Yanan Ormanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yanan Ormanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Kasım 13, 2001

BİLECİK’TE SEVMEK VE YAŞATMAK…


Bu makalenin yazarı: bu resimde, ortada, montu rüzgarda uçuşan, Bilecik'e önceden gidip, gençleri örgütleyen Hakan Karan!
“Severek yaşamak, hayattaki en büyük meydan okumadır.”
J. Buscaglia
Bilecik’te, geçtiğimiz günlerde “yaşamak” için “sevmek” gerektiğini, sevginin paylaştıkça nasıl çoğaldığını, bu kez biraz farklı olarak, toprakla, fidanla gösterdi insanlar.

Umut dolu yürekler, sıcacık eller, toprakla buluşturdukları fidanların göğe uzanan mutluluğuyla kanıtladılar doğaya olan sevgilerini. Hayat veren doğa, bu kez yeni hayatlar aldı insanın elinden. Bir orman yanmıştı yürekleri kavurarak, bir yeni orman yeşeriyordu kalpleri coşturarak.

Osmaneli’de üniversite-lise-ortaokul öğrencileri, Orman Bakanlığı ve Yargıtay temsilcileri, kamu-yerel-özel kuruluşların yönetici ve mensupları, 12 Ekim günü bir birliktelik mesajı verdiler, yokolan bir doğayı özveriyle, birikimle, emekle yeniden yerine koyabilmenin sevincini yaşadılar.

Kırk kilometre ötede, Bilecik’te aynı duygular, aynı düşünceler, tarihi ayağa kaldırıyor, toprak karış karış eşilerek, bir büyük uygarlığın uyuyan izleri yeniden canlandırılıyordu.

Bilecik son günlerde, doğası ve kültürüyle ayrıcalıklı yerini koruyacağının, üzerinde oturduğu benzersiz mirasın değerini bilen yurttaşlarla güçlü yaşayacağının işaretlerini veriyor.

Tarihin her evresinde üretimin çekim noktası bu topraklarda yasayan insanlar, yaratılan uygarlıkların günümüze gelen sonuçlarının da sorumluluğunu taşıyorlar.

Günümüzde yaşayan büyüklükleri yitirmemek, bereketli doğayı küstürmemek, dünü-bugünü-geleceği nasıl yaşanabilir kılacağımıza karar vermemiz gerekiyor.

Bu aşamada Bilecik halkı, yaratılan bu dayanışma ortamıyla diğer kentlere de örnek oluyor.

Anadolu’ya yurt anlamını yükleyen doğa-tarih-insan bütünlüğü, O’na parçalanamaz bu birlik içindeki değerlerini, insan ruhunun zenginliğine borçlu olduğunu gösteriyor.

Anadolu insanı, sonsuza dek bu birlikteliğin türküsünü söyleyecektir. Yaşadıkça, ürettikçe, paylaştıkça… Ne dedik en basta, severek yaşamaktır hayattaki en büyük meydan okuma !..

Hakan Karan


Salı, Ekim 16, 2001

BİLECİK’TE DOĞAYA VE KÜLTÜRE İLK YARDIM...

(Resimleri daha büyük görmek için lütfen üzerlerine tıklayınız!)

Protokol İmzası. Tıklayın!Orman Bakanı ve Çekül Başkanı Protokol İmzası Sırasında...

İlk fidanlar dikiliyor. Tıklayın!İlk fidanlar dikilirken...

Tarihi İmaret... Tıklayın!"Beylikten İmparatorluğa, İmparatorluktan Kurtuluşa: BİLECİK" gezisi ...


Bilecik ÇEKÜL Gençlik Birimi"Bilecik Çekül Gençlik Birimi- Dumlupınar Üniv. İşletme Kulübü


Diğer resimler için lütfen ÇEKUL ALBUMU'ne bakınız!


Yanan ormanlık alanların yeniden ağaçlandırılması için ÇEKÜL Vakfı tarafından "Yanık Tedavisi" başlığı ile planlanan kampanya, geçtiğimiz hafta sonu, Bilecik, Osmaneli ilçesindeki Tütünlük mevkiinde bitki örtüsüyle birlikte 4 ay önce yanan 600 hektar büyüklüğündeki alanda yapılan fidan dikimi töreni ile başladı. Aynı törende, Orman Bakanı Nami Çağan ve Çekül Vakfı Başkanı Prof.Dr. Metin Sözen, Marmara Bölgesinde yanan tüm alanları bu kampanya kapsamına alan bir protokol imzaladı. Törene "Yargıtay Hatıra Ormanı"nın ilk fidanlarını diken Yargıtay üyeleri de katıldılar. Program, "Beylikten İmparatorluğa, İmparatorluktan Kurtuluşa: BİLECİK" projesi kapsamında, yöredeki kültürel ve mimari mirasın incelendiği iki günlük bir kültür turu ile devam etti...



ÇEKÜL Vakfının, T.C. Orman Bakanlığı ile işbirliği içinde 1993 yılından bu yana gerçekleştirdiği ve 3 milyon ağaca ulaşan “7 Ağaç Ormanları” kampanyası, bu dikim yılında yurdumuzun yeniden yeşertilmesi amacıyla, yanan orman alanlarına odaklanıyor. Bu amaçla tüm olanaklarını seferber ederek, kaynak yaratmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleyen ÇEKÜL Vakfı, ilk etkinliği, “Yanık Tedavisi” başlığı altında, 12 Ekim 2001 Cuma günü, Bilecik - Tütünlük yöresindeki okullar ve doğa severlerin katılımıyla gerçekleştirilen fidan dikimi ile başlattı. Törene aynı alanda kurulacak "Yargıtay Hatıra Ormanı"nın ilk fidanlarını diken Yargıtay üyeleri de katıldı. Çekül Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen, törende yaptığı konuşmada (*) , "doğal ve kültürel korumanın birbirinden soyutlanamayacağını", "doğruları görmek" için, Haziran ayında çıkan yangından "yalnızca 4 ay sonra" Bilecik'te gerçekleştirilen bu çalışma gibi, "bazen, bir olumsuzluğun da, olumlu sonuçlar doğurabildiği"ni vurguladı. Orman Bakanı Nami Çağan da, aynı törende Bakanlığın, "yaraların sarılması için yakın plan işbirliği yaptığı" Çekül Vakfı ile imzalayacağı protokolun, yapılan bu çalışmaları "Marmara Bölgesinde tahribata uğramış tüm orman alanlarını kapsama alarak genişleteceğini" belirtti. Bilecik Valisi Ünal Ülkü, doğal ve kültürel mirasın korunması amacıyla tüm güçleri birlikteliğe çağırdı. Belediye Başkanı Yaşar Tüzün, yerel yönetime düşen sorumlulukları yükleneceğini açıkladı.

Törene İstanbul'dan katılan Çekül gönüllüleri ve basın mensupları (**), daha sonra Osmaneli yöresindeki sivil mimari örneklerinin incelendiği bir kültür turuna çıktılar. İlk olarak Osmaneli ilçesindeki sivil mimari örneği evler ve kamu yapıları, bu arada "fiili" koruma altına alınmış bir eski Rum kilisesi gezildi. Aynı gün akşam,Dereceye giren Narlar..



İnhisar ilçesinde yapılan Nar Festivali'ne katılan grup, Grup!ertesi gün Bilecik, Söğüt ve Bozüyük'te incelemeler yaptı. Bilecik'te İstanbul Teknik Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencilerinin başlattıkları kazı çalışmalarıyla eski yerleşime ait kalıntıların ortaya çıkarıldığı ve kültürel bir merkeze dönüştürülmeye çalışılan 500 dönümlük alanda Prof.Dr.Metin Sözen "Beylikten İmparatorluğa, İmparatorluktan Kurtuluşa: BİLECİK" adı verilen kültürel koruma projesi hakkında bilgi verdi. Bu proje, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş coğrafyasında ilk durak olan Bilecik’in tarihi dokusunu ortaya doğru bir biçimde çıkarmayı ve Osmanlı dönemi kent ticaret yapılarının canlandırılarak bölgeyi kültürel turizme kazandırmayı amaçlanıyor. Prof. Sözen, bu amacın gerçekleşmesinde Çekül Vakfı'nın "katalizör ve koordinatör" rolü oynadığını, aslolanın, "bu coğrafyada yaşayanlar ve kentin geleceğinde söz hakkı olanlar tarafından birlikte ve doğru kararların verilmesi" olduğunun altını çizdi. Bilecik turu, Kınık Köyü El Sanatları ve Çömlekçilik tesisleri ile Küçükelmalı ve Pazaryeri ilçelerindeki doğal parklara yapılan ziyaretle son buldu.

(*) (Konuşmanın tamamı aşağıya aynen alınıştır)


(**)
Sayın Refik Durbaş'ın 21 Ekim 2001 tarihli SABAH'ta yer alan gezi izlenimleri için lütfen tıklayın!

Sayın Ertuğrul Kayserilioğlu'nun 19 ekim 2001 tarihli FİNANSAL FORUM'da yer alan haberi için burayı tıklayın!

Sayın Füsun Özbilgen'in konu ile ilgili olarak POSTA'da yazdığı makale ve haber için -Posta'nın Internet versiyonu olmadığından- burada bağlantı veremiyoruz! Ama ona ve geziye katılan gazeteci dostlarımıza bilvesile tekrar teşekkür ediyoruz...



(*) M. Sözen'in konuşmasında verdiği mesajlar:

21. YÜZYILDA BİLECİK’İN YENİ KİMLİĞİ




“Beylikten İmparatorluğa, İmparatorluktan Kurtuluşa: Bilecik” başlığı, sürekliliğin, bir toplumun gelişme evrelerinin belirlenmesine giden yolu aralamanın ilk işaretidir. Bir anlamda 21. yüzyılda “kendini farklı taşıma” kararlılığıdır.

Kentler de insanlar gibidir, doğarlar, gelişirler, mutlu-mutsuz günleri olur. Onları bulundukları coğrafyada farklı kılan, yaşama sevincini geliştirecek ögelere kazandırdıkları inceliktir. Her kentlinin anılarında bıraktıkları kalıcı izlerdir.

Kimlikli bir toplumun göstergesi ise, kentlere-ülkeye-dünyaya verdiği değerdir. Ülkede insanlar, duyarlı bir “hemşehri“, duyarlı bir “yurttaş”, duyarlı bir “dünyalı” kimliğini sergiliyorsa, o toplum “katılımı”, “dayanışmayı”, “birlikte üretmeyi“ yaşamlarının kopmaz parçası kılmış demektir.

Bu sorumluluk isteyen süreçte, tarihin özel anlarına tanık olmuş kentler, ülkeler de vardır. Bilecik böyle bir coğrafyada, Anadolu coğrafyasında, dünya devleti olmaya yönelmiş insanların varlığına tanık olmuştur. Adım adım Doğu Roma İmparatorluğu’nun sınırlarını daraltarak gelişmesinde, güven kaynağı, güç kaynağı olmuştur.

Bugün bunun anlamı dünden daha önemlidir. Küreselleşen dünyada dünün kimlikli izleri artık hızla değişmektedir. Geçmişin kimlikli kentleri, onları farklı kılan nitelikleri hızla silinmektedir. Bilecik köklü izlerini koruduğu oranda tekdüze dünyada yerini alacak, dün-bugün-gelecek arasında yerini doğru tanımlayacaktır.

Şimdi hepimize düşen sorumluluk nedir? Bu sorunun cevabı çok açık: Kültür yaratan bireylerin buluştuğu kentlerin onlara uygun hemşehrisi olmaktır. Kendine ulaşan her izi geleceğe geliştirerek taşımaktır. Bilecik’in böyle bir coğrafyada niçin buraya kurulduğunu unutmamaktır. Kurtuluş Savaşı’nın ardından her geçen gün varlığını yitiren özgün kent parçalarını, beylikten imparatorluğa ulaşmış bir toplumun ürettiği kenti, günümüzün olanaklarıyla unutturmamaktır.

Büyük kültür-ticaret yolu üzerindeki Bilecik’in ticaret merkezi neredeydi? Bugün minareleri kalmış camiler hangi mahallenin merkezine işaret ediyordu? Osmanlıyı beylikten imparatorluğa taşıyan yolda imaretler hangi işlevi yüklenmişti? Değirmene gelen su hangi bereketi taşıyordu? Bu bereket Şeyh Edebali ve benzeri kimliklerle nasıl bir toplumsal-siyasal sonuçları yaratmıştı? Osman Gazi, Orhan Gazi ve diğerlerini Bilecik'e, Söğüt'e, Osmaneli’ne bu çevreye çeken güç neydi? Kısacası Bilecik niye buraya kurulmuştu?

Çoğaltılması mümkün bu soruların cevabı kısa. Kentin kimliğini her yaş diliminde insana okutmak istiyorsak, bizlere ulaşan her belge ve bulguyu doğru değerlendirmeliyiz. Bilecik’in geçmişteki yüzünün algılanması için, çağdaş düzenlemelerle kalan sınırlı kent parçalarına “ikinci bir yaşam hakkını” sağlamak zorundayız.

Bu süreci göze almak, yaşama geçirmek, bir “ilki başarmak” anlamına gelmektedir. Çok sınırlı bilgileri doğru değerlendirmek, anlamsız-abartılı anlatımlara neden olmamak için her noktayı tartışmak, kamu-yerel-özel-sivil birlikteliği sağlamak, “temel hedef” olmalıdır.

Gelinen noktada Bilecik Valisi Ünal Ülkü dar olanaklarla hareketi başlatmış, tüm güçleri birlikteliğe çağırmıştır. Belediye Başkanı Yaşar Tüzün yerel yönetime düşen sorumlulukları yükleneceğini açıklamıştır. Bu konuyla ilgili araştırmalara koşut olarak, üniversitelerin öğretim üyeleri ve uzmanları kazılara başlamış, sivil toplum örgütleri destek verdiklerini açıklamışlar, eşgüdümü sağlamak üzere ÇEKÜL Vakfı gerekli girişimlerde bulunmuş, kısacası katılıma dayalı bir “güç odağı“ oluşmuştur.

Burada üretilecek çağdaş düzenlemelerle, benzer süreçten geçmiş Van, Gümüşhane, Doğubeyazıt, Malatya, Elazığ gibi bir dizi tarihi çekirdeğinden uzaklaşmış kentlere, bir büyük imparatorluğun ve Cumhuriyet’in kuruluş heyecanını yaşamış Bilecik, “somut-öncü uygulamalarla” örnek olabilirse, sanırım 21. yüzyılı doğru değerlendirmiş olacaktır.

Kuşkusuz bu, “özveriye-birikime dayalı, bilginin bilince dönüştüğü ortamlarda“ gelişebilecek, “kent-havza-bölge-ülke boyutunda“ bir yaklaşımı egemen kılmakla geçerlik kazandırabilecek yeni anlayışın ürünü olacaktır.

Bilecik’te her kesimin, her yaş diliminde özverili-birikimli bireyin içinde yer aldığı günleri görme dileğiyle...


Prof. Dr. Metin SÖZEN
ÇEKÜL Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı




BİLECİK’TE DOĞA-KÜLTÜR ÖNCELİKLİ GÜNDEM...

ÇEKÜL Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin SÖZEN, Bilecik-Osmaneli-Söğüt-Pazaryeri-Bozüyük ve İnhisar’da ÇEKÜL Yüksek Danışma Kurulu üyesi öğretim üyelerinin, kamu kuruluşları yöneticilerinin, ilgili kişilerin de katılımıyla incelemelerde bulundu.

Geziler boyunca doğal-kültürel varlıkların bütünlük içinde değerlendirilmesi, tarihsel yapıların-geleneksel konutların korunmasının sağlanması gibi öncelikli konulara yönelik havza boyutunda bir uygulama planı oluşturulması için çalışmaların hızlandırılmasının gerekliliği üzerinde duruldu.

Bilecik’te doğa-kültür öncelikli gündem oluşturan konular ve ilerleyen süreçte geliştirilecek programlarla ilgili ve ÇEKÜL Bilecik Temsilciliği, kamu kurum-kuruluşları ile Anadolu Üniversitesi’nin ilgili öğretim üyelerine ulaştırılan rapor şöyle:

"BİLECİK -OSMANELİ- YAPILACAK ÇALIŞMALAR RAPORU"

• Doğal-kültürel varlıkların bütünlük içinde değerlendirilmesi ilkesine uygun olarak geliştirilen çalışmaların Anadolu Üniversitesi öğretim üyelerinin yükümlülüğündeki bölümlerin desteklenerek sağlıklı verilere ulaşılmasının hızlandırılması.

• Bu alandaki tek kalmış geleneksel konutun satın alınarak kazı çalışmalarında ve çıkan buluntuların depolanmasında kullanılması için onarıma alınması.

• Belge-bulgularla her geçen gün farklı boyutlar kazanan araştırma alanının gerekli kararlarla donatılarak, Valiliğin başlattığı ve her türlü desteği sağladığı bu özgün ortamın geleceğinin güvence altına alınması.

• Belediye’nin yükümlülüğüne uygun olarak verdiği desteklerin ışığında kentin değişik mekanlarında da yaşayan tüm kültürel varlıkların korunmasının sağlanması.

• Kent ve tarihsel yapılar yeniden işlevlendirilirken kamu yapılarının hukuksal durumları gözden geçirilerek eşgüdümün sağlanması.

• Bu süreçte “Çevre Kültür Evi” odaklı bir yerel araştırma birimi oluşturularak köklü girişimlerin kalıcılığının güvence altına alınması.

• Bilecik Valiliği-ÇEKÜL Vakfı-Anadolu Üniversitesi’nin ortaklaşa düzenleyecekleri bir programla gelişmelerin çok yönlü eğitim boyutuna taşınması.




Salı, Ekim 09, 2001

Haydi! Bilecik'e gidiyoruz!

BİLECİK’TE DOĞAYA VE KÜLTÜRE BİRLİKTE BAKMAK!


ÇEKÜL Vakfı’nın kent-havza-bölge-ülke ölçeğinde sürdürdüğü çalışmalardan biri olan “Kendini Koruyan Kentler Projesi”ne Bilecik de eklendi. Bilecik-Söğüt-Osmaneli bölgesini “havza boyutunda” ele alarak geliştirilecek projelerin ilk girişimleri başlatıldı. Valilik, Belediye, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi işbirliğiyle başlatılan “Beylikten İmparatorluğa, İmparatorluktan Kurtuluşa” projesi, iki ay gibi kısa bir sürede önemli ölçüde ilerledi. Gönül Kaya’nın koordinatörlüğünde oluşturulan ÇEKÜL Bilecik Temsilciliği’ne Elif Yaşar’ın girişimleriyle Gençlik Birimi de eklendi. Orman Bakanlığı işbirliğiyle başlatılan “Marmara Bölgesi’nde Yanan Alanları Ağaçlandırma Kampanyası”nın ilk adımı da Bilecik’in Osmaneli İlçesi’nde atılıyor. Yanan alanlar, halkın geniş katılımıyla ağaçlandırılacak.

Kamu ve sivil kesimin kendi olanakları oranında sürdürdükleri koruma-yaşatma girişimlerinin ancak halkın desteği olduğu takdirde ve birlikteliğe dönüştüğü oranda başarıya ulaştığı gerçeği, son günlerde Bilecik’te de kendini gösteriyor. Bu nedenle Bilecik’in doğal-kültürel-tarihsel değerlerinin korunması çabaları, halkın katılımın ve her şeyden önce manevi desteğini, öncelikli ilgisini beklemektedir.

Çabalar, paylaşıldıkça anlam kazanacak ve olumlu-kalıcı sonuçlar verecektir.

Hayat Vermek...
Osmaneli’de yüzbinlerce ağacın alevlere yenik düşmesi ve ardında kül rengi bir orman bırakması, bu toprakları yaşatmak zorunda olan insanlar için koşulsuz dayanışma ortamını da kaçınılmaz kılmıştır.

Binlerce yıldır bize hayat veren toprak, şimdi bizden hayat bekler duruma gelmiştir. Yaşama şansımızı güçlendirmek, elimizdedir. Orman yokoldu mu, toprak canlılığını yitirdi mi, bu topraklar üzerinde yaşayan-üreten insanlar için de yaşam zorlaştı demektir.

Bilecik’in ayrıcalıklı doğası; köklü tarihsel birikiminin yaratıldığı topraklara bağlılığıyla bir bütün olarak değerlendirilmeyi, yeniden tasarlanmayı ve sağlıklı kullanılmayı beklemektedir.

Yanan ormanların yeniden yeşertilmesi, kentin kimliğine uygun planlanması, tarihsel izlerin ortaya çıkarılarak korunması, geleceğe taşınan Bilecik’in özellikli yerini tanımlayabilmesinin umut veren ilk işaretleri olacaktır.

Doğa-kültür öncelikli projelere kamu-yerel-sivil-özel her kesimden bireyin el vermesi, birikimleri oranında katkı yapması, hemşehrilerin kentine sahip çıkması, özverili çabaların olumlu sonuçlara yönelmesine hız katacaktır.

Şimdi, Bilecik insanı doğasına hayat verecek, kültürünü ayakta tutacak. Oluşacak katılım ve dayanışma ortamı, kente yeni umutları da beraberinde getirecek.

Güçlü birlikteliklere...


12 Ekim, Cuma günü yapılacak ve Orman Bakanı, Yargıtay Başkanı ve gönüllülerin katılacağı 7 Ağaç Ormanları'nın geleneksel fidan dikimi, bu yıl "Yanık Tedavisi" başlığı altında Bilecik, Osmaneli ilçesinden başlıyor...

PROGRAM:

12 EKİM Cuma : 07.00- Taksim'den, 07.30- Kadıköy'den özel otobüslerle hareket / 11.00- Bilecik / Osmaneli İlçesi, Tütünlük Mevkii – “Yanık Tedavisi” Kampanyası İlk Fidan Dikimi Töreni - (Öğle yemeğinden sonra) 14.00- Osmaneli ilçesindeki sivil mimari örnekleri ve eski rum kilisesinin gezilmesi / Akşam Yemeği/ Konaklama: Bilecik Valiliği Misafirhanesi –

13 EKİM Cumartesi: 09:00 Bilecik Merkez Proje Alanı (“Beylikten İmparatorluğa, İmparatorluktan Kurtuluşa: Bilecik Projesi” tanıtımı) 10: 30- Söğüt İlçesi’ne Hareket 11:30 Ertuğrul Gazi Türbesi, Hamidiye İdadisi camii, Darüleytam, Kaymakam Çeşmesi, Öğle Yemeği , Bozüyük, Pazaryeri İiçesi Küçükelmalı ve Kınık Köyü El Sanatları ve Çömlekçilik tesisi ziyareti ve İstanbul’a dönüş...

AÇIKLAMA: Geçen Haziran ayında, Bilecik'in Osmaneli ilçesinde, Tütünlük orman mevkiinde çıkan bir yangın, bitki örtüsüyle birlikte 600 hektarlık bir orman alanını yok etmişti. Yüzbinlerce ağacı yok eden bu ve benzeri diğer yangınlardan sonra, bu toprakların yeniden yeşertilmesi için güçlü bir toplu dayanışma ortamının yaratılması şart oldu. İşte bu nedenle Çekül "7 Ağaç Ormanları” kampanyasının geleneksel yıllık fidan dikimine bu yıl "Yanık Tedavisi" başlığı altında Bilecik'ten başlanıyor. Yanan ormanları yeşillendirmeyi ve yeniden hayata kazandırmayı amaçlayan kampanyanın ilk fidanları Bilecik, Osmaneli ilçesinin Tütünlük yöresindeki törenle gerçekleştirilecek. Bu törene Orman Bakanı Nami Çağan, Yargıtay Başkanı Sami Selçuk ve Yargıtay üyeleri, Çekül Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen, Çekül temsilcileri, Ankara, Bursa, Eskişehir, Kütahya gibi civar illerden doğa severler ve Bilecikli’ler katılacak. Ertesi gün Söğüt ve Bozüyük'e yapılacak kültür turu ile etkinlik sona erecek.

12 Ekim Cuma sabahı İstanbul'dan kalkacak otobüslerle geziye katılmak isteyenlerin, en geç 10 Ekim Çarşamba akşamına kadar 0212 249 6464’den Nurten Gültekin’i aramalarını ve rezervasyon yaptırmalarını rica ediyoruz.


ÇEKÜL BİLECİK’TE NELER YAPIYOR ?



DOĞA_______________ 7 Ağaç Ormanları Bilecik’te Yeşeriyor...

Osmaneli İlçesi’nde çıkan yangın sonucu yitirilen ormanlar, Bilecikliler’in katılımıyla yeniden oluşturuluyor. Orman Bakanlığı, yanan 5580 dönüm orman alanının ilk yıl 1400 dönümünü ağaçlandırmayı planlıyor. Proje, Bilecikli sanayici ve işadamlarının ve halkın güçlü desteğine ihtiyaç duymakta. Önümüzdeki günlerde ÇEKÜL Bilecik Temsilciliği Gençlik Birimi gönüllüleri, kentte herkesi en az 7 ağaçla projeye katılmaya çağıracak.

1992’den bu yana sürdürülen “7 Ağaç Ormanları Projesi”nde 2,5 milyona ulaşan fidan sayısına Bilecik’te yeni fidanların eklenmesi, doğanın hayat bulması anlamına geliyor.

“Herkese 7 Ağaç” sloganı da, Bilecik için önümüzdeki ayların doğal gündemi !..

KÜLTÜR__________Kültürel Değerlere Sorumlu Bakıyoruz...

“Beylikten İmparatorluğa, İmparatorluktan Kurtuluşa: Bilecik” başlığıyla geliştirilen proje, Eski Bilecik’in tarihi dokusunu ortaya çıkarmayı, Osmanlı dönemi kent ve ticaret yapılarının canlandırılarak bölgenin kültürel turizme ve Bilecik’in sosyal yaşamına kazandırılmasını hedefliyor. İstanbul Teknik Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi öğretim üyeleriyle öğrencileri hızla bölgeyi tarıyor, eski yerleşime ait izler ortaya çıkarılıyor, ayrıntılı ve titiz bir planlamayla 500 dönümlük alan kültürel bir merkeze dönüştürülüyor.

Bilecik yakında, yapıları, müzesi ve yeşil alanlarıyla yaşayan bir kent dokusuna sahip olacak. Geçmişin zengin birikimini geleceğe taşıyan, korunan bir kent olarak.

Bilecik halkının üzerine düşense, kentin kimliği olan değerlere sahip çıkmak, kültürel-tarihsel zenginliğe sorumlu bakmak !..

EĞİTİM___________Bilinç, Sahiplenme ve Katılım Artıyor...

Üniversitenin ve çevreye duyarlı gençlerin katılımıyla oluşan Gençlik Birimi, halka yönelik bilinçlendirme çalışmalarına başladı. Doğal ve kültürel değerlere daha duyarlı bakan, bilgi düzeyi yüksek bireylerin sayıca çoğalması için, ilk olarak okullarda çevre eğitimi etkinlikleri başlatıldı. Genç-yaşlı tüm yurttaşların çevresel değerlere karşı duyarlı ve sorumlu davranış biçimi edinmelerini amaçlayan bir dizi söyleşi, konferans, seminer vb. etkinlikler önümüzdeki aylarda da sürdürülecek.

Gençler, sorunlarına sahip çıkarak kendi çözümlerini üretmek için gönüllü çabaları yaygınlaştırmayı hedefliyorlar.

Yaşam koşullarının iyileşmesi herkesin ortak dileği ancak, şu üç başlığın özellikle altını çizmek gerekiyor: Bilinç, sahiplenme ve katılım !..


Çarşamba, Eylül 12, 2001

15 EYLÜL - 31 EKİM 2001 ÇEKÜL ETKİNLİKLERİNDEN BAZILARI


1) Temiz Beyoğlu Sokağı Yarışması/ Dünyamızı Temizleyelim Kampanyası

Katılımcılar: ÇEKÜL Eğitim Birimi- ÇEKÜL Gençlik Birimi- Gönüllüler
Konu: Beyoğlu’nda seçilen sokaklar arasında temizlik yarışması düzenlemesi
Başlangıç Tarihi: 21 Eylül
Süre: Üç Ay

2)"Dünyamızı Temizleyelim" Kampanyası

Katılımcılar: ÇEKÜL Bilecik Temsilciliği, Gönüllüler, doğaseverler
Konu: Tahribolan orman alanlarının yeniden ağaçlandırılması
Başlangıç Tarihi: 21 Eylül

3) Tarihi Kentler Birliği Kars Genel Kurul Toplantısı

Katılımcılar: Türkiye Tarihi Kentler Birliği Genel Kurul Üyeleri,
Nursu Büyükhelvacıoğlu, Nurhan Ercan,
Konu: Olağan Genel Kurul
Başlangıç Tarihi: 21 Eylül
Süre: 2 gün

4) Dünya Vejetaryenler Kongresi

Katılımcılar: ÇEKÜL Gönüllüleri
Konu: İstanbul TÜYAP’ta düzenlenen sergi ve kongre merkezinde ÇEKÜL stand açıp, "7 Bölge 7 Kent" projesini tanıtacak
Başlangıç Tarihi: 28 Eylül
Süresi: 5 gün

5) "Van Bahçesaray Cevizlerini Çoğaltalım" Şenliği

Katılımcılar: Biricik Arcan, Şahika Ertan, Fügen Akkemik, Asaf Ertan, Faruk Boyacı
Konusu: Ceviz Şenliği
Başlangıç Tarihi: 30 Eylül
Süresi: 1 gün etkinlik, 3 gün toplam eğitim

6) "Yanan Ormanlarımızı Yeşertelim" Kampanyası Bilecik DikimTöreni

Katılımcılar: Bilecik Valiliği, Bilecik Temsilciliği, Gönüllüler
Konusu: Yanan alanları canlandırma amacı ile ÇEKÜL 7 Ağaç kampanyasını Bilecik ormanlarına taşımak...
Başlangıç Tarihi: 12 Ekim
Süresi:1 gün

7) Kemaliye Gezisi

Katılımcılar: Ali Akdamar, Kemaliye Gönüllüleri
Konu: Kemaliye Eski Ortaokul Binasının açılışı dolayısı ile trenle Kemaliye’ye gezi düzenlenmesi
Başlangıç Tarihi: 29 Ekim