek, bir taraftan tablolarını yaptırdıklarını, ancak önemli olanın "söylemden eyleme geçmek" olduğunu vurguladı, katkıda bulunan herkese teşekkür etti... Daha sonra dışarı çıkıldı ve Acun ve Sözen halkla birlikte yağmur altında kurdeleyi kestiler...

Kurdele kesimi... Büyük resim için tıklayınız!Kurdele kesimi
Müzenin içinden..Müze içinden...
Düğün kıyafetleri ve yörük gömlekleri...Yörük gömlekleri...
Kızılçukur köyünden düğün kıyafetleriKızılçukur köyünde halen de giyilmekteolan gelin-damat giysileri

Açıkhavada PijamacıEski Bigadiç'ten bir "pijama" promosyonu!



- 4 kişi bir araya gelip, içinde yaşadıkları ilçenin ilk müzesinin içini doldurabilir mi? Bigadiç'te ise evet!



Bigadiç Kültür ve Sanat Evi hem yapının içindeki dia ve film izleme odası, resim galerisi, arşiv ve yayın bölümü, etnografya, arkeoloji ve Kuvâ-yi Millîye bölümleri, hem de bahçede yer alan sütün başlığı, mezar taşları ve yörük çadırı ile aynı zamanda ilçenin ilk müzesi. Peki bu "müze içeriği" nasıl oluşmuş? Kaymakamlık ve Belediye bir komite kurmuş. Komite 4 kişiden ibaret. Kimler mi var? Emine Canbaz; Ev Ekonomisi Teknisyeni, İlçe Tarım Müdürlüğü'nde çalışıyor. Tamer Nişancı; Orman Mühendisi. Mehmet Çoban; 4 Eylül İlkokulu Müdürü. Ahmet Nalçacıoğlu; Belediye Zabıtası. Bu komite, Balıkesir İl Kültür Müdürü Alpaslan Ayral ve Müze Müdürü Neriman Özaydın'ın rehberliğinde, Bigadiçli'lerin bağışladığı objeler, Belediye'nin kendi arşivinden verdiği tarihi fotoğraflar ve belgelerle "harika" bir mekan yaratmış... Kapıdan içeri girer girmez görülen bir "tarihçe/levha"da da katkıda bulunanlara teşekkür edilmiş:

Levha"Tarihçe/Levha" (Yakından görmek için tıklayınız!)

- Türkiye'nin pek de "yol üzeri" olmayan bir ilçesinin tüm bilgilerine ve yayınlarına Internet üzerinden ulaşabilir misiniz? "Bigadiç" ise evet!



Bigadiç'e giden ÇEKÜL ekibinde Metin Sözen'in yanısıra Başkan Vekili Mithat Kırayoğlu, Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Özgen, Y.Danışma Kurulu Üyesi Mehmet Ata Tansuğ ve İletişim Danışmanı Avniye Tansuğ, bu safyada görülen dijital fotoğrafları çeken Şehir Planlamacısı Kerem Kırayoğlu da vardı. Çekilen görüntüler ve hazırlanacak haberin nerede yayınlanacağını soranlara bu sayfanın Internet adresi verilirken biraz tereddüte de düşülmedi değil. Öyle ya, büyük kentlerde bile Internet kullanımı hala pek yaygınlaşmamışken, Bigadiç'e "Internet'e girip bakın" demek insafsızlık mıydı? Ne kelime? ÇEKÜL ekibine derhal, Bigadiç web sitesi adresi ve onun eşliğinde haberleşmek için bir dizi "e-posta" içeren "matbu" listeler dağıtıldı. Girin bakın, bu sitelerde dolaşın. "Sitelerde" çünkü, çoğu bölümü tamamlamış ana sitenin yanısıra, bir çok "büyük kent işi" yayınla yarışacak içerik ve tasarımda bastıkları "BİGADİÇ Dergisi"ni de Internet'e taşımışlar... Bununla da yetinmeyip, bir de "Bigadiç Yöresi Folklorundan Örnekler" başlıklı bir VCD yapmışlar. B.Ü. Öğretim Görevlisi Araştırmacı Yazar Zekeriya Özdemir'in koordinatörlüğünde hazırlanan diskin kapağında "VCD-1" yazdığına göre devamı da geliyor!

Bigadiç Web Sitesi



- Kameramıza takılanlar...



Hüseyin Teke (ortadaki)... Küçük Hüseyin, bu Çarşamba "Bigadiç Internet" kafeye gidecek ve bu adrese girip, resmine bakacak! Tıklaması vakit alabileceği için onun resmini buraya olduğu gibi koyuyoruz!



Merhaba Hüseyin, resmini beğendin inşallah!


* * * * *
Ahmet Beyoğlu. Doğaçlama şiir yazdıran Bigadiç'in sevilen şairi. Bu yapı için esinlenmiş, hemen oracıkta Emine Canbaz ve Ahmet Nalçacıoğlu not alıyorlar:

Halk şairi Ahmet Beyoğlu


* * * * *
Bigadiç'teki bu açılıştan önce bir tur atıp, bazı tesbitlerde bulunan Metin Hoca:

M.SözenÇektiklerini belki buraya ekleyeceğiz!


* * * * *


Perşembe, Kasım 15, 2001

BİR BAŞKENTE YENİDEN BAKMAK...


Kırk yıl önce yazdığım “Anadolu Kentleri” kitabımın Edirne bölümünü şöyle bitiriyorum


“Dünya sanatının en büyük yapıtlarının bulunmasına rağmen, insan bırakılmış bir eski başkent görmek isterse Edirne’ye gitmeli. 1700’ü aşan yapıtından nelerin kaldığını, her şeyin nasıl el etek çektiğini sorup soruşturulmalıdır. Dünyaya söz dinleten, gülünce herkesin güldüğü, ağlayınca herkesin ağladığı sultanların görkemli saraylarının yerinde boy gösteren buğday başaklarının hışırtılarını dinlemelidir. Bir kent bu kadar yalnız, bu kadar içine dönük ömür sürebilir. Çağ gelmiş dayanmış, koşullar değişmiş, uzun yıllar yanlış yere ‘sınır kentidir’ diye bırakılmış, el vurulmamış. Günümüzde değerlerin değiştiği, tehlikenin her yerde bir olduğu düşüncesi gelip dayanmamış. ‘Yüzyıllardır hep o gün gördü, şimdi koşullar değişti’ denip, kıyılarda bırakılmış. Meriç, Tunca, Arda her yıl doğanın baş kaldırdığı aylarda alıp götürecek, getirip bırakacak bir şeyler arıyor. Doğanın büyük yalnızlığını anlatmak için yükseklere, kabuğuna çekilmiş kente ulaşmak istiyor. ‘Eriyen karlar gibi, bütün sıkıntılar akıp gitsin’ demek istiyor...”


İnsan yaşamının kısa aralığında bir kente bakmak, büyük değişmelerin ancak küçük bir dilimini görmek demektir. Oysa bu yarım yüzyıl içinde öyle olmadı. Birbirinden ilginç özelliklerle yüklü kentler, kısa sürede tekdüze bir yaşamın tutsağı oldular.

Edirne böylesi olumsuzlukların ağır bastığı bir ortamda, doğruyla yanlış arasında bir çizgide yaşamını belirlemeye çalıştı. Kırk yıl önce bırakılmış bir sınır kentinin sessizliğinden yakınan bir kişi olarak bugünün ortamına baktığımda, daha soğukkanlı yargıya ulaşmanın kaçınılmazlığını görüyorum. Belki bu akıl almaz yanlışlarla yüklü yarım yüzyıl, Edirne’yi daha farklı değerlendirmeme neden oluyor.

Geçmişin birikimleri dikkatli izlendiğinde, dünya toplumları içinde Türkiye’nin, kültürünün sağladığı büyük olanaklarla, çok farklı noktalarda durması, kendini farklı noktalara taşıması gerekiyordu. Kırk yıl önce Türkiye’yi bir bütün olarak görmeye çalıştığımda, sürekli altını çizmeyi kaçınılmaz görev bildiğim temel nokta, ülkenin her ölçekte yeniden tasarlanmasının gerekliliğiydi. Bugün ÇEKÜL Vakfı’nın “kent-havza-bölge-ülke ölçeğinde planlama”, “kamu-yerel-sivil-özel birlikteliği” başlıkları altında oluşturmaya çalıştığı “yeni gündem”in ilk denemelerinin o yıllarda Edirne odaklı ve öncelikli olması da bir rastlantı değildi.

Gerçekten kırk yıl önce, bilimsel ortama “değişik kavram ve başlıklarla yeni eylem alanı yaratmak” isteyen bir kimlik olarak, Edirne’yi, doğal zenginliği, kültürel birikimi, henüz sağlıksız gelişmelere uğramamış varlığıyla, Trakya’nın ağırlık merkezi olma niteliğinin güçlendirilmesini, tutkuyla savunuyordum.

Bu tutku, değişik eğriler çizerek yine sürüyor. Meriç, Tunca, Arda’yı aşan köprülerin altından artık özelliği değişen sular akıyor. Bu arada Trakya’nın bereketli toprakları da hızla gücünü yitiriyor!.. Trakya, geçen zaman aralığında bölge ölçeğinde tüm birikim ve değerleriyle tasarlanma olanağı bulamasa bile, Edirne odaklı bir kültürel bütünlüğe yöneliyor. Başta Trakya Üniversitesi’nin varlığıyla, eğitimin bölgede yaygınlaştırılması eylemlerine tanık oluyor. Balkan ülkeleri arasında yeni ilişkilerin kurulmasıyla, sınırlar dünkü görünümünden uzaklaşıyor.

Edirne, bu gelişmelerin ışığında, yıllardır özlediğimiz ve kamu-yerel-sivil-özel kurum/kuruluş/kişilerin birlikteliğiyle gerçekleştirmeye çalıştığımız girişimleri ne oranda yaşama geçiriyor? Bu sorunun yanıtı Trakya Üniversitesi’nin kente yerleşme ilkesiyle başlıyor, Edirne Valiliği’nin bir dizi öncelik içeren gündemiyle zenginleşiyor, Belediye’nin kentin önemli parçalarını birbirine bağlayıcı projeleriyle bütünlüğe ulaşıyor.

Biraz gerilere gidip düşündüğümüzde, yıllar önce Trakya Üniversitesi kurulurken, büyük bir coşkuyla Edirne’nin kimlikli yapılarını yeni işlevlerle yaşatma çabalarımız, Sarayiçi’nin, Karaağaç’ın, II. Beyazıt Külliyesi’nin kentin yaşamına daha güçlü katılmasını sağladı, yapıların bir bölümü de yıpranmaktan kurtarıldı. Geleceğimizin umudu gençlerimizin bu ortamda eğitim görmesiyle, çevrelerinde yeni bir yaşam biçimi egemen oldu.

Bu süreçte, ÇEKÜL Vakfı’nın değerli üyelerinin Trakya Üniversitesi’nin yanısıra Edirne Valiliği ve Belediye Başkanlığı’na önerdikleri ve yaşama geçmesine katkı sağladıkları bir dizi projenin büyük bir bölümünün gerçekleşmesi, hızla yenilerinin bunlara eklenmesi, “birlikteliğe dayalı güç oluşturma” hedefimizin somut bir işaretiydi.

Edirne’yi dikkatle izleyenler, geçmiş birikime dayalı yeni gelişmelerin temel doğrularını bulmakta güçlük çekmeyeceklerdir. Edirne Valiliği’nin planlı ve tutarlı yaklaşımlarıyla Selimiye Camisi başta olmak üzere, bir dizi özgün özellikler içeren yapıların onarılması ve çevrelerinin düzenlenmesi; Deveci Hanı, Ekmekçioğlu Ahmet Paşa Kervansarayı, Gümrük Karakolu, Hafız Ağa Konağı, Eski Edirne Lisesi, Saadet Hanım Konağı, Zorlutuna Konağı gibi önemli yapıların farklı sorunlarının çözülerek işlevlendirilmesi, kentin adım adım eski kimliğine kavuşturulmasının işaretleri oluyor.

Edirne Belediyesi’nin Türkiye’de ilk kez, 100 yaşını dolduran Belediye Binası ile çevresindeki geleneksel dokuyu, birlikte değerlendiren bir projeyle gündeme getirmesi; Sarayiçi, Kaleiçi, Eski Elektrik Fabrikası, Saraçlar Caddesi ve benzeri kent parçalarını görsel zenginliklerine kavuşturacak ve geliştirecek nitelikte ele alması, yeni yaklaşımın bir başka boyutunu sergiliyor.

Trakya Üniversitesi, rektörlüğünü Karaağaç’a taşıyarak kentin kültürel varlıklarını değerlendirmede, farklı bir bakış açısıyla yeni bir ortam yaratıyor.

Tüm bu örnekler, “Bir Başkente Yeniden Bakmak” başlıklı kısa yazımızı ne anlamda ele aldığımızın güven verici ve somut sonuçları olarak değerlendirilmelidir.

Bütün bu olumlu gelişmeler dışında Edirne de, hiç kuşkusuz yarım yüzyıl içinde değindiğimiz değişik ölçekte planlama eksikliğinden doğan yanlışlara tanık olmuştur. Birlikteliğe ve temel kavramlara dayalı bu yeni anlayış ve eylem planı, kimlikli bir kente ulaşma özlemlerimiz, Edirne’de bir oranda gerçekleştirilebilmiştir. Şimdi hepimize düşen, kalan dokunun zenginleştirilerek korunmasıdır.

Bu yolda kalıcı girişimlere yönelen Edirne Valisi Fahri Yücel, Belediye Başkanı Cengiz Varnatopu, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman İnci ve çevrelerinde katkı sağlayan duyarlı kimlikler Edirne için geliştirdikleri projelerle “sürekliliğin”, “birlikteliğin” gücünü ve önemini somut örneklerle her ortamda kanıtlamaya çalışmaktadırlar. Burada ÇEKÜL Vakfı gibi sivil toplum örgütlerine düşen sorumluluk, ürünün düzeyini yükseltmek, yaşama geçme süresini kısaltmak, katılımı güçlendirmek, “doğa ve kültür öncelikli yeni bir gündemin” kaçınılmazlığını geniş çevrelerin, herkesin varlığının parçası kılmaktır.

Geçmişte Edirne’ye emek verenlerin günümüze en büyük katkısı, ülkemizde gittikçe süreklilik kazanan yanlışlara, doğanın ve tarihin bize bıraktığı doğrularla “dur” diyebilmeyi sağlamalarından kaynaklanmaktadır. Dileğimiz, Edirne’nin bu gelişmelerin öncü örneklerinden biri olmasıdır.



Prof. Dr. Metin SÖZEN
12 Kasım 2001, İstanbul


Salı, Kasım 13, 2001

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI GENÇLİK EĞİTİM PROJESİ 2001/2002

STK Gençlik Eğitim Projesi, Türkiye'deki STK'ların etkinlik ve birikimlerini zenginleştirmeye yönelik olarak The British Council, Connect Youth International ve GSM - Gençlik Servisleri Merkezi işbirliği ile tasarlanmış ve uygulamaya konulmuş bir seminerler dizisi. Alanında uzman İngiliz ve Türk eğitmenler tarafından verilecek olan seminerler; gençler tarafından kurulmuş (üniversite öğrenci topluluğu, kulüp, dernek vb) yapıları ve gençlere yönelik olarak etkinlik gösteren STK'ları bilgilendirmeyi ve eğitmeyi amaçlıyor. 

Seminerlere katılım ücretsiz! 

Ayrıntılar:

Gençlik Servisleri Merkezi Web Sitesi

BİLECİK’TE SEVMEK VE YAŞATMAK…


Bu makalenin yazarı: bu resimde, ortada, montu rüzgarda uçuşan, Bilecik'e önceden gidip, gençleri örgütleyen Hakan Karan!
“Severek yaşamak, hayattaki en büyük meydan okumadır.”
J. Buscaglia
Bilecik’te, geçtiğimiz günlerde “yaşamak” için “sevmek” gerektiğini, sevginin paylaştıkça nasıl çoğaldığını, bu kez biraz farklı olarak, toprakla, fidanla gösterdi insanlar.

Umut dolu yürekler, sıcacık eller, toprakla buluşturdukları fidanların göğe uzanan mutluluğuyla kanıtladılar doğaya olan sevgilerini. Hayat veren doğa, bu kez yeni hayatlar aldı insanın elinden. Bir orman yanmıştı yürekleri kavurarak, bir yeni orman yeşeriyordu kalpleri coşturarak.

Osmaneli’de üniversite-lise-ortaokul öğrencileri, Orman Bakanlığı ve Yargıtay temsilcileri, kamu-yerel-özel kuruluşların yönetici ve mensupları, 12 Ekim günü bir birliktelik mesajı verdiler, yokolan bir doğayı özveriyle, birikimle, emekle yeniden yerine koyabilmenin sevincini yaşadılar.

Kırk kilometre ötede, Bilecik’te aynı duygular, aynı düşünceler, tarihi ayağa kaldırıyor, toprak karış karış eşilerek, bir büyük uygarlığın uyuyan izleri yeniden canlandırılıyordu.

Bilecik son günlerde, doğası ve kültürüyle ayrıcalıklı yerini koruyacağının, üzerinde oturduğu benzersiz mirasın değerini bilen yurttaşlarla güçlü yaşayacağının işaretlerini veriyor.

Tarihin her evresinde üretimin çekim noktası bu topraklarda yasayan insanlar, yaratılan uygarlıkların günümüze gelen sonuçlarının da sorumluluğunu taşıyorlar.

Günümüzde yaşayan büyüklükleri yitirmemek, bereketli doğayı küstürmemek, dünü-bugünü-geleceği nasıl yaşanabilir kılacağımıza karar vermemiz gerekiyor.

Bu aşamada Bilecik halkı, yaratılan bu dayanışma ortamıyla diğer kentlere de örnek oluyor.

Anadolu’ya yurt anlamını yükleyen doğa-tarih-insan bütünlüğü, O’na parçalanamaz bu birlik içindeki değerlerini, insan ruhunun zenginliğine borçlu olduğunu gösteriyor.

Anadolu insanı, sonsuza dek bu birlikteliğin türküsünü söyleyecektir. Yaşadıkça, ürettikçe, paylaştıkça… Ne dedik en basta, severek yaşamaktır hayattaki en büyük meydan okuma !..

Hakan Karan


Beyoğlu Bilinçleniyor!


Beyoğlu Balo Sokak sakinleri, esnafı ve sevenleri 2 Kasım 2001 Cuma günü Balo Sokak Çınaraltı Kafe’de buluştular. ÇEKÜL, Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı’nın yürüttüğü “Temiz Beyoğlu Sokağı” yarışması bünyesinde düzenlenen öğle yemeği, Çınaraltı Kafe ve Adanalılar Kebap Salonu’nun katkılarıyla gerçekleşti. Tanışma ve tartışma amacıyla toplanan Balo sokaklılara Çekül Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen ve Beyoğlu Belediye Başkanı Dr. Kadir Topbaş katıldılar. Buluşma yemeğinde sokak sorunları, komşu sokaklar, Beyoğlu’nun kültürel yapısı gibi konular, karşılıklı konuşuldu ve tartışıldı. “Temiz Beyoğlu Sokağı” yarışması, daha temiz sokakların, daha bilinçli esnafın ve aynı sokağın kullanıcısının ortak bir amaç etrafında çalışmasını hedeflediği için, işe ilk olarak sokak sakinlerinin bir araya getirilmesi ile başlandı...

Haber: Görkem Kızılkayak- Müge Arslan



toplantıya katılanları yakından görmek için lütfen tıklayın!Toplantıya katılanlar...

Resmin büyügünü görmek için lütfen tıklayın Metin Sözen konuşurken...



MARDİN’DE MİMARİ DOKUNUN KENT KİMLİĞİYLE UYUMU SAĞLANIYOR...


Geçtiğimiz günlerde Mardin Valisi Temel Koçaklar imzasıyla yayımlanan genelgeyle, tüm kentte ve özellikle SİT alanındaki kamu kurum ve kuruluşlarının bina cephelerinin boyanmasında mimari dokuyla uyumlu renk seçimi için Valiliğin ya da Belediye’nin görüşünün alınması gerekli görülüyor.

Vali Temel Koçaklar genelgede, kamu kuruluşlarının binalarını kentin siluetini olumsuz etkileyen renklerle boyamaları halinde 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri gereğince yetkililer hakkında hukuksal işlem yapılacağını da bildiriyor.

Aynı yazı içinde, SİT alanındaki özel işyerleri ve konutların da benzer şekilde duyarlı ve kentin kimliğine uygun önlemler almaları için Belediye Başkanlığı’nın da harekete geçmesi gerektiği vurgulanıyor.

Mardin’in özel varlığına uygun yaşatılması yolundaki bu tür duyarlı yaklaşımların örnek olmasını ve diğer tüm kentlerde de yaygınlaşmasını diliyoruz...


Çarşamba, Kasım 07, 2001

İYİ HAVADİS: Tüm Temsilcilikler ve gönüllülerimizle "on-line" oluyoruz!

Değerli Çekül Temsilcileri! 

http://groups.yahoo.com/group/cekuliletisim adresine gidip haberleşme grubumuza katılabilirsiniz!

İlk mesaj Çekül Kapadokya temsilciliğinden geldi...

Kapadokya'dan, Sayın Mustafa Kaya'dan gelen mesaj:



M.KAYA - ÜRGÜP- Kapadokya ÇEKÜL temsilciliğimiz iki yıl kadar önce bir çalışma grubu oluşturarak etkinliklerine başladı. Nevşehir, Ürgüp, Uçhisar, Avanos ve
Göreme'den katılan gönüllüler ilk olarak Kapadokya'daki yıkım ve kirlenmelerin tarihsel süreç içerisindeki bir değerlendirmesinin rapor olarak hazırlanmasını kararlaştırdılar. Bu raporun il ve ilçe ile kasaba belediye başkan, meclis üyeleri ve STK nın yönetimlerine saydam gösterisi ile anlatılmasını; daha sonra da bu çalışmanın seçilmiş örneklerini bir kitap olarak yayınlamayı kararlaştırdı. (Kitap olarak yayınlamak için sponsor aramalarımız devam etmektedir.) 1701 yılından günümüze dek Kapadokyadaki
bozulma ve yıkımları ve geleceği hakkındaki tasarımları görsel olarak sunması, yörenin tarihsel ve kültürel dokusunu korumak isteyenler için önemli bir kanıt ve güç kaynağı oluşturacaktır.

Yerel tarihin öneminden yola çıkarak Kapadokya'yı yerli halkına tanıtmak, böylece korunması yönünde bilinçlendirmek için okullarda saydam ve video gösterili konferanslar düzenlendi. 2000 İnanç yılı dolayısiyle Ürgüp Belediyesinin organizesi ve Kültür Bakanlığının parasal katkısı ile "İnaçlar Kavşağı Kapadokya-Ürgüp" kitapçığı basıldı. Kitapçıkta, Kapadokya Aziz ve Dervişlerinin insanlığın ahlaksal gelişimi uğruna verdikleri uğraşları konu edinen iki makale ve fotoğraflar yer alıyor.

Kapadokya'daki yoğun eski ev restorasyonlarındaki hataları gören Kapadokya temsilciliğimiz, bu konuyu uzun vadede çözebilmek için Ürgüp Meslek Lisesinde yaygın eğitim düzeyinde restorasyon bölümü açılması fikrini geliştirerek, MEB Kız Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü'nün ilgileri sayesinde 2000-2001 öğrenim yılında Restorasyon Bölümünün açılmasına fikirsel katkı sağladı. Şu anda ilk,orta ve lise mezunu 40 gencimiz öğretimini sürdürmektedir. Öğretimde özellikle yörenin kaya ve taş yapısına uygun restorasyonun ilkeleri uygulamalı olarak verilmektedir. Gelecek yıl da dört yıllık meslek lisesi olarak örgün eğitime geçmesi Milli Eğitim Bakanlığınca planlanmıştır.

ÇEKÜL Kapadokya Temsilciliği :
ADRES: Fabrika Cad. Turkcell Bürosu, 50400-Ürgüp
Tlf : 0.384.341 35 12
Belgegeçer: 0.384. 341 36 00
e.posta : mkaya47@hotmail.com




Çekül Merkez Ofisten Müge Arslan'ın Japonya'daki bir web sitesine gönderdiği İngilizce tanıtım yazısını CEKUL ALBUMU'ndeki dosya arşivine yükledik. Gereksinim duyanlar şu linki tıklayarak dokumana ulaşabilir! Çekul İletişim Haber Listesi'nin kurulmasına da önayak olduğu için, Müge'ye teşekkürler!


Salı, Ekim 30, 2001

ÇEKÜL Vakfı üyeleri Cumhuriyet Bayramı’nı Kemaliye’de, Çevre Kültür Evi’nde kutladı.

ÇEKÜL Vakfı’nın “7 Bölge 7 Kent Projesi” kapsamında yer alan Kemaliye, doğal-kültürel varlıkların korunması yolunda son yıllarda bir dizi girişimlere tanık olmakta... 

Bu doğrultuda Çevre Kültür Evi hedefli kamu-yerel-özel-sivil birlikteliğiyle yıkılmaya yüz tutan eski ortaokul binası, kitaplığı, tiyatrosu ve araştırma birimleriyle onarılarak yaşama geçmiş bulunuyor.

ÇEKÜL üyeleri, Kaymakamlık ve Belediye işbirliğiyle sürdürdükleri bu çabalarla, kentin bütününden başlayarak eski evlerin konaklamaya açılmasına, Çevre Kültür Evi’nin işlevine uygun donatılmasına, üniversitelerle ortak “Yaz Okulları”nın başlatılmasına, eski evlerin farklı kullanımlara açılmasına ortam hazırlamaktadır.

Ayrıca ÇEKÜL İstanbul üyeleri bu yıl Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında olduğu gibi, trenle Kemaliye ziyaretlerini geleneğe dönüştürme konusunda da önemli adımlar atmaktadır. Kemaliye’ye ilginin gittikçe artmasına neden olan bu gezilerin belirli bir hedefe dönük tasarlanması kalıcı izler yaratıyor. Kemaliyeli'lerin bu yıl kentlerini korumaya yönelik örgütlenmelerine hız vermeleri, korumada inancı ve coşkuyu arttırmaktadır.

Onarılan ortaokul binası

Kemaliye'den gelecek yeni fotografların yükleneceği Kemaliye Fotograf albumü