Salı, Ağustos 13, 2002

Dünya Hafta Sonu Çevre Kültürü Sayfasından:

GELECEĞİNİ DÜŞÜNEN KENT: YALVAÇ



Türkiye’de sağlıklı bir kentsel ortamı egemen kılamamanın temel nedenlerinden biri, ayrıntılı araştırmalara dayalı, çok yönlü kullanımlara olanak veren, değişik ölçeklerde planların ülke bütününde bugüne kadar “istenilen nitelikte ve sayıda üretilememiş” olmasıdır. Üretilen planların uygulama şansını artıracak “güçlü bir örgütlenmenin de bulunmayışı”, bu konuların gerekliliğine inanmış kesimlerin sürdürdükleri çabaların somut sonuçlara ulaşmasını, olumlu örneklerin geleneğe dönüşmesini önlemiştir. Sürekliliği sağlayıcı yasal donatıdan yoksun oluşumuz, her seçimden sonra değişen kadroların yaklaşımlarıyla kentler yeni biçimlere bürünmektedir. Tasarım-uygulama sürecinde “ileri hedefleri içerecek, yeni girdilerle beslenecek” bir yaklaşıma şans tanınmaması, kentlerin yaşam kalitesinin yükselmesi, inceliklerle donatılması olanağını sürekli sınırlı kılmıştır.


Bugün hangi ölçekte yerleşme yerine giderseniz gidin, günlük işlemlerle ilgili yürürlükte olan bazı plan ve belgelere rastlarsınız. Ancak bunların büyük bir bölümü “uzun dönemli gelişmeleri içermekten uzak”, günlük başvurulara cevap vermek üzere kullanılan belgelerdir. Oysa kentler, “yaşamlarını zenginleştirecek”, “her evresinin belirlendiği”, “açık ve kavranabilir nitelikte”, “tartışılarak alınmış kararlara yaslanan” planlara gereksinim duymaktadır. Bu temel girdilerle yola çıkan bir çalışma, Isparta’nın Yalvaç ilçesinde denenmektedir. Ulaşılması gerekli her türlü bilimsel verilerin derlenmesiyle başlayan, ardından Yalvaç ve yakın çevresinin tüm varlığının değişik başlıklar altında toplanmasıyla birlikte tartışmaya açılan “Yalvaç/ Kültürel-Doğal Değerlerin Korunması-Geliştirilmesi ve Turizmin Çeşitlendirilmesi Projesi” önemli bir noktayı daha gündeme getirmiş bulunmaktadır. Bu önemli nokta, planlama sürecinde her alandan somut örnekler verilerek uygulamaların tasarımla birlikte sürdürülmesi, kavranabilir olmasının sağlanması, yaşama geçerken her kesimden katılımın güçlendirilebilmesidir.


Bunun somut yansıması, projede yer alan kurum-kuruluş-kişilerin varlığından da anlaşılmaktadır. Yalvaç Belediye Başkanı Yüksek Ziraat Mühendisi Tekin Bayram’ın özel kimliğinin sağladığı açıklıkla, Mimarlar Odası Antalya Şubesi ve ÇEKÜL Vakfı projenin sorumluluğunu yüklenerek, farklı bir yaklaşımı egemen kılmayı başarmış bulunmaktadırlar. İçişleri-Kültür-Turizm bakanlıkları, Isparta Valiliği, Ankara-Akdeniz-Çukurova üniversitelerinin katkılarıyla, bir bakıma Eğirdir-Beyşehir- Kovada göllerinin sınırladığı bir coğrafyada Yalvaç’ın değerlendirmeye alınması olanağı doğmuş, çıkış noktası şöyle belirlenmiştir: “Bu proje, Yalvaç’ın kimlikli bir kent olarak yaşaması-gelişmesi yolunda önemli bir adım olacak, korunarak geliştirilecek kültürel ve doğal değerleriyle Yalvaç’ı turistik bir çekim odağı konumuna getirecektir. Ülkemizin içinde bulunduğu bugünkü ortamda, Yalvaç halkının toplumsal kalkınmasının da hızlanması sağlanacaktır. Projenin, ülkemizin ‘Yirmibirinci Yüzyıla’ hazırlanmasına katkı koymasının yanı sıra, ülkemizdeki kentlere de örnek bir proje olması amaçlanmıştır. Çünkü proje, tek başına kültürel ve doğal mirasın korunması projesi değildir. Turizmin tek başına geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesi projesi de değildir. Proje, sadece bölgesel bir ekonomik kalkınma programı da değildir. Bu projenin bu üç konuyu da içine alan kapsamlı bir proje olması amaçlanmaktadır”.


Koordinatörlüğünü mimar M. Osman Aydın’ın, yöneticiliğini yüksek mimar Lütfiye Serap Yılmaz-mimar Özge Köksal-mimar Recep Esengil’in yükümlendiği projenin adım adım yaşama geçmeye başlamasında, bir bölümünün bitirilme aşamasına gelmiş olmasında, Belediye Başkanı Tekin Bayram’ın değişik kesimleri harekete geçirmesinin, katılımı çok yönlü sağlamasının, büyük payı olduğu gözükmektedir. Bu yıl, projenin küçük bir biriminin “Tarihi Kentler Birliği Duyarlılık Ödülü” alması, zamanı doğru kullanma, tasarımla uygulama arasında güçlü bağ kurma açısından, diğer kentlere önemli bir işaret olmaktadır.


Bu gelişmeleri kanıtlayacak örnekler, her noktada karşımıza çıkmaktadır. Kent merkezi tümüyle ele alınmakta, kamu ve sivil yapılarla kentin tarihsel-kültürel dokusunu ilk bakışta algılama şansı yaratacak nitelikte yeniden donatılmaktadır. Bu doğrultuda başta Kaş-Görgü-Kızılca mahalleleri olmak üzere geleneksel konutların yoğun korunduğu tüm mahalleler yeniden taranmakta, bazı sokaklarda “cephe onarımları” başlamış bulunmaktadır. Kesintisiz sürecek bu çalışmalarda “Yaz Okulu” öğrencilerinin katkıları ayrı bir anlam taşımaktadır. Benzer durum anıtsal yapılar için de söz konusudur. Bir geleneksel konutun “Çevre Kültür Evi” olarak tüm bu eylemlerin merkezi olması için onarıma alınması, benzer bir yaklaşımla tarihi “Yalvaç Hamamı”, “Eski Deri Fabrikası” ve diğer yapıların yeniden değerlendirilmesi, geçmiş özlü birikimlere farklı bakmanın gerekliliğini ortaya koymaktadır.


Kentin derinlikli geçmişini günümüze bağlamada en ağırlıklı noktalardan biri de “Pisidia Antiocheia” antik kentidir. Düne kadar hemen hemen büyük bir bölümü toprak altında kalmış olan ünlü kentin Yalvaç Belediyesi’nin büyük destekleriyle ve Kültür Bakanlığı tarafından yapılan kazılarla ortaya çıkarılması, önemli bir birlikteliğe işaret etmektedir. Bir bilim kurulu tarafından çok yönlü değerlendirilmeye alınacak olan kentin, kapıları, birbirinden önemli yapıları, “kültür ve inanç turizmine” büyük katkı sağlayacak niteliklerle yüklü bulunmaktadır. Aziz Paul’ün üç yolculuğunda da buraya uğraması, burada verdiği vaazlarla herkesi hıristiyanlığa çağırması, milattan sonra 324 yılında iki kilisenin burada yapılması, daha şimdiden yoğun bir ilgi odağı olmasını sağlamış bulunmaktadır. Yalvaç’ın bitişiğinde bulunan bu çok önemli antik kentin yanı sıra, biraz dışında, Eğirdir ve Beyşehir göllerinin birlikte görüldüğü tepede bulunan, hemen bir bilim kurulunun korumaya ve değerlendirmeye alması gereken “Men Tapınağı ve çevresi”, projenin ağırlıklı noktalardan birini oluşturmaktadır. Bilindiği gibi, Eğirdir Gölü’nün kuzey bölümü Hoyran Gölü adıyla anılır, doğal güzellikleri, etrafında ve Limia Adası’nda bulunan tapınak ve mezar anıtlarıyla, bir diğer değerlendirilecek alandır. Bu nedenle projede özel yer verilmiş, kültürel varlıkların bütünleşmesi sağlanmıştır.


Kent merkezinin ve çevresinde bulunan arkeolojik alanların zengin doğal dokuyla bütünleştirilmesi, ayrıntılı incelemeye alınmış olması, doğa-tarih-kültür dengesi açısından sağlıklı bir yaklaşım olarak gözükmektedir. Bu doğrultuda Yalvaç Belediyesi, kentin çevresinde büyük bir orman oluşturmuş, içinde Mario Kepholon Savaşı’nın, Anadolu Tarihi’nin canlandırıldığı bölümlerle, bir doğa-kültür alanına dönüştürmeyi hedeflemiştir. Tüm bu birikimlerden öncelikle Yalvaç halkının yararlanması için yapılan düzenlemeler arasında “Kent Kapıları”, “Hisarardı Piknik Alanı”, kanal boyunda “Sevgi Yolu/Uygarlık Bulvarı” başta gelmektedir. Salur ve Masır mahallelerinde ekotarımın, geleneksel sanatlarla ilgili atölyelerin, pansiyonculuğun geliştirilmesi, hemen hemen her mahallede kadınların yönettikleri bir “buluşma-dayanışma merkezi” olarak örgütlenmiş fırınların yaşama geçmiş olması, bu arada “Yalvaç Kent Tarihi Müzesi” konusuna bir başlangıç olarak, tüm geleneksel sanatların-zanaatların saptanması-yaşatılması-değerlendirilmesi, Yalvaç’ın kimliğini oluşturan ailelerin belgelerinin toplanması, yaşamını Yalvaç’a adamış kişilerin saptanarak değerlendirilmesi çalışmalarıysa, projeye koşut sürdürülmektedir.


16-17 Ağustos tarihlerinde ise Türkiye’nin bilim-kültür-düşün-sanat-siyaset alanındaki birikimli kimliklerinin Yalvaç’ta yapacakları toplantıda, “saptanan hedefler”, “hedeflere ulaşmada denenen yol”, tüm ayrıntılarıyla tartışılacak ve “diğer kentlere örnek olma şansı” üzerinde durulacaktır. “Bir Kentin Geleceğe Kimlikli Taşınması/Yalvaç Buluşması” başlıklı bu toplantının sonuçlarının, Yalvaç’a olduğu kadar diğer kentlere de katkı sağlaması beklenmektedir...




Pazartesi, Ağustos 12, 2002

Kemaliye Yaz Okulu

KEMALİYE (EĞİN) YAZ EĞİTİM ÇALIŞMALARI




ÇEKÜL Vakfı’nın 7 Bölge 7 Kent projesindeki kentlerden biri, Türkiye Tarihi Kentler Birliği üyesi Kemaliye (Eğin), 15 Ağustostan itibaren 13 mimarlık öğrencisi ve öğretim üyesini 15 günlüğüne konuk ediyor. İçlerinde, drama öğrencisi, sanat tarihçisi ve çevre eğitmenlerinin de bulunduğu grup, Eğinliler ile birlikte bir dizi çalışma yapacak. Mayıs ayından beri, ÇEKÜL Vakfı bünyesinde çalışan 13 kişilik grup, projenin oluşumundan, uygulamasına, uygulama sonrası çalışmadan değerlendirme aşamasına kadar yer alıyor.

Proje temel olarak, iki bölümden oluşuyor. i) Sosyal ve kültürel çalışmalar; ii) Mimari çalışmalar.

Projenin ön hazırlık çalışmalarını şu sıralarda Mimar Sinan Üniversitesinde devam ettiren öğrenciler, ellerindeki 1980 yılında hazırlanmış paftaları güncel hale getiriyorlar. Bu bağlamda Doç. Dr. Berrin Alper’in 1990 yılında hazırlamış olduğu “Kemaliye (Eğin) Yerleşme Dokusu ve Evler Üzerine Bir Araştırma” başlıklı doktora tezindeki konutlar da, 15-29 Ağustos 2002 tarihleri arasında Kemaliye’ye gidecek olan grup tarafından paftalar üzerinde işaretleniyor. Projenin hazırlık aşamasında ayrıca, İstanbul’da yaşayan Eğinlilerle yapılmış bir anket çalışması var. Bu anket çalışması ile, projenin ihtiyaçları belirlenerek, geliştirilmesi hedefleniyor.

İşlenmiş paftaları ile Kemaliye’ye gidecek olan grup önceden tespit ettikleri çalışılmamış binaların basit rölovelerini hazırlayarak, mekanların tasarım kriterlerini belirleyecekler. Sözlü tarih çalışmaları ise, projelerini hazırladıkları bina sahipleri ve köyün yaşlıları ile gerçekleşecek. Proje ekibi, eğitim çalışmaları sırasında akşam çalışmalarını da planlamışlar; her gece bir konu üzerine sohbetler, belgesel gösterileri, çocuklar için çizgi film gösterileri, pandomim ve drama çalışmaları, resim ve fotoğraf atölyesi 15 gün boyunca yapılacak işler arasında. Çalışmalara yerel yönetimler ve Eğin halkı tam destek veriyor.

Resimde, Kemaliye'ye gideceklerden bir grup, İstanbul ÇEKÜL Merkezi'nde, Genel Sekreter Betül Sözen, o sırada Tokat'ta yapılmış geziden dönmüş bulunan yazar Füruzan ve Başkan Prof. Dr. Metin Sözen ile birlikte:

Yaz okulu ekibinden bir grup CEKUL'de

Cuma, Temmuz 26, 2002

Kemaliye Temsilciliği

İstanbulda yaşayan Kemaliyelilerin oluşturdukları gönüllü grup bir güzel iş daha başardı...



    


            Betül SÖZEN


Geçtiğimiz hafta, Kemaliye’nin o ünlü çarşısındaki bir dükkan artık ÇEKÜL Temsilciliği olarak hizmet vermek üzere törenle açıldı.

Kemaliye Temsilci'miz Hilmi Balioğlu’na ait çarşı içindeki eski kasap dükkanı, Kemaliye gönüllülerinin yoğun emeği ve İstanbul’da yaşayan Kemaliyeli hanımların katkılarıyla restore edilerek Kemaliyenin yangın geçirmeden önceki özgün dükkanlarından biri haline getirildi .

Kemaliye’de kaç çeşit helva yapılır?

ÇEKÜL’ün 7 Bölge 7 Kent Projesi kapsamında Doğu Anadolu Bölgesini temsil etmek üzere yer alan Kemaliye çarşı ve şehir lokalinin çevresinde 28 Temmuz 2002, Cuma günü öğle saatlerinden itibaren yoğun bir trafik vardı. Ellerinde sepetlerle, sinilerle merkezden ve köylerden insanlar şehir kulübüne birşeyler getiriyordu.
Temcilciliğin açılışında Kaymakam Ferhat Kurtoğlu, Belediye Başkanı Mustafa Demir, Milli Eğitim İlçe Müdürü, hakim, lise müdürü, muhtarlar, öğretmenler, köylerden gelen kalabalık bir grup bulundu. Kurdeleyi en küçük gönüllülerimiz Tuğçe Kutoğlu ve Erdem Erdoğan kesti.

Açılıştan sonra şehir klübünde Kemaliyeli gönüllülerin ikramı bulgur pilavı. ayran ve Kemaliyeli hanımların özenle hazırladıkları binbir çeşit helva ve peksimet çeşitleri davul zurna eşliğinde yendi.



Salı, Temmuz 23, 2002

Prof.Dr. Metin Sözen Bulvarı


Mimar Sinan'ın doğduğu yer olan Ağırnas'ın Belediye Meclisi, Ağırnas'a yeni açılan karayoluna, Sinan Evi'nin restorasyonundan başlayarak, beldedeki kültür mirasının korunması için yol gösteren Prof.Dr. Metin Sözen'in adını verdi...



Tarihi Kentler Birliği (19-22 Temmuz 2002) "Talas-Kayseri-Ağırnas Buluşması"nın (*) son durağında anlamlı bir törene tanık olundu. Mimar Sinan'ın doğduğu yer olan Ağırnas'ın Belediye Meclisi, Ağırnas'a yeni açılan karayoluna, Sinan Evi'nin restorasyonundan başlayarak, beldedeki kültür mirasının korunması için yol gösteren Prof.Dr. Metin Sözen'in adını verdi... Törene Kayseri Valisi, Talas, Ağırnas, Gesi Belediye Başkanları ile "Buluşma"ya katılan diğer Tarihi Kentler Birliği üyesi belediye başkanları ve halk katıldı. Ağırnaslı'lar önce geleneksel olarak -yolda kaza olmasın!- kurban kestiler. Daha sonra Ağırnas Belediye Başkanı Mehmet Osmanbaşoğlu, Talas Belediye Başkanı ve ÇEKÜL Temsilcisi Orhan Say "Metin Hoca"ya içten teşekkür ettiler.

Ağırnas Belediye Başkanı Mehmet Osmanbaşoğlu şunları söyledi:

"Ağırnas, en az 3000 yıllık tarihi geçmişi olan birçok ünlü insanın yetiştiği şirin bir beldedir, bunların başında da Mimar Sinan gelir.

Açılışını yapacağımız Prof.Dr. Metin Sözen Bulvarı'nın maliyeti 400 Milyardır. 5 bin metreküp taş duvar, 20 bin metreküp dolgu, 15 bin metrekare asfalt, 2 bin metre bordür taşı ile yapılmıştır. Aydınlatılması programa alınmıştır. Ağaçlandırılması ile birlikte yapılacaktır. Sayın Vali'mizin talimatları ile 20 milyarlık köprü ve 150 milyarlık asfalt Köy Hizmetleri tarafından yapılmıştır. Ayrıca Sayın Valimiz futbol sahamıza 29 milyarlık kapalı türbin ile tel örgü ve 20 adet çöp konteynırı vermiştir. En önemlisi Mimar Sinan Evi'nin çevresinin kamulaştırmasını yapmıştır.

Değerli misafirler, bunları neden söylüyorum? Bu hizmetler Mimar Koca Sinan'ın doğum yeri olduğu içindir. Mimar Sinan'ı anlamak, onu düşünmek, onun için birşeyler yapmak, en az Mimar Sinan kadar büyüklüktür ve vefadır, saygıdır. Bundan dolayı Sayın Vali'mize minnettarız. Biz de kendilerini Mimar Sinan kadar seviyoruz, saygı duyuyoruz, sağolsunlar, varolsunlar.

Sayın misafirler, Prof.Dr. Metin Sözen hocamızın Ağırnas'a olan sevdası, muhabbeti ve maddi manevi desteği bizleri çok duygulandırmıştır. Ondaki sevgi, azim, samimiyet, yorulmazlık bizlere hep ilham kaynağı olmuştur. Ağırnas'ın dünyaya tanıtılmasında, Mimar Sinan Evi'nin plan, proje ve restorasyonunda maddi kaynak sağlanmasında çok büyük katkıları olmuştur. Burada eski Kültür Bakanı'mız Sayın İstemihan talay'a da çok teşekkür ediyorum. Bu katkı ve desteklerin devamını bekliyoruz.

Biz Belediye Meclisi'mizin Haziran toplantısında, yapmış olduğumuz bulvara, Prof.Dr. Metin Sözen hocamızın isminin verilmesini önerdik. Belediye Meclisi'miz de 2/4 sayılı kararında oy birliği ve memnuniyetle bunu kabul etmiştir. İnşallah ebediyete kadar da yaşayacaktır.

Ben huzurlarınızda bu eserin mimarı olan, gecesini gündüzüne katan, emeğini esirgemeyen işçilerimize ve Fen İşleri Müdürümüz Emir Avan'a da teşekkür ediyorum.

Sayın Valim, kıymetli misafirler,

Buradan size bir kampanya başlatılması için ricada bulunuyorum. Yapımı devam eden Mimar Sina Evi'ni hep birlikte Dünya Mimar Sinan Kültür Merkezi yapalım. Bütün insanlar, Mimar Sinan ile ilgili bir araştırma yaptığında, bütün belge ve bilgiyi burada bulsun. Ağırnas'tan Dünyaya bir ışık doğsun. Sizlerden ricam, Mimar Sinan ile ilgili bilgi, belge, kitap, ne varsa buraya bağışlamanızı rica ediyorum. Burası hepimizin eseri olsun, çorbada sizlerin de tuzları bulunsun. İlk bağışı Sayın Metin Sözen hocam, dünyada eşi bulunmayan kitaplarını bize getirerek bağışlamıştır. Kendilerine teşekkür ederim.

Sayın Vali'mizin kayseri konuşmalarında verdiği okul müjdesi (**) de bizleri son derece mutlu etmiştir. Kendilerine ve Hocam'a, Tarihi Kentler Birliği üyelerine, katılımcılara çok teşekkür ediyor, Bulvarımızın memlekete,millete hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum."

Metin Hoca da "Bu yol aklın yolu olsun, bu yoldan güzel insanlar geçsin, bu yol akıllı çalışmaların yolu olsun" diye başladığı konuşmasında özetle şunları söyledi:

"Ağırnas bu vefayı göstermiştir. Ama buraya benim adımın verilmesinin hiç önemi yok. Yolun, aklın önemi vardır. Buraya daha önceden taş üstüne taş koyan herkes, daha önceki büyük kültür mirasına baktı. Bağnaz bakmadı, bütün kültürlere baktı. Ağırnas'a ne yapsak azdır. Burada çok törenler gördük. Kravatları taktık, muhterem zevat toplandık, 'Sinan büyüktü', 'Sinan bulunmazdı' dedik, gözyaşları döktük. Ama ne bıraktık? Önemli olan buraya ne bıraktığımızdır. O açıdan Bugünden itibaren bu yol, kentin, aklın, erdemin simgesi olsun. Bu kent Sinan'ın malıdır. Onun vakfiyesidir. Kendi malından çok daha fazla sorumlulukla bu kente bakılacaktır. Bugünden itibaren Ağırnas dünkü gibi davranamayacaktır. Kentin altının üstünün yeniden tanımlanması için kendiyle ve buraya her gelenle hesaplaşacaktır. Biz gelip geçeriz, yöneticiler gelip geçer. Bu ölümsüzülük sınırıdır. Ama bıraktığımız şeyler önemlidir. Onlar kalıcıdır, bizi ölümlülük sınırının ötesine taşır. O açıdan bu yolu yaptıranlara candan teşekkür ediyorum. Bu yolun açılması için çalmadık kapı bırakmayan Belediye Başkanına teşekkür ediyorum. Çünkü ona soruyordum, 'Yahu, iyi de bu yolu nasıl yapacaksın?' 'Biz Gayserilik hocam, yaparık' diyordu... Şimdi burada bir inanmışlık, zoru zorlama gibi bir eylem var. 'Ben bir emeğin ürününü ortaya koyacağım ki, diğerleri de katılsınlar' demek var. Ağırnaslı'lar artık, olana bitene daha etkin katılmak, günlük uğraşlarının dışında kalan zamanlarını bize katmak zorundadırlar. Her devirde dünyanın en önemli ticaret merkezi olan Kayseri'de, Kayserili'ler de parasının bir kısmını Ağırnas'a, Sinan'ın kentine vermelidir. Sinan emeğini dünyaya katmıştı, onlar da gibi dünyanın içinde yer alsınlar. Burada Tarihi Kentler Birliği'nin buluşması nasıl bir dayanışma yaratmışsa, Sinan'ın şemsiyesinin altında toplandığımız şu an da o kadar heyecan vericidir.
Şimdi tekrar teşekkürlerimi sıralamak istiyorum. Gerçekten buraya Vali Bey'in tayininden sonra çehresi değişen farklı bir yaklaşım vardır. İlk radikal başlangıç budur. Sayın Vali'mizden bunun büyütülerek daha da farklı boyutlara taşınarak sürdürülmesi için söz almış bulunuyorum. Ayrıca sivillerin de, herkesin de Ağırnas'taki bu büyük uğraşa katılmasını bekliyoruz.

Mimar Sinan çok önemli bir psikologdu. 4 kaprisli sultanı, imparatoru kendi iradesi içinde ve kendi geliştirmek istediği programlarla onları mutlu kılarak idare etmesi bir yöneticilik ahlakı ve azmidir. Sinan'ın yapmak istediği şeyi sonuna kadar götürürken, her kademedeki insanı tek tek ikna ederek bir yerlere birşeyleri koyması çok önemlidir. Ülkeye küsülmez. İnsanlara küsülmez. Yanlışlıkların üzerine giderek, küskünlükleri dönüştürmek zorundayız. Türkiye'de bugünden itibaren farklı bir rüzgar esiyor. Burada biz nerede duracaksak orada duracağız. Güneşin altındaki sabrınıza teşekkür ediyorum...
(Alkışlar)
Ancak, şimdi Tarihi Kentler Birliği üyesi 90 küsur belediye başkanından, buraya katılanlardan da söz istiyorum. Ağırnas'a ne katacaklarını kısa zamanda bize söylemelerini istiyorum.
(alkışlar)
Ayrıca Tarihi Kentler Birliği'nin ilk Encümen toplantısında şu kararları alacağız:
1- Gerçekten Avrupalı'larla birlikte bir örgüt kurmuşsak, buraya, Sinan'ın Ağırnası'na farklı bakacağız.
2- Avrupa Tarihi Kentler Birliği'ne Mimar Sinan'ın dünyaya verdiği mesajı taşıyacağız.
3- Bu farklı ve ayrıcalıklı coğrafyada kurulduğuna göre, Erciyes Üniversitesi, artık burası için, şimdiye kadar yaptığının beş misli fazlasını yapacak. Öğretim üyesi ile, öğrencisi ile sahada olacak. Dünkü konuşmalarda Rektörlüğe, öğretim üyelerine, öğrencilerine söz hakkı vermemizin temel nedeni buralarda emekleri olduğu içindir. Bu emeklerin devamını, bu kentin planlanmasına katkıda bulunmalarını istiyorum. Hayatın içinde olmalarını istiyorum. Mimar Sinan coğrafyasını, imparatorluk coğrafyasını bizzat yaşadığı için bugün yaşıyor. Karadeniz'de olduğu için yaşıyor, Akdeniz'de olduğu için yaşıyor, İran'a gittiği için, Rodos'ta olduğu için yaşıyor. Gidip görmediğin, insanlarının yüzlerini görmediğin, elini sıkmadığın yere mimar olamazsın, imar yapamazsın, aklını kullanamazsın. Ağırnas'ın aklı, Türkiye'nin aklı olsun, hepinizi yanaklarınızdan öpüyorum..."


Kayseri Valisi Nihat Canpolat da konuşmasında özetle şöyle dedi:
Birkaç güzel olayı bir arada yaşıyoruz. Tarihi Kentler Birliği Buluşması vesilesi ile birkaç gündür Kayseri'de çok önemli misafirlerimiz var. Bu yüzden çok mutluyuz. Bu insanlar, kendilerine, ailelerine ayıracakları zamanı tarihe ayırıyorlar. Hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan bu insanlar tarihi yaşatabilmek ve gelecek nesillere aktarmak için çaba sarfediyor. Bunların herbiri özelde kendi kentlerini, genel de de tüm tarihi mirası yaşatmak için kararlılar. Kayseri'den üç belediyenin de buraya üye olması bizi memnun ediyor.

Kayseri'de Valilik göreve başladığımdan kısa süre sonra değerli Başkanımız 'İşte burası Mimar Sinan'ın doğduğu ev' diye mezbelelik bir yer gösterdi. İnsan tabii ki bundan utanıyordu. Kendisinin eserleri bir tuğla bile kaybetmeden dimdik ayakta dururken, bu büyük ustanın doğduğu ev diye lanse edilen binanın durumu bizi üzüyordu. O günden sonra 'ne yaparız ne ederiz?' diye düşündük. Başkanımızın büyük gayretleri oldu. Kamulaştırmada olsun, projede olsun çok çaba sarfetti. Üniversite'mizin katkıları oldu. Sonra maddi desteği Kültür Bakanlığından sağladık. İstemihan Talay'a bu bakımdan teşekkür borcumuz vardır. Onarımla birlikte, orada bir Parkımız var, onu da çözersek, göğsümüzü gere gere 'Büyük ustanın evi burasıydı, Süleymaniye'yi tasarlarken, buradan gödüğü Erciyes'i de yansıtmıştı' diyebileceğiz. Tabii böyle güzel bir yere güzel bir yolla gelmek gerekiyordu. Bu konuda Ağırnas Belediye Başkanı'mızın gösterdiği çabalara bir de destek verdik. İlgili bütün kurum ve kuruluşlar elbirliğiyle bu yolu açtı. Bu yola Ağırnas için Ağırnaslı'lardan kat kat fazla emek sarfeden değerli Hocamız Metin Sözen'in o güzel isminin verilmesinden son derece mutluyum. İnşallah adınızı kirletmeden, bu yol, güzelliğe giden yol olacaktır, aklın yolu olacaktır Hocam!"

(Alkışlar)... (Frenk Üzümü'ne benzeyen) "Gilaboru" meyvesinden yapılmış şerbet ikramı, Metin Sözen'e verilen plaketler, onun armağam ettiği Sinan Kitapları ve Türk Bayrağı ile örtülmüş, üzerinde "Prof.Dr.Metin Sözen Bulvarı" yazan karayolu levhasının açılması...

Doğrusu törene katılan herkes, bu anlamlı işten çok duygulandı...



(*) Bu Toplantı ile ilgili haber ve görüntüler için lütfen Tarihi Kentler Birliği web-kütüğü'ne bakınız...

(**) Nitekim, Ağırnas Belediye Başkanı, Erciyes Üniversitesi işbirliğiyle, bir "Mimar Sinan Araştırmaları Grubu" kurulması ve eski taş okul binasının onarılarak, burada taş ustaları yetiştirilmesi için harekete geçilmesi amacıyla Metin Sözen'in bulduğu 10 milyarlık fonun bugün yola çıkarıldığını duyunca herhalde daha da sevinecek! (Editörün notu)



Açılıştan görüntüler:


(Resimlerin orijinal boyutu icin lütfen üzerlerine tıklayınız)



          

          

          

          

          





Pazar, Temmuz 14, 2002

Yapı Kredi Gönüllü Grubu
çalışmaya başladı.


Iste buradalar  ÇEKÜL Sunumu:Daha once YKB'da yapılan sunum
22 Haziran Cumartesi günü saat 11.00-18.00 arası Yapı Kredi Bankası’nın değişik birimlerinde ve şubelerinde çalışan 6 ÇEKÜL Gönüllüsü ÇEKÜL EVİ’nde projenin ilk çalışmasını gerçekleştirdiler.

YKB-ÇEKÜL gönüllüleri 7 Temmuz 2002 tarihinde yapılacak “7 Ağaç 7 Yaşında” pikniği için gönderilecek davet mektuplarının postalanması konusunda ilk desteklerini verdiler. 1995-1996 dikim yılı içinde “7 Ağaç Projesi”ne destek veren 3600 kişi için hazırlanan adres etiketlerini zarflara yapıştırıp, kopyalanan mektupları zarflara yerleştirdiler.

6 Temmuz 2002 Cumartesi günü saat 11.00 de ise nikah fidanı hazırlamak üzere 10 kişilik YKB gönüllüsü ÇEKÜL EVİ’ndeydi. 350 adet fıstık çamı, sarmaşık ve şimşir fidanının paketlenmesi gönüllülerin zevkli ve hızlı çalışmalarıyla saat 15.00 te tamamlandı.

Hafta sonları bize zaman ayırarak destek veren tüm YKB gönüllülerine teşekkürler…


172 YAPI KREDİ ÇALIŞANI
ÇEKÜL GÖNÜLLÜSÜ OLDU.



Yapı ve Kredi Bankası A.Ş., çalışanlarını sivil toplum kuruluşlarına gönüllü yardıma teşvik amacıyla bir “Yapı Kredi Gönüllü Grubu” oluşturdu.

Bundan birkaç ay önce İstanbul’daki Y.K.B Genel Müdürlük binası konferans salonunda gerçekleştirilen ve bazı sivil toplum kuruluşlarının amaçlarını, hedeflerini ve “Yapı Kredi Gönüllü Grubu”ndan beklentilerini sundukları tanıtım toplantısının ardından, çalışanlar hangi Sivil Toplum Kuruluşuna gönüllü olarak destek vereceğine karar verdi. Buna göre, çoğunluğu İstanbul olmak üzere çeşitli illerden 172 Yapı Kredi çalışanı da, ÇEKÜL Vakfı’nı seçti.
Hem doğal, hem de kültürel çevreyi koruduğu için ÇEKÜL’ü seçen ve Vakfın “her türlü iş ve projesinde çalışabileceklerini” belirten 172 kişiden 135’i “aktif gönüllü” olarak, 37’si ise “proje bazlı etkinlikler” de katkıda bulunacak.

ÇEKÜL Vakfı’nın “Yapı Kredi Gönüllü Grubu”ndan beklediği katkılar ise şunlar:

· Anadolu kültür mirasının korunması ile ilgili olarak oluşturulacak “Dia Bankası” için fotoğraf çekmek, arşiv çalışmalarına destek vermek,
· ÇEKÜL Çevre ve Kültür Evleri’nin donanımı için gerekli malzemeleri yerel ÇEKÜL temsilcileri ile birlikte saptamak ve donanımına yardımcı olmak,
· Proje Üretim Grupları oluşturmak,
· Bazı projelere insan gücü katkısı koymak,
· Çevre ve Kültür Eğitim Programlarına destek vermek,

Gönüllüleri elektronik bir iletişim ağı altında örgütleyerek ÇEKÜL ile iletişimi koordine eden grup sorumluları Ayşe Toprak (Eğitim Yönetimi), Yasemin Eren (Kredi Kartları Yönetimi) ve proje koordinasyon ekibinden İdil Baysal (Kalite ve İletişim Yönetimi), tüm gönüllülerin çok istekli, heyecanlı ve kararlı olduklarını belirtti.



Ayrıntılı bilgi için:
YAPI ve KREDİ BANKASI A.Ş: Bahadır Araz, 0212 339 71 04,
baraz@ykb.com

ÇEKÜL Vakfı: Müge Arslan, 0212 249 64 64
arslanmuge@hotmail.com

Çarşamba, Temmuz 03, 2002

HAYDİ, "7 AĞAÇ 7 YAŞINDA" PİKNİĞİNE GİDİYORUZ!




Tarih: 7 Temmuz 2002, Pazar
Konu: “7 Ağaç 7 Yaşında” Kutlaması- Piknik
Yer: Subaşı- ÇATALCA
Saat: 11.00 – 13.30
Program: 11.00 – Buluşma
11.15 – Orman koruma görevlilerine armağan verilmesi
11.30 – 7. Yaş Pastası kesimi



“7 Ağaç Projesi”ni bundan tam 9 yıl önce doğaya borcumuzu ödemek üzere başlatmıştık... İnsanoğlu yılda 7 ağaç tüketiyor. “Gelin, doğaya borcumuzu ödeyelim, herkes 7 fidan diksin” dedik. 1995-1996 dikim yılları içinde bu projeye doğa dostları katkıda bulundu. Bugün “7 fidan”ların sayısı: Çatalca’da 7.990.000 m² alanda, 921.555 , Türkiye’de 19.390.000 m2 alanda 2.369.000’a ulaştı. Sedirler, meşeler, fıstık çamları, sahil çamları, akçaağaçlar... yeşerdiler, geliştiler... Şimdi, 7 Ağaç’ın, 7. yaş gününde, fidanlarımızla ve dostlarımızla özlem gidereceğiz.

Ateşsiz-dumansız (*) bir piknikte birlikte olma dileğiyle...

Prof. Dr. Metin Sözen -Yönetim Kurulu Başkanı
Prof. Dr. Aysel Ekşi- Yönetim Kurulu Üyesi


İşte, önceki pikniklerden birinde, doğumunda armağan olarak adına 7 Ağaç diktirilen küçük Sonat, 7 yaşındaki fidanı ile yan yana...:
Dogumunda 7 Agac fidani armagan edilen Sonat, 7 yasindaki fidani ile birlikte...


(*) İçinde bulunduğumuz özel koşullar nedeniyle Piknik’te yiyecek-içecek ikramında bulunamayacağız. Buna karşılık, herkes kendi yiyecek ve içeceğini yanında getirecek. Katılacaklardan bu güzel gün için paket hazırlarken, mangal ve benzeri herhangi bir alette pişirmeye gerek olmayan türden yiyeceklerle gelinmesini özellikle rica ediyoruz. Gözbebeğimiz ormanımızda ateş yakmak istemediğimiz için...


Bu etkinliğe katılıp, kamuoyunu teşvik edecek haberler üretmek isteyen basın mensuplarının ulaşım konusunda lütfen 212-249 6464 telefonla ya da cekul@cekulvakfi.org.tr veya 7kitapkitapligi@cekulvakfi.org.tr e-postasından İlknur Aslan ile temas kurmasını ve pikniğe gidilecek ÇEKÜL aracında yer ayırtmasını rica ederiz…


ÇEKÜL “7 Ağaç Ormanları”- ÇATALCA – SUBAŞI
Ulaşım Açıklaması


Yol boyunca konulan oklar katılımcılarımızı yönlendirecektir. Ancak ulaşımda zorlanmamanız için aşağıdaki bilgiler sizlere yardımcı olacaktır.

TEM Otoyolu ÇATALCA / Büyükçekmece sapağından çıkılacak. Gişelerden sonra (sola) Çatalca yönüne devam edilecek.

Çatalca Merkez ’de meydandan karakolun bulunduğu sokağa girilerek Subaşı yönünde 2 km. ara yoldan devam edilecek. Ve Subaşı yönündeki ana yola çıkılacak. Bu yol üzerinde solda Petrol Ofisi, sağda Meslek Lisesi ve tekrar Petrol Ofis istasyonları geçilecek. Yine sağda Aziz Nesin Vakfı’nı geçip “T” şeklinde 2 ye ayrılan yol ayrımına gelinecek. (Çatalca’dan bu noktaya kadar yaklaşık 12 km.)

Yol ayrımından sola dönülerek devam edilecek. Solda “Çatalca Orman İşletme Müdürlüğü Subaşı Yangın İlk Müdahele Ekip Binası” bulunmaktadır. Bu binanın hemen yanından itibaren “95-96 dikim yılı 7 Ağaç Ormanları “ başlamaktadır. Piknik alanı bu alana yürüyerek 10 dakika mesafededir. Dileyenler araçlarını bu noktada bırakabilirler. Bu binayı geçtikten sonra ilk sola dönüş Subaşı Muhtarlığı’nın kontrolünde olan Subaşı Piknik Alanı girişidir ve ücretlidir. ÇEKÜL için gelenler ücret ödemeden bu noktayı aşacaklardır.(Büfeden ücretini ödeyerek alış-veriş yapmak ve WC kullanmak mümkün...) Ayrıca girişte Orman Bakanlığı Çatalca İşletme Şefliği personeli bulunacak ve “7 Ağaç 7 Yaş” Piknik Alanı’na sizleri yönlendirecektir. ÇEKÜL Piknik alanı ücretli alandan sonraki özel ve boş alandır.



BUGÜN GENEL KURUL'UMUZ TOPLANIYOR...



Şu anda İstanbul merkez ofiste, ÇEKÜL Vakfı Genel Kurul Toplantısı yapılıyor...

Toplantı baslarken...

Ortada Metin Sözen, (soldan sağa) Mithat Kırayoğlu, Prof.Dr.Selçuk Erez, Hasan Özgen, Hakkı Baliç.
Toplantı Salonu'ndaki manzara su anda boyle
Ortada -arkası dönük- Betül Sözen, sağında Dr. İlhan Arslan, solunda Prof. Dr.Uğur Erkman, Turgut Derman, Tan Oral ve Vakıflar temsilcisi...




Dileyen herkesin ulaşabileceği ve Genel Kurul'a sunulan "2001-2002 Faaliyet Raporu" ise Çekül Albüm belgelerine yüklenmiş durumda...

  • GİRİŞ
  • DOĞAL ÇEVRE,
  • KÜLTÜREL ÇEVRE,
  • EĞİTİM,
  • TANITIM,
  • ÖRGÜTLENME,
  • ULUSLARARASI İLİŞKİLER,
  • SONUÇ
  • EKLER
    içeriğinden oluşan Raporu okumak isterseniz lütfen burayı tıklayınız!

    Emeği geçen herkese teşekkürler...



  • Salı, Haziran 25, 2002

    HABER BÜLTENİ




    BİRİNCİ DERECE SİT ALANI İLAN EDİLEN
    GEMİLE VADİSİ KURUMAYA TERK EDİLDİ




    Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 1. derece doğal SİT alanı ilân ettiği Fethiye'nin Faralya bölgesi’ndeki Gemile Koyu ve Vadisi, vadideki şelalelerin suyunun Köye yönlendirilmesi yüzünden kurumaya terkedildi. Bölgede AB çevre mevzuatı ile de koruma altına alınmış bulunan bazı bitki ve canlı türleri yokoluyor...

    Gemile Koyu

    Akdeniz eko-sisteminin eşsiz bir temsilcisi özelliğini taşıyan Fethiye'nin Faralya bölgesindeki Gemile Koyu ve Yediburunlar’ın başına kadar geniş çevresi, Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 1. derece SİT alanı ilan edildi. Ne var ki, bu özel bölgede, bu yolda verilmiş bir mahkeme kararına rağmen, Gemile Vadisi içlerindeki Aladere Şelaleleri'nin suyu, uzunca bir süredir Faralya köyüne alındığı için, şelaleler ve vadi tamamen kuruma tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyor. Gemile Koyu'nda 1997 yılında inşa edilen ruhsatsız 15 binadan oluşan turistik tesis ise geçen yıl alınan yıkım kararına rağmen yıkılmıyor. Bölgeyi yakından tanıyan çevreciler, Muğla Valiliği’nin, Aladere Şelaleleri'nin kaynağına inşa edilen su haznesini ve Koy'daki ruhsatsız binaları ivedilikle yıktırarak, molozları köy dışına taşıtmasını, Gemile Vadisi’ne döşenen su borularını söktürmesini istiyorlar. Acil önlem alınmadığı takdirde Koy, ikinci “susuz yaz”ını yaşayacak, böylece yokolmaya başlayan bazı bitki ve hayvan türleri ile Türkiye’nin de tarafı olduğu Avrupa Birliği’nin “Yaban Hayatını ve Yaşama Alanlarını Koruma Sözleşmesi” de ihlal edilmiş olacak...

    Ek- 1 Dia : Kurumaya terkedilen Gemile Vadisi
    Ek- 2 Editör’e Not - Ek-3 - Özet Kurul Kararı


    Ek-1- Görseller:(Aşağıdaki resimlerin orijinal boyutları için lütfen üzerlerine tıklayınız... Diaların orijinalleri bugün basına dağıtılmış olup, buradaki görsel malzemenin çözünürlüğünü düşük bulabilecek sayın basın mensuplarının, daha yüksek çözünürlükteki resimler için ÇEKÜL Vakfı'ndan Görkem Kızılkayak'a e-posta ile başvurmaları halinde istekleri karşılanacaktır. Anlayışınız için şimdiden teşekkürler.)
    Gemile Koyu


    Suların çekilmeye başladığının resmidir!


    Aladere Şelalesi


    Köylülerin şelaleye yerleştirdikleri su borusu...




    Ek-2 EDİTÖR’e NOT:

    Yapılan bilimsel çalışmalara göre, bu yörede yetişen 220 değişik türden 16'sı (yalnızca bu yörede yetişen) “endemik” bitki ve pek çoğunun tıbbi aromatik özellikleri var. Bölge sahip olduğu doğal ve tarihsel değerleriyle bilimsel araştırmalara da sürekli ışık tutmakta.

    Türkiye’nin de taraf olduğu “Avrupa'nın Yaban Hayatını ve Yaşama Alanlarını Koruma Sözleşmesi”nin “Kesin Koruma Altına Alınmış Bitkiler Listesi”nde yer alan bir çeşit orkide cinsi (Ophhyris argolica Fleischm) ve “Kesin Koruma Altına Alınmış Hayvanlar Listesi”nde yer alan Yaban Keçisi (Capra aegagrus), Oklu Kirpi (Hystrix cristata) bu yörede, Akdeniz Foku (Monachus monachus), Karet Kaplumbağası (Caretta caretta) bu kıyılarda yaşamakta.

    Oxford, Cambridge ve “Open University” öğretim üyesi Jeolojist, Prof. Dr.Jill Eyers ise “Gemile'nin Jeolojik Tarihi” (*) raporunda alanın doğal zenginliği konusunda aşağıdaki sonuca varıyor:

    "Gemile Koyu’nun yapısı Türkiye peyzajında ender görülen bir şekil olup, bir dizi özelliğin uygun biçimde bir araya gelmesini gerektirir ki, bu oluşum ‘tek kelimeyle milyonda bir yakalanabilecek bir şans’tır... Bölgenin bir parçası olan Koy’un peridotit ve diğer kaya tipleri, akarsu ve deniz ile çevrelenmiş bu konumu bitki ve hayvan türlerinin diğer bölgelere göç etmesini engelledi... Holosen dönemini izleyen dönemde Boğazda yaşayan bitki ve hayvan türleri komşu bölgelerden ayrılmaya başladı. Bu türlerin çoğu şimdi sadece bu bölgeye özgü (Endemik) olup, yaşam alanları bu küçük coğrafyayla sınırlıdır. Bunlar gibi endemik topluluklar evrimin dönemeç noktalarıdır ve kuvvetle inanıyorum ki, üzerlerinde yapılacak araştırmalar birçok önemli bilimsel bulgulara ve sürprizlere yol açacaktır."

    (*) Dr. Jill E. Eyers , Dept. of Earth Science, Open University, Walton Hall, Milton Keynes, MK7 6AA / UK Office Phone: 01908 654604 E-posta: J.E.Eyers@open.ac.uk



    Ek-3: Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Kararı

    Tarih/Sayı: 25.04.2002 -1286
    Özet Gerekçe:

    Muğla İli, Fethiye İlçesi, Kabak Koyu ve çevresinde; İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 8.8.1997 gün ve 6978 sayılı kararı ile,

    “Akburundan başlayarak Gemile Kıyı Vadisi ve Boğazından Yedi Burunların birincisine kadar, dağların en üst noktasından geçen ufuk çizgisinden denize kadar olan tüm alanın doğal sit olarak tescil edilmesi”
    şeklinde tanımlanan ve bundan hareketle Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nce sınırları belirlenen doğal SİT tesbiti ve değerlendirme çalışmaları ile ilgili Aydın 2. İdare Mahkemesinin 1997/1649 esas no’lu kararları, görüşleri:

    Kuzeyde Akburun-Bozatbaşı-Elmacık Dağı, doğuda Kayabaşı Tepesi-Eren Dağı-Avlankara Tepesi, güneyde Badıranlık Tepesi-Yediburun Başı ve batıda Akdeniz ile çevrili ve kıyıda kuzeyden itibaren Akburun, Boncuklu adası, Çimenbeleği Burnu, Kabak (Gemile) Koyu, Karcaburun, Burguncuk Limanı, Karakaya İnceburun, Asarağardı Limanı ve Yediburunlar’ın kuzey başlangıcı kıyı kuşağını içine alan alanın I. Derece Doğal Sit olarak belirlenmesi,

    Bu tanımlanan alanın kuzeyinde kalan, kuzeyden Tuzla Burnu, Gemiler Koyu, Beştaş Limanı, Yağunburnu, Güvercinlik, Aydoğdu Burnu, Kilisecik Burnu, Sümbeki Burnu, Akburun kıyı kuşağı ile kara yönünde kuzeyde Gaymas Dağı, doğuda Gurla Dağı, Baba Dağı, Aksivri Tepesi, Elmacık Dağı ile Akburun’un (kıyıda) kuzeyi ile çevrelenen alanın da bütüncül bir SİT tesbit değerlendirme çalışmasının Kültür Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü koordinatörlüğünde yapılmasına karar verilmiştir.

    Aynı alan içindeki 13.11.1982 gün A-4020 sayılı kararı ile belirlenmiş arkeolojik sitlerin sınırlarının bu karara dayanarak oluşturulan ÇEKÜL Vakfı’nın 8.5.2001 tarihli belge başvurusu eki Prof. Dr. Jan Zahle’nin raporundaki arkeolojik kalıntıların ve kültürel varlıkların, Kurul üyeleri tarafından yerinde yapılacak tesbitlerle tekrar değerlendirilecek, I. Derece Doğal Sit kapsamında bulunan Kelebekler Vadisinin çevresindeki doğal ve kültürel etkileşim alanları ile birlikte korunabilmesi için yeniden gözden geçirilmesi ve yeni SİT sınırı irdelemesine öncelik verilmesinin Genel Müdürlüğümüze tavsiyesine karar verilmiştir.
    Kararı İmzalayanlar:

    Prof. Dr. Adnan DİLER – Başkan / Y. Mimar Oktay EKİNCİ – Başkan Yardımcısı / Yard. Doç. Dr. Serap YAYLALI – Üye / Doç Dr. Zeynep Merey ENLİL – Üye / Yard. Doç. Dr. Şakir ÇAKMAK – Üye/ Temsilci Üye – Muğla İl Temsilcisi / Bulunamadı / Temsilci Üye – Ülkü TOPÇUOĞLU
    Adres: Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğü,
    Kültür Merkezi Binası MUĞLA
    Tel: 0252-213 01 51 - 214 70 58 Faks: 0 252 214 22 17


    Cuma, Haziran 07, 2002

    KUŞLAR, AYILAR, ALAGEYİKLER VE DİĞERLERİ...
    DİA'LI SÖYLEŞİ: "TÜRKİYE'DE YABAN HAYATI"



    ÇEKÜL EVİ, 13 Haziran Perşembe günü 18:00'da çok renkli bir dia gösterisi ve söyleşiye evsahipliği yapacak.

    İ.Ü. Orman Fakültesi'nden Zeynel Arslangündoğdu, zengin görsel malzeme eşliğinde "Türkiye'de Yaban Hayatı" konulu bir sunum gerçekleştirecek. Son dağ keçileri... Anadolu Parsı dağlarımızda hala var mı?.. Nesli tehlikede olan kuş türlerinin yaşam alanları nereler?.. Bunlar gibi ilginç bir çok konuyu fotoğraflar eşliğinde izlemeye davetlisiniz!

    Anadolu'da yaşayan memeli türleri, korunan alanlar, kuşlar ve önemli göç yolları, avcılık ve yaban hayatı sorunlarının başlıca konular olacağı söyleşiye, tüm doğaseverleri ve yaban hayatı meraklılarını bekliyoruz.

    ÇEKÜL, Ekrem Tur Sok. No:8 Beyoğlu
    Bilgi İçin: (0.212) 249 64 64