Cekul Web Sitesine donmek isterseniz logoyu tiklayiniz! Haber listelerimize ve gorsel malzemelerin yuklendigi CEKUL ALBUMU'ne uye olmak icin lutfen 
bu sayfanin en altindaki kutulara e-posta adresinizi giriniz...
 
Salı, Mayıs 07, 2002


SON HAFTALARDA DÜNYA GAZETESİNDE YAYIMLANAN ÇEKÜL HABERLERİ




TRAKYA’NIN GELECEĞİ BÖLGE ÖLÇEĞİNDE YENİDEN TARTIŞILMALIDIR...



Türkiye bazı konuları sürekli erteleyerek, sorunlarının büyümesine neden oldu. Bunların başında, “ülkenin yapısına uygun tasarım ve uygulamaların” gündem oluşturmaması, ayrıntılı tartışma ortamının yaratılmaması gelmektedir. Türkiye’yi diğer coğrafyalardan ayıran bazı temel özellikler ise, farklı yaklaşımları kaçınılmaz kılmaktadır. Dikkatle gözden geçirildiğinde bu toprakların, dünyada “çeşitlilik içinde bütünlük” anlayışını yansıtan sayılı yerlerden biri olduğu görülür. Uygarlık tarihinin önemli ipuçlarını içermesi de buradan kaynaklanmaktadır. Gerçekten “Anadolu” ve “Trakya” bir bütün içinde değerlendirildiğinde, “benzerlikler kadar ayrılıkların da egemen olduğunu” gösteren sayısız özellikler birbirini izler.



Günümüzün yönetim anlayışı içinde yapılan yeni düzenlemeler çok yönlü incelenirse, bunların doğal ve kültürel birikimin sonuçlarıyla örtüşmesi güçtür. Oysa Türkiye’nin doğal yapısının yarattığı çeşitlilik, kültürel birikimin sonuçlarıyla birçok noktada bütünlük göstermektedir. Bu da doğal bir sonuçtur. Çünkü gelişmek isteyen toplumlar, varlık nedenlerini olanakların üzerine kurarlar. Bu nedenle, Türkiye’nin doğal-tarihsel-kültürel varlıklarının ayrıntılı biçimde incelenmesi, sayısız ipuçlarını gündeme getirmekte, ortak noktaların, bölgesel bütünlüklerin sınırlarını sağlıklı çizmemizi kolaylaştırmaktadır. Ayrıca Anadolu Uygarlıkları’nın her evresi, değişik dönemlerde bölgelere verilen adlar, yaratılan kültür, farklı girdileri dikkate almamızı gerekli kılar. Buradan kalkarak üzerinde durulması gereken temel nokta, “doğa ve kültür öncelikli bir bölge çalışmasının başlatılması, sürekliliğe dönüştürülmesidir”.



Kuşkusuz bu süreçte, “kent-havza ölçeğinde planlama-uygulama çalışmalarında” önemli adımların atılmış olması gerekir. Birbirine bağlı ve iç içe sürdürülmesi kaçınılmaz olan böyle bir süreçte, hemen hemen tüm yolların denenmesine rağmen, değişik kaygılarla yönetimler, “bölge-ülke ölçeğinde planlama-uygulama çalışmalarını” da istenilen düzeye taşıyamamışlar, bu doğal olarak değişik kesimlerin güvensizliğini birlikte getirmiştir. İşte bu nedenlerle ÇEKÜL Vakfı, kent-havza ilişkisinin sürekli altını çizerek, her bölgede bir havzayı öne çıkararak, bölge tartışmalarına zemin hazırlamıştır. “Akseki-İbradı”, “Küçük Menderes”,“Yeşilırmak” ve diğer havzalarda, aralıksız bölgenin temel girdilerinin önemi ve önceliğinin üzerinde durulurken, bir yandan da bölgelere geçişi sağlamanın yolları arandı. Türkiye’nin yıllarını verdiği “GAP Projesi” örneğinde, doğal-kültürel varlıkların korunması-kurtarılması konusunda ortaya çıkan “olumsuz sonuçlarla” birlikte, artık kimlik arayışlarında bölge ölçeğinde düşünmenin ertelenemez olduğunu herkes görmeye başladı.



Sağlıksız gidişin durmadığı büyüdüğü, sonuçlarınınsa “dönülmez noktaya ulaştığı” bölgeler içinde Trakya’nın bulunuşu, önceliklerin yeniden gözden geçirilmesini gerekli kıldı. Gerçekten yarım yüzyıl önce, başta Edirne olmak üzere birçok kent, yıllarca önemleri oranında yatırımlardan pay almadıklarından yakınırlardı. Sınır kenti olmanın sıkıntısını çekerlerdi. Türkiye’deki hızlı değişmeler, Avrupa ve Balkanlarla ilişkilerimizin yeni boyutlar kazanması, Trakya’nın tüm değerlerini yeniden gözden geçirmesine neden oldu. İstanbul ve yakın çevresinin “sanayi ağırlıklı yatırımların odak noktası” olmaya başlaması, Trakya’ya doğru sıçrama göstermesi, neyin nerede yer alacağını tasarlamamış, gerektiği oranda ve yoğunlukta “Ülke-Bölge Ölçeğinde Plan” yapmamış, önlemini almamış yönetimlerin, bu bölgeyi düzeyli ve düzenli değerlendirme şansları yoktu.



Geçen zaman içinde Trakya’da yaşam canlanmakla birlikte, ince dengelere dayalı doğası, kimlikli kentleri, kısa sürede kültür kenti İstanbul’un uğradığı sonuçlara yakın bir ortamın bu bölgeye de egemen olmasına neden oldu. Ormanlar, birinci derece tarım arazilerini besleyen sular, görünür bir hızla kirlenmeye, döküldüğü denizleri kirletmeye başlayınca, gelen sanayinin “önlem almama ve dilediği yanlışı yapma özgürlüğü”, Trakya’yı çok yönlü çıkmaza itti.



Türkiye sınırları içinde doğal-kültürel bütünlük gösteren bir bölge olarak Trakya, ayrıcalıklı yer olma özelliğini yıllarca korumuştu. Bölge, yapısına uygun yatırım beklerken, bu “baskın niteliğindeki yeni gelişmeler”, önce kaynağı kurutmuş, suyun, havanın, tarım topraklarının tükenişini hızlandırmıştı. Oysa tarihin her döneminde, uzun Osmanlı yönetimi boyunca Trakya, büyük kültürlerin, Anadolu’ya ve İstanbul’a egemen olmak isteyenlerin, sürekli aktığı bereketli bir bölge olarak, özel bir öneme, özgün mimarlık ürünlerine, değişik gelişmelerin sonuçlarına tanık olmuştu. Derinlikli tarihi boyunca da bu özelliğini kesintisiz korumasını bilmişti. Osmanlı yönetiminin “beylikten imparatorluğa” geçişinin tüm verilerini de içeren Trakya, ilk kez doğudan batıya yönelen bu insanların sorunlarla dolu günlerinin izlerini taşıdı... Farklı bir anlam yüklendiğinin bilincini yıllarca pekiştirerek sürdürdü... Bu nedenle, bölgedeki küçük büyük her yerleşme yeri, bütün içinde kimliğini yüzlerce yıl koruyabildi...



İnsanlar ve toplumlar, dünle bugün arasında sürekli gidip gelebiliyor, gelişmeleri sağlıklı yargılayabiliyorlarsa, yitirilen özlü özellikli değerlerin farkına daha çabuk varabilirler. Trakya, özel insanı, özel doğası, özgün kültürel mirasıyla, uzun yıllar büyük bozulmalar geçirmeden Yirminci Yüzyılın ortalarına ulaştı. Birbirinden ilginç yapıtlar, güç durumda olsalar bile, kimliklerini koruyabildiler. Bu nedenle sağlıklı ve bütünü gören bir yaklaşım, gelecekte yapılacak yanlışları azaltabilirdi. Yakınında İstanbul büyük bir hızla yara alırken, benzer yanlışlar ertelenebilirdi. Oysa önce toprağın altında ve üstünde sular kirlendi. Toprağın gücü azaldı, ayçiçekleri boyunlarını erken düşürmeye başladılar. Trakya’nın özel tarihinin basamak yapıları hızla kimliklerini yitirmeye, yıkılmaya yüz tuttular. İstanbul’dan ve Yunanistan’dan gelenleri çok uzaklardan karşılayan Trakya’nın her noktasında kalıcı izler bırakmış Mimar Sinan’ın ünlü Selimiye Camisi bile, “kendisinden daha önemli apartmanlar” nedeniyle görünmez oldu.



Sonuçta bütün bu yarım yüzyıl içindeki gelişmeler, “kültür topraklarını” sorunlarla yüklü bir ortama dönüştürdü. Böylesi bir süreçte, tepkiler de büyümeye başladı. Özellikle son yıllarda “kamu-yerel-özel-sivil birlikteliğine” dayalı girişimlerin hız kazanması, “bölge ölçeğinde planlama” için geniş katılımlı bilimsel toplantılar düzenlenmesi, değişik kesimlerin yanlışı durdurma konusunda ortak çaba içine girmeleri, çözüm arayışlarının ilk işaretleri olarak görülmelidir. Edirne Valiliği, Trakya Üniversitesi, Edirne Belediyesi ve Trakya’daki diğer kent yöneticilerinin, doğal-tarihsel-kültürel mirasın korunması-yaşatılması yolunda ilk adımları atmış olmaları, acaba Trakya’nın önünü görmesini, kimliğine kavuşmasını sağlayabilecek mi? Çünkü bu bölgede zaman hızlı geçmekte, sorunlar da o oranda büyümekte, Trakya’nın geleceği “yeni kararları ve bilinçli uygulamaları” beklemekte...










KUŞADASI’NDA YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR...





Türkiye yarım yüzyıldır farklı bir süreci yaşadı. Bu sürecin sonunda varılan sonuç, “yeniden yapılanmanın” kaçınılmaz olduğuydu. Geçen zaman içinde yapılan yanlışların, dönüşü olmayan noktaların başında, gücünü ve niteliğini yitiren “doğa”, binlerce yılda üretilmiş “kültürel miras”, kuşaklar arası ilişkileri koparacak düzeye ulaşmış “insan ilişkileri” gelmekteydi. Belki dünyanın bazı coğrafyalarında da benzer gelişmeler oldu. Ancak Türkiye, köklü birikimini, özel koşullarını göz ardı ederek, “inatla” bu yarım yüzyılı yanlış değerlendirdi.



Yanlışlarda direnilen noktaların başında, ülkenin tüm değerlerinin saptanmasını sağlayacak ortamın oluşmasının, “bilinçli biçimde önlenmesi” gelmekteydi. “Neyin nerede, hangi öncelikte ve düzeyde üretileceğine karar vermenin yollarının tıkanması”, yaratılan boşlukta özlü özellikli değerlerin yitirilmesi, bu yarım yüzyılın sağlıksız gündeminin günümüze kadar uzanmasına neden oldu.



Bugün bu içinden çıkılmaz sorunların somutlandığı yerlerin başında hiç kuşkusuz kentlerimiz gelmektedir. Topraklarından kopmuş insanların sürekli hareketliliği içinde baskı altında kalan kentler, geçmişi-bugünü-geleceği birlikte tasarlayacağı ortamı yakalayamaz duruma gelmiştir. Ayrıca “sürekliliğe dayanan bir geleneğin özellikle yaratılmamış olması”, iyi niyetli girişimleri de başarısız kılmıştır. İşte böyle bir ara kesitte duran, ele geçen olanakları sağlıksız yapılaşmayla yitiren kentlerin başında, “Kuşadası” da gelmektedir.



Yarım yüzyıl içinde oluşan gerçeklerin ışığında Kuşadası’nın bugünkü yöneticilerinin önünde iki gerçek durmaktadır. Bunlardan birincisi, düşlerimize girdiğinde hepimizi korkutacak boyuttaki bir değişimin yarattığı sonuçlardır. Tüm “etik değerleri” altüst eden böyle bir çarpık “turizm” olgusunun sıkıntılarla yüklü sonuçlarının önemli bölümünün geri dönülmez nitelikte oluşu, iyi niyetli yeni yaklaşımları da zorlamaktadır. Bunun yanı sıra, ülke ve dünya düzeyinde yapılan tartışmalarda, Kuşadası’nın sürekli olumsuz örnek olarak gösterilmesi, ancak “soğukkanlı ve inandırıcı iyileştirme çalışmalarıyla” silinecek bir durumdur. Bu sıcak gelişmelerin aşılması yolunda herkesi zaman yitirmeden göreve çağırmak, geniş katılıma dayalı programlarla ortamı değiştirmek, belirli bir süre içinde çok farklı bir gündemin oluşmasına zemin hazırlayabilir. Ayrıca, yanlışın doğruya dönüştürülebileceği yolunda da önemli bir adım atılmış olur.



Burada ikinci temel öğe, büyük küçük demeden ulaşılan doğruların zaman yitirmeden yaşama geçirilmesidir. Nasıl turizm adı altında her değerin tüketilmesi kısa sürede olmuşsa, bu kez doğrular da dayanışmaya dayalı somut sonuçlara aynı hızla ulaşmalıdır. Hiç kuşkusuz geleceği tasarlarken, kısa-orta-uzun dönemli hedefler koymak gerekecektir. Burada kısa dönemde yapılacaklarla başarıya ulaşmak, olayın yönünü değiştirmede büyük rol oynayacak, inanırlığı artıracaktır.



Değinilen konularda Kuşadası’nın yeni yöneticileri tutarlı bir yol izleyerek, geçmiş dönemlerden kalan olumsuz izleri silmek için, “kentin genel çıkarlarını egemen kılacak gündeme” öncelik tanımışlar, ardından ülkenin bilim-sanat dünyasının birikimli kimliklerinin Kuşadası konusuna yoğunlaşmasına ortam hazırlamışlar. Bir dizi etkinliklerin ardından, 23-26 Şubat 2000 tarihinde “Geçmişten Geleceğe Kuşadası” başlığını taşıyan bir sempozyumda, bu konudaki tüm bilgi birikimini bir araya getirmeyi başarmışlar. Editörlüğünü Dr. Ayşe G. Şerifoğlu’nun yaptığı bir kitapla da sonuçları, geniş bir dağıtımla tüm ilgililerin tartışmasına açmışlar.



Bu süreçte Kuşadası Belediyesi, elde edilen verilerin ışığında öncelikle “eski olumsuz yaklaşımları durdurmaya” yönelmiş. Zaman yitirmeden kalan köklü değerlerden yola çıkarak, Kuşadası’nın kesilen “dün-bugün-gelecek ilişkisini” değişik alanlarda yeniden egemen kılmaya başlamışlar. Eski tarihsel-kültürel dokunun kalabilen parçalarını yeniden buluşturmaya, yeni işlevlerle donatarak olumsuz görünümleri azaltmaya yönelmeleri, çarşı bölgesindeki halkın katılımını sağlamış, kentte yeni bir dönemin başlangıcı olmuş. Bugün Sağlık Caddesi’ndeki gelişmelerin hızla çevreye yayılması ve genişlemesini isteyen Kuşadalıların sayısının çoğalması, girişimin başarısı olarak görülmektedir.



Ayrıca kentin surlarından ve burçlarından kalan parçaların, değişik işlevli birbirinden önemli yapıların yeniden değerlendirilmesi için yapılan çalışmalar, Fatma-Şaban Alkış Sanat Evi’nde olduğu gibi geleneksel konutlardan bazılarına yeni işlevler verilerek yaşamalarının sağlanması, başlayan hareketin olumlu izleri olarak görülmelidir.



Türkiye’de turizmin tartışma konusu olduğu ilk yıllarda üzerinde durulan yapılardan biri de, Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı’nın onarılarak konaklama işlevlerine ayrılmasıydı. Bugüne kadar sayısını çoğaltarak yeterince değerlendiremediğimiz bu tür yapıların ilk örneklerinden Kuşadası’ndaki Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı’nın ardından, geleneksel evlere de tarihi dokunun içinde yeniden yaşam şansı tanınmasının düşünülmesi, farklı bir yaklaşımın ilk işaretleri olmaktadır.



6-7 Nisan 2002 tarihinde Kuşadası Belediye Başkanlığı’nın ev sahipliğinde büyük bir katılımla gerçekleşen ÇEKÜL Vakfı’nın “Ege Bölgesi Koruma Toplantısı”nda, başta Aydın Valisi Emir Durmaz ve Kuşadası Belediye Başkanı Fuat Akdoğan’ın kararlı bir biçimde üzerinde durdukları konu, kentin ayakta kalabilmiş tarihi dokusunu oluşturan evlerin tümünün zaman yitirmeden onarılması, Çalıkuşu Evi’nden başlamak üzere bir bölümüne yeni işlevler verilerek bu bölgenin yeniden değerlendirilmesi, sağlıklaştırma çalışmaları süren çarşıyla bağlantısının sağlanmasıydı. Tasarım-uygulama eylemleri için, Aydın Valiliği ve ÇEKÜL Vakfı’nın destekleriyle, Kuşadası Belediyesi’nde bu konulara duyarlı- birikimli kişilerle bir birimin oluşturulması, daha şimdiden sürecin kısalacağının ilk işareti olarak görülmüştür. Geçen yıllarda Kuşadası Belediyesi’nin Güvercin Ada’daki Kale ve çevresini olumsuz ortamdan kurtarması, yeniden düzenleyerek sanatsal-kültürel etkinliklere açması, bu yeni girişimin de hızla başarıya ulaşacağı inancını artırmıştır.



Kuşadası’ndaki bu gelişmeler, salt bu kent için “yeni bir dönemin işareti” olarak düşünülmemektedir. Benzer yanlışlarla kimlik çöküntüsüne uğramış tüm kentlerde, doğal-tarihsel-kültürel varlıkların kalan bölümleri ne yoğunlukta olursa olsun, onların yeniden değerlendirilmesi, genel bir karara bağlanmış bulunmaktadır. Kalanların gözden çıkarılmasını önleyici güç odaklarının varlığının kanıtlanması, oluşmaya başlayan yeni gündem için önemli bir göstergedir. “Ege Bölgesi Koruma Toplantısı”, yeni kavramlar, yeni dayanışma odakları oluşturması açısından önemli bir dönüm noktası olmuş, kamu-yerel-sivil güçlerin her bölgeye “kent-havza-bölge ölçeğinde” bakmasını sağlamıştır. Kuşadası da böyle bir bakış açısı içinde değerlendirilmiş, dayanışma alanı da o oranda genişlemiştir. Bu kuşkusuz, yeni bir dönemin başlangıcı, somut sonuçlara giden yolun olumlu işaretleridir...





GELİŞEN KAVRAMLARIN VE KATILIMIN GÖSTERGESİ: DÜNYA GÜNÜ





İnsanların ve toplumların, zaman zaman belirli kavramlar ve başlıklar altında düşüncelerini daha güçlü açıklamaya ve paylaşmaya gereksinim duydukları anlar vardır. Böylesi bir ortamın, insanları ve toplumları sarsan büyük olayların ardından yaygınlık ve güç kazanması, üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir noktadır. Bu, aynı zamanda “düşüncenin-kavramların-katılımın” nelere bağlı gelişme gösterdiğinin de işareti olmaktadır.



İnsanlık tarihinin, uygarlık tarihinin köklü geçmişine bakıldığında, iyiyle kötünün, doğruyla yanlışın birlikte gündem oluşturması, insanları ve toplumları-her zaman gerektiği anlarda olmasa bile-farklı bir noktada buluşmaya, kalıcı öğelere sarılmaya yönelttiği görülmektedir. “Yirminci Yüzyıla” gelinceye kadar, dünyamızın yaşanabilir olmaktan çıkacağını kim söyleyebilir, kim düşünebilirdi? Dünya savaşları bile bizlere, tüm coğrafyaları sarsacak nitelikte gözükmemişti. Oysa bir süredir, havanın, suyun, yeşilin, kısacası yaşam kaynaklarımızın hızla bittiğinden-tükendiğinden söz ediyoruz...



Hiç kuşkusuz bu hızlı tükeniş, hızlı düşünce üretmeyi, inandırıcı önlemler almayı, farklı kavramlarda buluşmayı, katılımın boyutunu büyütmeyi kaçınılmaz kıldı. 1970 yılında aynı düşüncelerle yola çıkan Harvard Hukuk Fakültesi öğrencisi Denis Hayes, hepimize şöyle sesleniyordu: “Kim demiş dünyayı değiştiremezsiniz diye? Bir tek insan bile dünyayı değiştirebilir!” Bu uyarı ve çağrı, bir bakıma herkesin ortak kaygılarına çözüm yolları da içeriyordu. O günlerin hemen ardından “22 Nisan,” tüm toplumların, tüm bireylerin ortak günü oldu. Herkes biliyordu ki, dünyamız sağlığını yitirdi mi, diğer günler de gücünü yitirecekti... Milyonlarca insan, gidişin gidiş olmadığını daha yüksek sesle söylemeye başladı, yeni dayanışma odakları oluşturmaya çalıştı... Bu aynı zamanda dünyamızdan bir şeylerin hızla eksildiğinin de somut işaretiydi...



İşte bu gelişmelerin ışığında, hareketin öncü kimliklerinden Mark Dubois, 32 yıl sonra dünyaya Türkiye’den sesleniyordu... Gelişen teknolojilerin sağladığı olanakla, anında tüm dünyaya 22 Nisan sabahı Mudanya Mütareke Meydanı’nından, 2002 yılının mesajını veriyordu: “Evimizi Koruyalım” diyordu... Yıllar önce, ulusumuzun bağımsızlık belgesinin imzalandığı beyaz boyalı “Mütareke Müzesi”nin önünde... Artık kavramların içi farklı dolduruluyor, katılımın yapısıysa hızla değişiyordu...



22 Nisan günü, Türkiye’nin değişik yerlerinden, Bursa ve yakın çevresinden gelmiş her yaştan, her kesimden insan, Mudanya’da ortak geleceğimizi tartışıyordu. Özellikle çocukların, Mark Dubois’nın konuşmasının can alıcı noktalarına gösterdikleri tepki, gelecek kuşakların bilincinin sınırlarını da belirliyordu. Dünya Günü Türkiye Ulusal Koordinatörü ÇEKÜL Vakfı’nın yıllardır, “ülkenin gündeminin öncelikleri değişmelidir... kamu-özel-yerel-sivil birlikteliğine dayalı yeni bir ortam yaratılmalıdır... kent-havza-bölge-ülke ölçeğinde tasarım ve uygulamalar geleneğe dönüşmelidir...bütün bunlar doğa-insan-kültür bağlamında yaşam şansı bulmalıdır” diyerek savunduğu gerçeklerin, tüm kenti dolduran coşkulu insanlar tarafından da paylaşılmış olması, değişme-değiştirme isteğinin somut işareti, somut yansımasıydı...ÇEKÜL Vakfı’nın ülkeyi saran “7 Bölge 7 Kent” projesinde Mudanya’nın neden yer aldığının da anlamlı bir açıklamasıydı...



Sorunları, değişik ölçeklerde tüm açıklığıyla tartışmaya açma, çözüm önerileri geliştirme konusunda, meydanda toplanan herkes birleşiyordu. Konuşmasında temel noktaların altını çizen, Dünya Günü’nü Türkiye açısından değerlendiren, “7+17 Dünya Günü Ormanları”nın gelecekte kentlerin çevresinde yaratacağı yeşil kuşağın önemini vurgulayan Orman Bakanı Prof. Dr. Nami Çağan, kentin değişik yerlerindeki etkinliklere de katılarak, içten ve gerçek birlikteliğe örnek oluşturuyordu. Bursa Valisi Ali Fuat Güven, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Erdoğan Bilenser, Mudanya Kaymakamı Mustafa Esen, Mudanya Belediye Başkanı Hasan Aktürk başta olmak üzere, kentin değişik yerlerinde birbirini izleyen bir dizi etkinliklerde görüşlerini açıklayan kamu-özel-yerel-sivil kesimlerin temsilcileri, “evimizi” yani “dünyamızı korumanın” yeni bir bilincin ürünü olduğunun altını sürekli çizdiler. Yerel yöneticilerin, sivil toplum örgütlerinin içten katkıları ve çabaları, tüm katılanların övgü dolu cümleleriyle değerlendirildi.



Kastamonu’dan, Tokat’tan, yurdun her köşesinde gelen “Dünya Günü” haberleri ve görüntüleriyse, zaman yitirmeden -uydu yoluyla internet üzerinden- dünyaya aktarıldı. Etkinliklerin, kentin sokaklarına, Kumyaka-Trilye-Cumalıkızık’a yansıması, 23 Nisan’ın coşkusuyla buluşması, dünyada gelişen kavramların yaygınlaşmasını, katılımın boyutlanmasını birlikte getirdi. Dünya Günü Türkiye Ulusal Koordinatörü ÇEKÜL Vakfı’nın bu ortamda yayınladığı mesaj ise şu cümlelerle bitiyordu: “...Doğal-tarihsel-kültürel varlıkların her ölçekte korunmasını-yaşatılmasını sürekli savunduk. Doğru-tutarlı ‘hemşehri’, ‘yurttaş’, ‘dünyalı’ olmak istiyorsak, yanlışlar nerede oluşursa oluşsun, bilinçli bir birey kimliğiyle tavır koymak, bizlerin, hepimizin öncelikli görevi olmalıdır. Bu nedenle, yanlışların bir başkası tarafından düzeltilmesini beklemeden herkesi, dünyamızı diri tutacak eylemlerin içinde olmaya çağırıyoruz.”







Dünya Günü haftasında nerelerde etkinlikler düzenlendi?





20 Nisan 2002, Kastamonu'da Mimar Vedat Tek Anı Sanat ve Restorasyon Merkezi'nde “ÇEVRE, KÜLTÜR, DUYARLILIK, KÜLTÜREL MİRAS, KASTAMONU...” paneli ile Sepetçioğlu Konağı'nda gün boyu süren çocuklara dönük etkinlikler...

21 Nisan 2002, İstanbul'da ÇAtalca'da "7 Ağaç Ormanları"nda fidan dikim töreni, Tokat'ta Topçam Mahallesinde kutlama ve Huzur Evi civarında 2,500 fidan dikimi ve Cizre'de kutlamalar...

22 Nisan 2002, Mudanya'da (yukarıda sözü edilen bir dizi temel etkinlik), Muğla'da uçurtma şenliği, temizlik kampanyası, Çorum'da fotoğraf sergisi açılışı, fidan dikimi ve "Kent Tarihine Yolculuk" turu ve apnel...

25 Nisan 2002, İstanbul’da Porto Allegre belgeseli ( 25 Nisan 2002 Perşembe saat 19.00'da Mark Dubois Türkiye'den ayrılmadan önce Armada Otel'de bir basın sohbeti düzenlendi... ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof.Dr. Metin Sözen'in de katılacağı bu etkinlikte, Dubois'nın yanında getirdiği, 2002 başında Brezilya, Porto Allegre'de düzenlenen "Dünya Sosyal Forumu" ile ilgili 24 dakikalık "Başka Bir Dünya Mümkün" başlıklı bir belgesel gösterildi... Daha sonra Prof. Sözen ve Mark, katılanlarla sohbet ettiler.)



Dubois ziyareti, Türk basını tarafından geniş biçimde değerlendirildi...



İstanbul, Tokat ve Kastamonu etkinliklerinin Mudanya’daki törenle birlikte yayına sokulduğu web adresi: http://www.cekulvakfi.org.tr/wd/ (Web-viedo filmleri izleyebilmek için sisteminizde “Quick Player” yüklü olması gerekiyor)




KORUMA ÇALIŞMALARI, AYDINOĞLU BAŞKENTİ BİRGİ’DEN, KÜÇÜK MENDERES HAVZASI’NA GENİŞLİYOR...




1996 yılında, Türkiye’nin dört bir yanında başlatılan doğal ve kültürel varlıkların çok yönlü korunması ve yaşatılması girişimlerinin ardından, Birgi’nin adının da öne çıkması bir rastlantı değildi. Ödemiş’in dağlara yaslanan bölümü gibi duran Aydınoğlu Beyliği’nin başkenti Birgi, anıtsal yapıları, birbirinden ilginç ev ve konaklarıyla, tarihin her döneminde önemini korumuş, yerli-yabancı gezginlerin, bilim çevrelerinin sürekli ilgi odağı olmuştu. Bütün bu birikimlere rağmen, kentin her yıl görünür bir hızla kimliğini yitirmeye başlaması, tümüyle yeniden ele alınmasını kaçınılmaz kılıyordu. UNESCO’nun “geçmişimiz için bir gelecek” başlığı altında 1975 yılını, dünyada mimarlık yılı olarak açıklamasıyla birlikte, Safranbolu, Birgi, Kemaliye, Mardin, öncelikle korunması düşünülen kentler arasında yer almış, bunlar içinden Safranbolu, Dünya Mirası Listesi’ne girme başarısını göstermişti.



Yıllar sonra geçmiş deneyim ve birikimlere dayanarak ÇEKÜL Vakfı’nın, “7 Bölge 7 Kent” projesi kapsamında Batı Anadolu Bölgesi’ni simgelemek üzere Birgi’yi seçmesi, kentte yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Seçilme kararının gerekçesi şu cümlelerle bitiyordu: “Bu özgün toprakların sahibi kolay olunmuyor. Bugün Birgi’de bir araya gelmeye çalışanlar için korunması gereken tüm ülkedir, dünyanın her yeridir. Artık bir yerde yanlış başladı mı, o her yere kısa sürede ulaşmayı bilir. Bu nedenle, uzak-yakın nerede oturursanız oturun, 'Birgi’deki kimliği koruma savaşına’ katılmanız bilincinizle ilgilidir. Bilincinizi ölçmeye çağırıyoruz.” Gerçekten, bilinçli çevreler, kısa sürede hedefe giden yolda katkı vermeye başladılar. ÇEKÜL Vakfı Küçük Menderes Havzası Koordinatörü Emin Başaranbilek’in, dönemin Birgi Belediye Başkanı M. Hıfzı Aslankaraoğlu’yla birlikte, değişik kesimlerin destekleriyle oluşturdukları “eylem planı” çerçevesinde, diğer bölgeleri de etkileyecek tasarım ve uygulamalar birbirini izledi. Kentin “koruma imar planı” doğrultusunda iyileştirme çalışmaları, Cumhuriyet Meydanı’ndan başladı.



Yerel yönetimlerin, sivil toplum örgütlerinin, eğitim kurumlarının işbirliği çerçevesinde, Mimar Sinan Üniversitesi, Birgi Belediyesi’nin sağladığı alanda, uluslararası boyutları da içerecek “yaz okulları merkezinin” kurulması için gerekli projeleri tamamladı. Başta İzmir Ege, Dokuz Eylül üniversiteleri, Yüksek Teknoloji Enstitüsü, İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi, Türkiye’de mimarlık, şehircilik, sanat tarihi, arkeoloji, güzel sanatlarla ilgili birimleri olan üniversitelerin öğrencileri, öğretim üyelerinin yönlendirdiği programlar çerçevesinde, kendilerini kimlikli bir ortamda geliştirme olanağı buldular. Bunlara Fransa ve Kanada’dan mimarlık okullarının katılmaları ve sonuçlarını sergilemeleri, büyük bir bilgi birikimine ulaşılmasını sağladı. Ayrıca Birgi’nin değişik yerleri, öğrencilerin ilginç resim ve heykelleriyle donandı. Bu birikimin bir bölümü, başta İstanbul olmak üzere değişik kentlere ve yurtdışına da taşındı. Bunlara koşut olarak, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin havzadaki çalışmaları, halkın farklı yönde bilinçlenmelerini hızlandırdı. Her kuşak insanın, katılıma dayalı çok yönlü koruma politikaları çerçevesinde yarattıkları ortamın havza boyutuna yansıması, saptanan hedeflerin doğruluğunun da kanıtı oldu.



Küçük Menderes Havzası’nda tarım alanlarının iyileştirilmesinin yanı sıra, arkeolojik alanların da gündeme getirilmesi, bunlara koşut olarak Ödemiş-Beydağ-Kiraz-Tire-Selçuk-Bayındır-Konaklı-Ovakent-Bademli-Gölcük-Bozdağ’da, doğal ve kültürel varlıkların korunmasında yeni adımların atılması, ortak çalışma ortamının yaratılması, kısa sürede farklı ilişkilerin oluşmasına neden oldu. Bu süreçte, belediye başkanlarına ve sivil toplum örgütlerine, dönemin İzmir Valisi Kemal Nehrozoğlu ve ardından Alaaddin Yüksel’in yakın ilgi ve destekleri, kamu-yerel-sivil birlikteliğinin gücü konusunda havzada herkese inandırıcı işaretler verilmesini sağladı. Havza merkezi konumundaki Ödemiş’te, Belediye Başkanı Mehmet Eriş’in “Ödemiş Arastası ve Çevresinin İyileştirilmesi” projesine başlaması, Konaklı Belediye Başkanı Kamuran Açıkalın’ın “Hükümet Meydanı Düzenlemesi,” Bademli Belediye Başkanı Selçuk Bilgi’nin birbirinden ilginç geleneksel konutlardan bir bölümünün onarılabilmesi için proje üretmesi, Kültür Bakanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün ilgili birimlerinin harekete geçmesi, bu tür girişimlerin yaygınlaşacağının ilk işaretleriydi. “ÇEKÜL Vakfı Küçük Menderes Havzası Gönüllüleri” ise, uzun tartışmalardan sonra, bir dizi etkinliklerin yanı sıra, Ödemiş Kaymakamı Erkan Işılgan’ın da desteğiyle, Birgi’de başlattıkları cephe iyileştirme çalışmalarının birinci evresini tamamlayabilme başarısını gösterdiler.



Kuşkusuz kısa bir süre sonra bu eylemlerin merkezi, Birgi’deki “Çevre Kültür Evi” olacak. ÇEKÜL Vakfı’nın, “Birgi Araştırmaları Merkezi” olarak da tasarladığı, eskiden okuma-yazma öğretmek üzere kullanılan, bir bölümü yıkılmış yapının örnek bir onarımla yaşama geçirilmesi, halka çok yönlü katkı sağlayacak, kent ve havzayla ilgili belge-bulgular burada toplanacak. Oluşturulacak kitaplık ve düzenlenecek etkinliklerle, havzada doğal ve kültürel varlıkların korunması çalışmalarının bu merkezden yönlendirilmesi, eşgüdüm açısından önemli bir boşluğu dolduracak. Bilgilerin ve verilerin buradan dağılması, yerli-yabancı herkesin yararlanmasına ortam hazırlanması, yaz okullarının çalışmalarında odak noktası olması, günümüzün gelişen teknolojilerini içermesi için, duyarlı herkesin bu merkeze katkı sağlaması, hızla gelişmesi yolunda çaba göstermesi beklenmekte...



1996 yılında, ülke düzeyinde bir çağrıyla Birgi’de başlayan bu çalışmalarda, sanat ve bilim insanlarının, belirli bir hedefe yönelik etkinliklere verdikleri desteklerin çevre halkı üzerinde derin izler bırakması, ÇEKÜL Vakfı üyelerinin yerel yönetimler ve diğer sivil toplum örgütleriyle birlikte girişimleri çeşitlendirme, sürekli kılma başarıları, düzeyli ve kalıcı yayınlarla yaygınlığın artırılması, Ege Bölgesi’ndeki diğer havza boyutunda sürdürülen koruma çabalarına daha şimdiden örnek oluşturmakta... Bir bakıma Birgi’den Küçük Menderes Havzası’na genişleyen, diğer havzaları etkileyerek bölgeye taşan bu süreçte, tüm kesimlerin birlikteliğin gücünü ve sonuçlarını görmesi, değişimin görünür işaretleri olarak nitelendirilmekte... Nisan ayının ilk haftasında Kuşadası’nda yapılan “Doğal ve Kültürel Varlıkların Korunması Toplantısı” da (*), Ege Bölgesi’ndeki bu katılıma dayalı gelişmelerin topluca değerlendirilmesine olanak yaratmıştır...




ANNELER ORMANI İÇİN BU PAZAR ARMADA'DA KAHVALTIDA BULUŞUYORUZ!



Çekül Vakfi ve Armada’nin Anneler Günü’nü kutlamak için ortaklaşa düzenledikleri kahvaltıya katılacak annelerin adına “Çekül Anneler Ormani”nda fidanlar dikilecek...


ÇEKÜL Vakfı ve Armada, ilkini geçen yıl başlattıkları "ÇEKÜL ANNELER ORMANI"na bu yılın Anneler Günü'nde de katkıda bulunmayi sürdürüyor. Bu kutlama biçimi, anneye duyulan sevgi ve saygı ile doğaya duyulmasi gerekenin arasında fark olmadığı gerekçesi ile başlatılmıştı..

Çocuklar, anneleri ile 12 Mayıs'ı, Armada’da saat 10.30’dan 14.00’e kadar sürecek bir “Pazar Kahvaltisi”nda kutlayacaklar. Gelirin bir bölümü ile Armada’ya gelen annelerin adına ÇEKÜL’ün “7 Agaç Ormanlari”nda bir fidan dikilecek. Dileyenler kahvaltı süresince açık olacak ÇEKÜL masasından, annelerine ayrıca “7 Ağaç” ya da ÇEKÜL'ün diger sürpriz ürünlerinden de armağan edebilecek...

Gecen yılki kahvaltidan...

Kahvalti : 13,500,000.- TK (KDV dahil)
Not: Hava elverişli olursa kahvaltı TERAS'ta yapılacak!
Ayrıntılı bilgi ve rezervasyon için:

Armada : 212 638 13 70-78 telefondan Satış ekibi / Zerrin Kelebek zkelebek@armadahotel.com.tr

ÇEKÜL : 212 249 64 64 telefondan Sevinç Baliç / sevinc.balic@cekulvakfi.org.tr





posted by A.T. at 14:12
Çarşamba, Mayıs 01, 2002

Mark Dubois'dan mesaj var:



Katılımı ile İstanbul ve Mudanya'daki Dünya Günü etkinliklerine farklı bir boyut -bu arada buna fizik boyu (2.m) da dahil!- katan ve çevresinde kısa sürede bir sevgi çemberi oluşturan Mark Dubois, memleketine döner dönmez aşağıdaki mesajı yollamış:
(Etkinlikle ilgili görüntüler için: http://communities.msn.com/CEKULALBUM2/pictures)

"Dear dear dear friends,

I arrived home late last night, after 26 hours of traveling. Jet
lag is still with me...

Yet I wanted to write a brief note... I still can't believe what an
amazing experience I had. I am still in awe of all the people who
showed up at the Earth Day events all the good work tat was done, as
well as all the media you generated to educate the public.

I want to follow-up on numerous details soon, but for now just
letting you know how deeply I appreciate you linking me to your
dynamic colleagues doing so much to help your nation grow and heal!!!
as well as for all the wonderful, generous hospitality!!

Soooooo many thanks!!! I will be in touch soon!!
Mark"






posted by A.T. at 13:32

Gecikmiş bir güzel haber var burada:


8. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri 2002...



TMMOB Mimarlar Odası / 8. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri 2002, 12 Nisan 2002 günü Ankara Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanat Galerisi'nde yapılan törenle sahiplerini buldu. ÇEKÜL Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen, kültür varlıklarının korunmasındaki sürekli çabaları ve yerel yönetim birimleriyle mimarları buluşturmasındaki başarılı çalışmalarıyla "Jüri Özel Ödülü" ne layık görüldü.


posted by A.T. at 13:25
Perşembe, Nisan 25, 2002

BASINLA SOHBET ve BELGESEL GÖSTERİMİ


Dünya Günü 2002 Etkinliklerinin Sonuncusu!



Bu akşam (25 Nisan 2002 Perşembe) saat 19.00'da Mark Dubois Türkiye'den ayrılmadan önce bir basın sohbeti düzenlendi... ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof.Dr. Metin Sözen'in de katılacağı bu etkinlikte, Dubois'nın yanında getirdiği, 2002 başında Brezilya, Porto Allegre'de düzenlenen "Dünya Sosyal Forumu" ile ilgili 24 dakikalık "Başka Bir Dünya Mümkün" başlıklı bir belgesel gösterilecek... Daha sonra Prof. Sözen ve Mark, katılanlarla sohbet edecekler... Toplantı 20.45'de sona erecek...

Armada Otel'de yapılacak bu etkinliğe, basın mensubu dostlardan katılmak isteyenler 0212-638 13 70-78 telefona bir mesaj bırakırlarsa makbule geceçek)


Prof.Dr. Metin Sözen'in, ÇEKÜL'ün Türkiye Koordiantörü olduğu "Dünya Günü" hareketi ile ilgili görüşü:



Şimdiye kadar her ölçekte doğal, tarihsel, kültürel varlıkların korunmasını istedik. Doğru ve tutarlı bir hemşehri, yurttaş, dünyalı olmak istiyorsak, yanlışlıklar nerede oluşursa oluşsun, bilinçli bir birey kimliği ile tavır koymak, herkesin öncelikli görevi olmalıdır.

Yrım yüzyıl önce bugün konuştuklarımızın tükeneceğini hiç düşündünüz mü?

Bu nedenle yanlışlıkların bir başkası tarafından düzeltilmesini beklemeden dünyamızı diri tutacak eylemlerin özellikle kirlenme ve insan ilişkileri bağlamında, içinde olmak gerekir...



posted by A.T. at 11:21
Pazartesi, Nisan 22, 2002

MARK DUBOIS’NIN TÜRKİYE’DEN, MUDANYA DÜNYA GÜNÜ 2002 TÖRENİNDEN VERDİĞİ DÜNYA GÜNÜ 2002 MESAJI



Merhaba,

Bu güzel ve kimlikli ülkenizde bir kere daha bulunmaktan onur duyuyorum. İlk kez 20 yaşımda bir yolcu iken, sonra da 1992’de bir nehir koruma konferansı sırasında Türkiye’ye gelmiş ve ülkenize aşık olmuştum. Ayrıca, tıpkı Türkiye’de Dünya Günü etkinlikleri düzenlemekte olan Çekül Vakfı’nın üyeleri gibi, harikulade Türk insanlarıyla buluşmuş olmanın zevkini taşıyorum. Şimdi de, özellikle Dünya Günü’nü kutlamak üzere burada bulunmaktan çok mutluyum...

Bu Dünya Günü’nde, “Evimizi Koruyalım”a katılırken, aslında “evimiz”in onlara ait kısmının koruyan ve Dünya Günü’nün 32. yaşgününü kutlayan 184 ülkedeki komşularımıza katılıyorsunuz.
Sizinle 3 şeyi paylaşmak isterim : Dünya Günü’nün kısa bir tarihçesini, çağımıza has bazı özel sorunları, mücadeleleri ve önümüzdeki fırsatları...

1960’ların sonunda, artan nüfus ve gelişen teknolojiyle, biz insanların dünyaya zarar verdiğimiz farkedilmeye başlandı. 1970’te, Denis Hayes, Dünya Günü’nü organize etmek için hukuk fakültesinden ayrıldı. 25 milyon ABD’li, gösteriler, protestolar ve kutlamalar yaptı. Böylece, Amerikan çevre hareketi başlamış oldu. Sonra, Stockholm’de, 2 yıl sonra, küresel çevre hareketi resmi olarak başladı. Fakat, 1980’lerin sonuna kadar çevre konularında verilen politik taahhüt azaldı. Bu nedenle Denis, yeni bir büyük hareketin zamanı olduğunu düşündü. Ben de ilk uluslararası koordinatör olarak ona katıldım. İlk çağrımızın üzerinden geçen 9 ay içinde 143 ülkeden Dünya Günü 1990 aktivitelerine katılmak üzere 200 milyon insan Dünyanın yaşgününü kutlamak ve daha iyi bir çevre için bir araya geldi. Rio de Janerio’daki Dünya kalkınma ve Çevre Zirvesi’nden 2 yıl sonra ülke başkanlarının ve binlerce vatandaşın biraraya geldiği en büyük toplantı gerçekleşti.

Dünya Günü 2000’e bu sefer 184 ülkede 200 milyon insan katıldı. Herbir kıtada , herbir ülkede insanlar kendi iyilikleri, dünyadaki bütün çocuklarımızın ve gelecek 7 kuşağın çocuklarının hatırı için evlerini korumanın öneminin farkına vardılar.
Şimdi, şu anda neredeyiz? İnsanlık tarihinin tarihi bir dönüm noktasındayız. Şimdi nerede olduğumuzu ve geleceğimizi gösteren 3 şey var :

Herşeyden önce durum tahmin edeceğinizden daha kötü, hatta en iyi uzmanların size açıklayabileceğinden de... Medya kötü haberleri konu ederken, çevresel durum ve insani koşulların çöküşünden çok az söz eder. İşte size birkaç örnek :
1. Türlerin yokoluşu. Evrimci biyologlar gezegenimizin tarihinde birkaç büyük yokoluş hikayesi anlatırlar. Bu yokoluşların nedeni meteorlardan volkanlara, cehennemi doğal olaylardır. Ama şimdi başka bir yokoluş hikayesi başladı; aşırı otlatma, aşırı balık avcılığı ve ormanların yok edilişi gibi insan eylemleri neden oluyor.
2. İklim değişikliği : Fosil yakıt kullanırken, atmosfere tonlarca karbon yayıyoruz ve birçok bilim adamı küresel ısınmayı tetiklemeye başladığımızda birleşiyorlar.
3. Diğer bazı örnekler : Böcek öldürücü, diğer zehirli maddeler, genetik olarak dönüştürülmüş yiyecekler, plastiklerdeki hormonlar, uranyumlu mermiler, çevreye uzun dönemde olumsuz etkileri olan icatlardan bazı örneklerdir.

Buraya kadar anlatılan kötü haberler yeterli...
İkinci olarak, tahmin ettiğimizden daha iyi gelişmeler de var...
Basının radarları altında, zamanımızda kuvvetli bir baskı sözkonusudur. Tüm dünyada insanlar, düzgün, sürdürülebilir bir gezegen için mücadele ediyorlar. Sorunlara, kısa dönemli çözümler getiren önlemler alıyorlar ve hayatı yeniden yapılandırıcı çözümleri getirmek üzere yaratıcılıklarını kullanıyorlar. İşte iyi haberlere bazı örnekler :

A. Davos iş dünyası liderleri, birkaç ay önce New York’ta, uluslararası bir gündem oluşturmak için toplandıklarında, Brezilya Porto Alegre’de 60 000 vatandaş, “bir başka dünya mümkün!” diyorlardı. Atölye çalışmaları, seminerler, şarkılar ve danslarla, dünyanın sosyal ve çevresel çözümlerini vurguladılar.

B. Avrupa Birliği, genetik olarak dönüşüme uğratılmış yiyeceklerle kumar oynamaya henüz hazır olmadığını söylüyor.

C. Bolivya’da halk, Dünya Bankası ve Bechtel Şirketleri’nin içme suyu özelleştirmelerine karşı ayaklanmış ve baskı uygulamakta.

D. Güney Afrika, Soweto’da halk, topraklarını ağaçlandırmaya ve geri dönüşümle ilgili iş alanları yaratmaya başlıyor. Ve bu değişim, başka sektörlerde de ortaya çıkıyor. Tıpkı Türkiye’de de olduğu gibi insanlar, altın madenleri ve nükleer santrallere karşı çıkıyorlar.

E. Pek çok iş dünyası lideri, atıkları bertaraf ederek çevreyi korurken, aynı zamanda para da kazanabileceklerini keşfediyorlar. Doğal adımlar ve “Doğal Kapitalizm” adlı kitap, bu gibi şirketlere örnek oluşturuyor.

F. Hükümetler, yerel ve ulusal çevre kanunlarını hayata geçirmek için, artan sayılarda, bu işe gönül vermiş elemanları istihdam etmeye başlıyorlar. Tıpkı, bugün Mudanya’da yeni bir Dünya Günü ormanı başlatacak olan Orman Bakanınız gibi, tıpkı buradaki kültür mirasını koruyan Mudanyalılar gibi...

G. Her geçen gün daha fazla birey, hayatları için daha iyi seçimler yapmaya başlıyorlar. Seçimin yalnızca genel seçimlerde oy vererek yapılmadığını her gün daha iyi anlıyoruz. Yani aslında, yılda bir değil, her gün oy vermiş oluyoruz. Benim ülkemde, daha çok insan yanlış seçimlerin pahalıya mal olduğunun farkına varıyorlar. Bazıları, organik yiyecek satın olmayı tercih ettiklerinde, hem daha sağlıklı yaşadıklarının, hem de toprağın ve suyun kirletilmemiş olduğunun bilincine varıyorlar. Bazı diğerleri, ucuz işgücüyle üretilen giysileri almayı reddediyorlar.

Çok fazla iyi haber var. Ama bu iyi haberlerin güçlü akımı, yokedici süreçleri durdurmak için, yeterince güçlü ya da kalıcı değil. Henüz değil...
Peki, gidişat nereye? Bu, size ve bana bağlı. Biz her gün, yaptığımız seçimlerle, dünyayı birlikte yaratırız. Bazı seçimler, bilinçsizce yapılır. Şimdi her gün, dünyanın doğal ve kültürel mirasını korumak için bilinçli seçimler yapmaya ihtiyacımız olacaktır. Biz insanlar, odaklandığımız noktada başarı gösterdiğimizi kanıtlamışızdır. Örneğİn, 1. Dünya Günü kutlamalarından beri, pek çok nehir daha temiz bir hale geldi. Ozonda görünür bir delik açan kimyasallardan kurtulduk. İhtiyacımız olduğu zaman, başarıya ulaşabiliyoruz.
Bu yolda yürürken, birkaç araç bize yardımcı olabilir :

1. Sabır ve azim. Kaliteli işler zaman alır, ve gerçekten daha iyi bir dünya istiyorsak, ısrarcı olmalıyız. Gandhi’nin, kolonializmden kurtularak özgür olma düşünün gerçekleşmesi 50 yıl almıştır.

2. Sorumluluk ve hesap verebilirlik. Herbirimizin standartlarını yükseltmeye ihtiyacımız var, aynı şey arkadaşlarımız ve içinde yaşadığımız toplum için de geçerli. Başkalarını yargılamadan önce, aynada kendimize bakmayı öğrenmeliyiz.

3. Kim demiş dünyayı değiştiremezsiniz diye? İçinde yaşadığımız kritik zamanlar, bizi, hayal ve isteklerimizi gerçekleştirmek için konuşmaya ve çalışmaya davet ediyor. Bundan böyle, bir farklılık yaratamazmışız gibi davranmamak zorundayız!

4. İletişimimizi güçlendirin. Bizi çevreleyen doğanın nimetleri ve komşularımızla daha çok ilişkiye geçmeliyiz. “Onlar” ve “düşmanlar” diye birşey yoktur. Hepimizin daha çok işbirliğine ihtiyacımız var.

Türkiye, her zaman, yolların kesişim noktasında ve tarihin merkezinde yeralmıştır. Türkiye, aynı zamanda, çağlar boyu, iki dünyanın köprüsü olmuştur. Şimdi, sizin için çok özel bir davetim var. Şimdi, dünya bir yol ayrımındadır. Bu mucizevi kırılgan gezegen ve onu paylaştığımız tüm varlıklarla birlikte, birbirimizle yaşayıp yaşamayacağımız bu yol ayrımına bağlıdır. Sizin atalarınız, bütün dünyanın hala çok ilgisini çeken bu olağanüstü anıtları inşa etmek için yaratıcı dehalarını kullanmışlar ve çok çalışmışlardır. Şimdi siz de, gelecek kuşaklarınızı, onlara hayrete düşürecek güzellikte yeniden canlandırılmış bir doğal çevre ve doğru korunmuş bir tarihi mirastan oluşan bir dünya yaratmak için aynı yaratıcılığı ve çalışkanlığı kullanabilirsiniz. Dünya sizin köprüler inşa etme yeteneğinize de ihtiyaç duyuyor. Türkiye, geçmişle modern çağ arasında bağlantılar kurmaya kolayca öncülük edebilir. Türkiye’nin müzik geleneğinin çok iyi başardığı gibi... Üstelik, batıyla doğu arasındaki uyum köprüsüne duyulan ihtiyaç, hiçbir zaman bu kadar acil olmamıştır. Dünya bu konuda, Türkiye’nin tarihi bir liderliğe adım atmasıyla çok şey kazanacaktır.

Dünya Günü’yle, bundan tam olarak 50 yıl ve 1 gün öne kurulmuş Türkiye Ulusal Egemenlik Günü’nün ve Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bayramın arasındaki mükemmel eşzamanlılıktan da çok etkileniyorum. Gelecek bizim ellerimizdedir. Özellikle de gençliğin... “Küçük Güzeldir” kitabının yazarı Bucky Fuller’ın söylediği gibi, hepimiz bir “Dünya Uzay Gemisi”nde yaşıyoruz. Bu geminin yolcuları yok, sadece mürettebat var. Bu nedenle, sadece ve sadece hepimiz için, içinde çiçekler açan ve sürdürülebilir bir gezegeni hep birlikte yeniden yaratmak için sizinle çalışacağım.

Teşekkür ederim.

posted by A.T. at 10:46
Pazar, Nisan 21, 2002
MARK DUBOIS'NIN TÜRKİYE'DEN, MUDANYA'DAKİ DÜNYA GÜNÜ 2002 TÖRENİNDEN VERDİĞİ DÜNYA GÜNÜ 2002 MESAJI

Merhaba.

I am so honored visiting your beautiful ancient land once again. I first fell in love with your country as a traveler when I was twenty and again in 1992 for a river-saving conference. I am especially pleased to be here to share Earth Day with you. As you participate in "protecting our home" this Earth Day, this week, you are being joined by millions of neighbors in 184 countries who are also drawn to protecting their part of our home and celebrating the 33rd Earth Day.

I would love to share with you three things: a little history of Earth Day; some context for our times; and the challenges and opportunities ahead.

By the late 1960s, people were becoming aware that with our growing population and developing technology, we humans were causing detrimental impacts to the planet. In 1970, Denis Hayes dropped out of law school to organize the first Earth Day. Twenty-five million Americans demonstrated, protested and picnicked. The US environmental movement was launched! Then in Stockholm, two years later, the global environmental movement was officially launched. But by the late 1980s, political commitment to the environment had waned. Denis sensed that it was an important time to organize again. I joined him for the twentieth anniversary of Earth Day, as the first international coordinator. Nine months after mailing our invitation, 200 million people in 143 countries around the world participated in Earth Day 1990, celebrating the Earth and demanding a better environment. Two years later in Rio de Janeiro, the largest gathering of heads of states ever assembled came together while at the same time tens of thousands of citizens convened. Again, 200 million people celebrated Earth Day 2000, this time in 184 countries. On every continent, in every country, people realized the importance of saving our home for our own sake, for all our children of the world, and for our children seven generations into the future.

So, where are we now? We are at a very historic turning point in human history. Three thoughts capture where we are and where our fate lies.

First, it is worse than you can imagine. It is worse than some of the best experts can tell you. While the media covers bad news, journalism rarely covers the gravity of our environmental situation and human condition. A few examples:

1. Extinction of species. Evolutionary biologists tell us there have been several great extinction epics in our planet's history. Cataclysmic natural events, from asteroids to volcanoes, have caused these extinctions. Another extinction epic has begun, this time caused by human activity, from deforestation, over-fishing, over-grazing, etc.

2. Climate change. As we strip-mine and burn fossil fuels, we release tons of carbon into the atmosphere. Most scientists agree that we have begun to trigger global warming, with dramatic consequences for all life on Earth.

3. Pesticides and other poisons, genetically modified foods, endocrine disrupters in plastics and depleted-uranium bullets are samplings of other "inventions" we have released into our environment without understanding their long-term impacts.

So much for a feeling for the bad news.

Secondly, it is also much better than you can imagine. Under the media’s radar, there is a powerful force also flowing through our times. All over the planet there are people striving for a flourishing, just and sustainable planet. They are calling attention to the problems with our short-term inventions, and are focusing their creativity on developing life-affirming solutions. Here are some samples of the good news:

A. While the Davos business leaders were meeting a few months ago in New York to set their international agenda, 60,000 citizens were also meeting in Porto Alegre, Brazil to say that "another world is possible" With workshops and seminars, with song and dance, they spotlighted social and environmental solutions showing up around the world.

B. The European Union is saying it is not yet ready to gamble with genetically modified foods.

C. In Bolivia, the public rose up and forced the World Bank and Bechtel Corporation to undo their privatization of citizen's drinking water.

D. In Soweto (in southern Africa), communities are reforesting their land and creating jobs with recycling businesses.

And change is occurring in many other sectors, as well.

E. Many business leaders are discovering they can make more money and help the environment by getting rid of waste. Natural Step and the book Natural Capitalism have many examples of such companies.

F. Governments are filled with more and more dedicated staff working to implement emerging local and national environmental laws.

G. And more and more individuals are choosing to make better choices in their lives. In my country, more individuals are understanding that we vote every time we spend a dollar. Some are choosing to buy organic food, so they are healthier and the soil and water are not poisoned. Others refuse to buy fashions made with sweat-shop labor.

There is very much good news. But this strong current of good news is not yet strong enough or lasting enough to counter the destructive trends. Yet.

So where do we go from here? It is up to you and me. We co-create the world we have every day with the choices we make. Many choices are unconscious. Now we will need to make conscious choices every day to co-create a world that preserves our heritage and begins to restore the bounty of our natural systems. We humans have proved our success at accomplishing what we focus on. As an example, in many places since the first Earth Day, some rivers have gotten cleaner. We have gotten rid of chemicals that caused the most obvious holes in the ozone. We can be successful when we need to be.

Several tools can assist us along the way:

1. Patience and tenacity. Things of quality take time, and we must be persistent if we really want something. Gandhi's vision of freedom from colonialism took more than 50 years to attain.

2. Responsibility and accountability. We each need to hold ourselves to a higher standard, and we must do the same for our friends and communities. We need to get better at looking in the mirror first, before we point fingers.

3. Who says you can’t change the world? The critical times we are in invite us to speak up and work for the dreams and visions we hold.

4. Get more connected. We must get more connected to the miracle of nature that surrounds us, plus all of our neighbors. There are no "thems" or "enemies." We will all need to collaborate!

Turkey has long been at the crossroads and the center of history. Turkey has also bridged two worlds for ages. So I have a special invitation for you.

Now the world is at a crossroads of whether we can live with this miraculous fragile planet, and all the species we share it with, and whether we can live in peace with each other. Your ancestors used their creative genius, ingenuity, and hard work to build beautiful monuments that still draw people from around the world. Now you too can use your creativity and hard work to build a world that will leave future generations in awe, with a flourishing legacy of protected heritage and a restored rich environment.

Our world greatly needs your bridge-building skills, as well. Turkey can easily pioneer ways to further link the antiquities with the modern. As Turkey's musical tradition does so successfully, the need to bridge and harmonize East and West has never been more urgently needed. The world will gain immeasurably with Turkey's leadership stepping to the middle of history again.


I am also very impressed by the perfect synchronicity that Earth Day was established exactly 50 year minus one day from Turkey's Independence Day and from Ataturk's vision of Children's Day entrusting the future in the hands of the youth. The future is in all of our hands, especially the young, as they will be with it much longer than the rest of us,

Bucky Fuller noted that we all live on Spaceship Earth. There are no passengers! Only crew! I look forward to working with you to co-create a flourishing, just and sustainable planet for ALL!

Tesekkir ederium.

Mark Dubois

posted by A.T. at 13:00
Cumartesi, Nisan 20, 2002
DÜNYA GÜNÜ 2002 MUDANYA ETKİNLİKLERİNİN İNTERNET ÜZERİNDEN CANLI YAYINI İÇİN TIKLAYINIZ!

22 Nisan 2002 sabahından itibaren, Earth day Network başkanı Mark Dubois'nın da katılımıyla gerçekleştirilen Dünya Günü etkinlikleri Mudanya'dan internet üzerinden canlı yayınla izlenebilecek. Etkinlik programı ise aşağıdadır...

posted by A.T. at 23:51

Dünya Günü Komitesi'nden: 2002 dolayısı ile dünyada neler düzenleniyor?



-- Yemen’de, Yemen Doğal Hayatı Koruma Derneği, Kızıldeniz’deki sulak alanların insanlar ve bio çeşitlilik üzerindeki etkilerini konu alan bir konferans düzenleyecek.
-- Mauritius’ta kadın grupları Nisan ayı boyunca ağaç ekecek, Mudesco’da ise, yaklaşmakta olan Sürdürülebilir Kalkınma Dünya Zirvesi için hazırlık olacak bir Ulusal Forum düzenlenecek.
-- Kanada’da, Jour de la Terre Quebec, Quebec’te bir konser, Montreal’de ise bir yürüyüş ve müzik gösterisi düzenleyecek.
-- Kosova’da, ekolojik kıyafetler giyen ilkokul çocukları ağaç, cicek, kuş ve kelebek şeklinde slogan pankartları taşıyacak. Filme çekilecek olan bu geçit resmi, Peja Çevreciler Birliği tarafından düzenlenen karnavalın bir parçası olarak gerçekleşecek.
-- Filipinler’de Dünya Günü Barış Anları kampanyası çerçevesinde Gomburza bir dinlerarası toplantı düzenleyerek ve çeşitli dinlerden insanları biraraya getirerek, çevre ile kişiler arası ilişkilerin iyi olması arasındakj bağ üzerinde odaklanacak. http://www.earthday.net/goals/peace.stm
-- Yeni Zelanda’da, yerel bitkilere yer açmak için zararlı bitki ve otların temizlenmesi etkinliği ile Auckland halkına kentlerdeki ormanlık alanların hava temizliğine ve kent güzelliğine katkılarını öğreten eğitici etkinlikler düzenlenecek. http://www.earthday.net/goals/trees/treeplanting.stm
-- Meksika’da, Somos Tierra’nın düzenleyeceği Dünya Karnavalı’nda kent halkı caddelerdeki fazla sayıdaki otomobili protesto edecek. Merida sokaklarında halk, teatral/müzikal bir geçit resminde yürüyerek, paten, tekerlekli araba, kaykay ve bisikletlerle otomobilsiz ve hava kirliliği olmayan bir dünya için kutlama yapacaklar.
http://www.earthday.net/goals/cfdexamples.stm

-----------------------
Bu yıl Dünya Günü için siz ne yapıyorsunuz? 2002 yılı programlarımıza katılmak için http://www.earthday.net/goals adresine gidin.

Bir Dünya Günü dialogu başlatmak ya da etkinlik düzenleme konusunda fikir edinmek için aşağıdaki adrese gidin:
http://www.earthday.net/howto

Hükümet Başkanınıza Dünya Zirvesine katılması için baskı yapın. Tüm liderlere gönderdiğimiz dilekçeyi imzalayın:
http://www.earthday.net/goals/worldsummitletter.stm

2002 Dünya Günü kampanyasına katıldığınız için teşekkür ederiz. Birlikte dünyayı değiştirebiliriz.
Earthday.net
Earth Day Network Worldwide Team


posted by A.T. at 07:59

“22 NİSAN DÜNYA GÜNÜ” ve TÜRKİYE ETKINLIKLERI- (TARİHÇE)




“Kim demiş dünyayı değiştiremezsiniz diye?
Bir tek insan bile dünyayı değiştirebilir!”



Nasıl başlamıştı?

1970'de Harvard Hukuk Fakültesi öğrencisi iken, yukarıdaki sloganla ortaya çıkan ve her 22 Nisan'da dünya üzerinde milyonlarca kişinin katıldığı "Dünya Günü" etkinliklerinin isim babası olan Denis Hayes, 32 yıldır, hâlâ Dünya Günü projesinin başında. Denis ve arkadaşı Mark Dubois, 1970’de yerkürenin selameti açısından, yalnız Amerika'da değil, bütün dünyada konuya dikkat çekmek ve hareketi küreselleştirmek için, “yaşgünü” ("Birthday") sözcüğünden esinlenerek "EarthDay" kavramını bulmuşlar... Dünyanın simgesel yaşgünü... 22 Nisan'da ABD'de 20 milyon kişiyi harekete geçirmeyi başarmışlar. Senatör Gaylord Nelson da onları desteklemiş. Nelson, 22 Nisan 1970’te yaptığı konuşmada "Kirlenmiş kırlar özgürlüğün antitezidir!" diyerek "özgürlükler ülkesi"nde ilk "Temiz Hava Yasası"nın çıkmasını sağlamış...

Mark Dubois ve ÇEKÜL

Mark Dubois’yı, Türkiye, "Dünya Günü" hareketinin Genel Koordinatörü iken, 1990’de tanımıştı.. O yıl, iletişim teknolojileri şimdiki ile kıyas kabul etmeyecek kadar geri olduğu olduğu için, Mark “faksa kuvvet” bütün dünyaya mesajlar iletiyor, dünyayı harekete geçirmeye çalışıyordu. O vakit, ekip olarak buldukları tüm parayı, dergi, eğitim malzemesi, hazır projeler, basın bülteni örnekleri ve benzeri formatlarda basılı malzemeye dönüştürüyor, kalanını da onu dünya üzerinde bu malzemeden yararlanacaklara gönderebilmek için posta parası olarak harcıyorlardı... Mark daha sonra 1993’de Türkiye'ye gelmiş, Çoruh nehrinde yapılan bir raftinge katılmış, Ankara'da yapılan bir seminerde de nehir kirliliği konusunda bildiri sunmuştu... O sıralar kuruluş aşamasında olan ÇEKÜL Vakfını tanıyıp “7 Ağaç Ormanları”, "7 Bölge 7 Kent" projelerinden çok heyecan duyan Mark, 2000 yılındaki "Dünya Günü”nde Seattle’daki Merkez Komite’ye Türkiye'deki etkinliklerin ÇEKÜL tarafından koordine edilmesini önermiş ve öneri kabul edilmişti… Nitekim, 2000 yılındaki Türkiye’deki etkinliğin ABD’de de “iz bırakması” üzerine, bu yıl bazı görevlerini gençlere devreden Mark Dubois, İstanbul’daki ABD Başkonsolosluğu’nun da desteğiyle, ÇEKÜL’ün daveti üzerine Türkiye’ye geliyor ve Dünya Günü mesajını 21 Nisan’da Istanbul’dan, 22 Nisan’da da Mudanya’dan Türkiye’den dünyaya veriyor...

Dünya Günü 2000 ve Türkiye

1990'da dünya üzerinde toplam 250 milyon kişiyi harekete geçiren Dünya Günü komitesi, 2000 yılında Seattle'daki merkezden, 184 ülkede planlanan etkinlikleri koordine ederek 5 milyar insanın Dünya Günü’ne katılımını sağladı. 2000’in teması "Temiz Enerji. Şimdi!" idi... Konu kendi içinde alt başlıklara ayrılıyordu: Akıllı Enerji, Güvenli Enerji, Akıllı Ulaşım, Temiz Yatırımlar.
Dünya Günü 2000’de, Çin, Kore, Japonya gibi ülkeler olayın kaynak ülkesi ABD’ni bile gölgede bırakacak kadar etkin ve güçlü projelerle aylar öncesinden harekete geçmişlerdi... ÇEKÜL’den oturup baktığımızda, Türkiye’de daha önce pek de o kadar bilinmeyen bu küresel projeye, doğrusu Türkiye’nin ne ölçüde olumlu yaklaşacağını düşünmedik değil... ÇEKÜL', 200 dolayında kişi, kurum ve kuruluşa bu konuda mesaj iletti. Önce sessiz bir dönem yaşandı. Ne var ki, “7 Bölge 7 Kent” projesi etrafında çevrelerine kök salan ÇEKÜL temsilcileri devreye girip, kamu/yerel/sivil birlikteliği harekete geçirilince iş birden değişti... Bu arada ÇEKÜL’ün çağrıda bulunduğu diğer sivil toplum kuruluşlarından 30 kadarı da kendi düzenleyecekleri etkinlikleri bildirdiler… Bu etkinliklerin neler olduğu Internet üzerinde başlatılan bir haberleşme listesinden günü gününe duyuruldu. Sonuçta Türkiye, üzerinde birer ya da birden fazla “Dünya Günü 2000” etkinliği düzenlenen 200’e yakın noktası ile dünya sıralamasında ilk beşe girdi...

Dünya Günü’nün Türkiye için önemi

ABD’den başlayıp dünyaya yayılan bu projenin Türkiye için ne önemi var? ABD her konuda her zaman hem ilk olumsuz adımı atan, hem de sonradan “aman” diyen ülke değil mi? Biz kendi çevremizi korumak için niçin ABD kaynaklı bir projeden medet umalım?
İşte “Dünya Günü”nün önemi bu sorunun yanıtında saklı zaten. Evet öyle. Ama bu ‘70’li gençler, ABD diye başladıkları çevre sorununun, aslında siyasal sınırlarla çevrili olmadığını ilk farkedenlerden olup, başka konularla zaman harcamadan bütün kaynaklarını bu küresel konunun küresel iletişimine yoğunlaştırdıkları için, içten ve paylaşımcı oldukları için bu kadar insan her yıl 22 Nisan’da kırlara dökülüyor... Türkiye’nin de bu ortak heyecanı hissedip, “dünyalı” olduğunu gösterdiği -belki de ilk ve tek- etkinlik bu...
Ne var ki, projenin asıl amacı aslında bir “bayram geldi-hoş geldi” havasının çok daha üzerinde ve çok daha ciddi... “Dünyanın yaşgününü kutlama” formatı, bu ciddiyete tatlı tatlı dikkat çekmek için bir vesile...
7’den 70’e her insan ve her türlü kurum için bu konuda alınacak önlemler, uygulanacak projeler, plan ve programlar orada; Dünya Günü komitesinin Web sitesinde durup duruyor. Tek yapılacak şey, o siteye (www.earthday.net) girip, onları bulundukları raflardan (!) bilgisayarlara indirmek!
Amerika’yı yeniden keşfetmeden hem de...

Dünya Günü 2001

2001'de tema “Temiz Enerji” olmakla birlikte, alt başlıkları daha farklıydı: "İnsan Hakları ve Çevre", global ısı artışı ve su seviyesinin artmasıyla doğal yaşamı tehlikeye giren, yokolma tehdidi altındaki ada hükümetlerine destek bağlamında; "Bir Ada Evlat Edinin", "Temiz Enerji Proje Sponsorlukları", "Nükleere Hayır", "Etkin Enerji Tüketimi" ve havayı kirleten motorlu taşıtlardan uzak "Araçsız Günler".

2001’de hem ABD’deki ana komite, hem ÇEKÜL, hem Türkiye’deki bütün “Dünya Günü”severler çok keyifli değildi. Ana komite keyifsizdi, çünkü, sponsorları onlara 10 yılda bir kesenin ağzını açıyorlardı dünyayı ayağa kaldırmaları için. 10. yıl, 20. yıl v.b. gibi... Yine de Japonya’da “ASAP 21” başlığıyla girişilen bir proje ilginçti. (“Action for Sustainable Asia Pacific 21”, Web adresi: http://www.asap21.org/ ) Kikuko Mizuno’nun yönetimindeki bu ekip, dünyada gelmiş geçmiş tüm “Dünya Günü” etkinliklerinin bir görsel/işitsel arşivini oluşturdu, bütün dünyadan elektronik posta ekinde görüntü ve ses kayıtları topladı... 4 gün süren bir küresel elektronik sergi ile bu görüntüleri dünyaya sundu...

Türkiye’ye gelince “kriz” yüzünden keyifsizlik had safhadaydı. Ona rağmen, önemli bir etkinlik Çorum’da gerçekleştirildi ve pek çok sivil toplum örgütünün katılımıyla iki gün süren bir sempozyumdan sonra 22 Nisan 2001’de bir “Dünya Günü 2001 Bildirgesi” yayınlandı (Bkz. http://www.cekul.org/2001/corum.asp ). Keza Kemaliye, Sivas, Gümüşhane, Konya ve Muğla Çekül Temsilcilikleri çeşitli etkinlikler düzenlediler. (Bkz. http://www.cekul.org/2001/etkin.asp ) Orman Bakanlığı, 2000 yılında ÇEKÜL’ün “7 Ağaç Ormanları” kampanyasından esinlenerek başlattığı “7+17 Dünya Günü Ormanları” için ağaç dikimlerine 2001’de de devam etti.

“Evimizi Koruyalım” ve Dünya Günü 2002

2002’nin teması bu. “Evimiz”den kasıt, “yerküre”. Bu yıl, özellikle toplu ulaşım sistemleri kullanılarak hiç değilse şehirlerdeki yaşamın daha az zarar verici olmasına dikkat çekiliyor. “Gelişmeyi Yeniden Tanımlamak” kuruluşu ile (www.redifiningprogress.org ) işbirliği içinde yapılan “Ekolojik Ayakizleri Anketi”, varolan üretim-tüketim düzeni ve günlük alışkanlıkların yaşanan çevre üzerindeki etkilerini ölçüyor. Şu anda insanların çevreye yaptığı olumsuz etkinin yerkürenin kaldırabileceğinden %30 fazla olduğu saptanmış. (Örneğin bu anketi İstanbul’da yaşayan biri olarak yanıtladığımızda, “herkes sizin gibi yaşasa bu yerküreden 6 adet daha olması gerekirdi” sonucu çıktı! Bkz: anket ) Dünya Günü komitesi, bu anketin sonuçlarını değerlendirip, Johannesburg’ta yapılacak Dünya Zirvesi’ne alternatif bir oluşumda sunacak.

2002’nin ana teması, Dünya Günü Türkiye Ulusal Koordinatörü ÇEKÜL Vakfı’nın kuruluş amacı ile çok örtüşüyor: doğal ve kültürel çevreyi, birbirinden soyutlamadan koruma ve yaşatma... İşte bu nedenle, ÇEKÜL’ün “7 Bölge 7 Kent” projesi kapsamında, Mudanya’da, içinde bulundukları doğal çevre ile birlikte bir bütün olarak ele alınıp onarılan bir dizi tarihi yapı ve bu arada ÇEKÜL Çevre ve Kültür Evi olarak hizmete girecek yenilenmiş yapının açılışının Dünya Günü ile aynı tarihte yapılması kararı alındı... Yukarıda da değinildiği gibi, bu yılın Dünya Günü’ne Türkiye’de girecek olan Mark Dubois ile, ÇEKÜL, önce 21 Nisan’da İstanbul’da, Çatalca’daki 7 Ağaç Ormanları’nda geleneksel dikim törenini yapıp, sonra 22 Nisan için Mudanya’ya hareket edecek. Bursa ve Mudanya’daki ÇEKÜL temsilcilikleri, Bursa Valiliği, Bursa Büyükşehir ve Mudanya Belediyelerinin evsahipliğinde, Mudanya’da düzenlenecek törende, halk oyunları, bisiklet yarışı, çeşitli sergiler, bir söyleşi, “7 Bölge 7 Kent” başlıklı bir dia ve Uludağ Üniversitesi ile işbirliği içinde bir belgesel gösterimi, onarımı tamamlanan eski Karakollar ve “Çekül Mudanya Araştırmaları Merkezi” olarak hizmete girecek evin açılışı gibi etkinlikler yer alacak... Ayrıca Orman Bakanı Prof. Dr. Nami Çağan da Mudanya’ya gelecek ve “7+17 Dünya Günü Mudanya Ormanları”nın ilk fidanını dikecek. Kastamonu, İzmir, Antalya, Çorum ve Tokat’daki ÇEKÜL temsilcilikleri de çeşitli etkinlikler düzenliyorlar. Mark Dubois’nın Türkiye’den vereceği Dünya Günü mesajı dahil, tüm bu etkinliklerin görüntüleri Mudanya’da toplanıp, internet üzerinden canlı olarak tüm dünyaya yayınlanacak.

Dünya üzerinde pek çok noktada insanlar öldürülürken...
Dünya üzerinde pek çok ülkede, doğal kaynaklar sorumsuzca tüketilip, atmosfere zehir saçılırken...
Dünyanın bir bölümü bu koşullara rağmen refah, geri kalanı açlık ve sefalet içinde yaşamaya çalışırken...
Son duyarlı ve namuslu insan “ben yoruldum artık” demeden, hala umut var...
Herkesi “Evimizi koruyalım” başlığı altında birleşmeye ve bu gidişi değiştirmek için önce kendi alışkanlıklarını değiştirmeye çağırıyoruz!

ÇEKÜL
-Çevre ve Kültür Değerlerini
Koruma ve Tanıtma- VAKFI


posted by A.T. at 07:54
Cuma, Nisan 19, 2002

MARK DUBOIS TÜRKİYE’DE...





Bilindiği gibi, ilk kez ABD’de, 1970 yılında “Gezegenimizin yaşgünü” ilan edilerek kurulan ve 32 yıldır bütün dünyada yaygınlaşan “22 Nisan Dünya Günü”, bu yıl da “Evimizi Koruyalım” sloganı ile kutlanıyor. Bu hareketin kurucularından Mark DUBOIS, Dünya Günü Türkiye Ulusal Koordinatörü ÇEKÜL Vakfı’nın konuğu olarak bugün (19 Nisan) Türkiye’ye geliyor. Dubois, İstanbul ve İnternet üzerinden canlı olarak bütün dünya’ya yayınlanacak olan Mudanya’daki etkinliklere katılarak, “Dünya Günü” mesajını, Türkiye’den verecek.

Mark Dubois, 21 Nisan 2002, Pazar günü, ÇEKÜL’ün Çatalca’daki “7 Ağaç Ormanları”nda yapılacak geleneksel fidan dikimine de katılıyor. Yarınki Kastamonu töreni ile birlikte, o gün kayda alınacak bu tören, 22 Nisan’da Mudanya’da uydu üzerinden yapılacak “web-yayını” ile tüm dünyaya canlı olarak duyurulacak...

Doğal ve kültürel çevreyi birbirinden ayırmadan korumayı ilke edinen ÇEKÜL, bu yılın sloganındaki “ev” kavramını tarihi evlerle örtüştürerek, temel etkinliği 22 Nisan’da Mudanya’da düzenledi. Böylece Mudanya’da yenilenen tarihi yapıların ve bunlardan biri olan “Çevre Kültür Evi ve Mudanya Araştırmalar Merkezi”nin açılışı Dünya Günü’nde yapılmış olacak. Aynı gün Orman Bakanı da “7 + 17 Dünya Günü Mudanya Ormanları”nın ilk fidanını dikecek. Etkinlikler, 23 Nisan Salı sabahı, Cumalıkızık’taki tarihi evlerin görülmesinden sonra İstanbul’da sona erecek. Tokat, Cizre, Muğla ve Çorum’daki Çekül temsilcileri de bulundukları yerlerde çeşitli etkinlikler düzenliyorlar.

Ayrıntılı bilgi için: Tel: 212- 249 64 64
(e-posta: cekul@cekulvakfi.org.tr , fugen.akkemik.@cekulvakfi.org.tr )

Mark Dubois ile temas kurmak isteyenler için: (Dubois, İstanbul’da Armada Otel’de kalacak olup, yarın –20 Nisan- İstanbul’da basınla özel görüşmeler yapacak. Armada Tel: 212-638 1370)


Not: Başta “evsahipleri” Bursa Valiliği, Bursa Büyük Şehir ve Osmangazi Belediyeleri, Mudanya Kaymakamlığı ve Mudanya Belediyesi olmak üzere, etkinliğe katkılarından dolayı, İstanbul ABD Başkonsolosluğuna, MAS Matbaasına, Armada Otel’e, VTR'ye, Özgür Uçkan ve Capital Events’e, ve "Çekül Çevre ve Kültür Evi Broşürü" için MR-MAKRO'ya teşekkür ediyoruz.


MARK DUBOIS YAŞAM ÖYKÜSÜ...



Çevre araştırmacısı ve eğitimcisi, nehirlerin sihrini ve güzelliğini çok geniş bir insan gruplarıyla paylaşan bir Nehir rehberi...
WorldWise - e-mail: mdubois@earthday.net

Deneyim

1998-2000: Earth Day (Dünya Günü) 2000- Uluslararası Koordinatör
184 ülkeden 4500 kuruluş ve 5 milyar kişinin etkinliğe katılımını sağladı...

1991-1998: WorldWise - Kurucu ve Yönetici

Dünya Bankası ve /IMF fonlarından sivil toplum kuruluşlarının da yararlanabilmesi için yürütülen WorldWise kampanyasının kurucusu ve yöneticisi. 145 ülkeden, 1750 örgütü içeren “Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Rehberi”ni yaptı.

1989-1990: Earth Day (Dünya Günü) 1990 - Uluslararası Koordinatör
141 ülkeden 200 milyon kişinin etkinliğe katılımını sağladı.

1984-89: Uluslarası Nehirler Ağı (IRN) ve Dünya Nehirleri Dergisi kurucu ortağı ve yönetmeni
IRN, genellikle üçüncü dünya ülkelerindeki çevre düşmanı barajların yapımının engellenmesi, toplumsal, ekonomik ve çevre açısından sürdürülebilir su politikalarının uygulanması amacıyla başlatılmış bir kampanya ve onun yayın organı. Mark bu kampanya sırasında California Berkeley Üniversitesi’nde, sürdürülebilir su politikaları oluşturulması için toplumsal ve doğal çevreye odaklanan eğitim programlarını da içeren, 25 ülkeden 70 stk liderinin katıldığı dünyanın ilk Uluslararası Anti-Baraj Konferansını düzenledi.

1973-: Nehir Dostları – (FR) kurucu ve yöneticilerinden. (Halen yönetim kurulu şeref üyesi).

1981-82: Su Koruma ve Tasarrufu Yasası – Yasayı hazırlayanlardan biri ve grup yöneticisi (California Ballot inisiyatifi)
Kaliforniya'nın en büyük gazetelerinin de tanık olduğu gibi, bu inisiyatif, Kaliforniya su yasalarının, yeraltı sularının yönetimi ve ve akarsuları korumaya dayalı olarak düzenlenmesini sağlamıştır. Dubois, kampanyanın bütün aşamalarına katılmış ve oluşumu yönlendirmiştir.

1972-74: Çevre Turları Rehberliği -
Gençler ve özürlüler için ücretsiz nehir turları düzenleme ve yönetme.

Ulusal ve Uluslararası Çevre Koruma Proje Ağları kurma
1986-98: Dünya Bankası /IMF genel kurulları: Ngo’lar için stratejik planlar, lobi ve organizasyonlar yaparak Dünya Bankası ve IMF’in Washington DC, Berlin, Bangkok ve Madrid’deki toplantılarında, Inter-American Development Bank”ın Miami, “Asian Development Bank”ın Vancouver’daki genel kurulunda, daha çok çevre projesinin desteklenmesini ve kredi verilmesini sağlamak...
1993: Kaynak Yenileme Enstitüsü (“Resource Renewal Institute”) Üçüncü Uluslararası Konferans’ta Koordinatörlük... Üçüncü dünya ülkelerine burslar sağlanması ve onların liderlerinin bu tür uluslararası toplantılara katılımının sağlanması.
1993: Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği toplantısı. Seattle’daki ilk APEC toplantısında Konuşmacı ve lobi faaliyeti.
1991-1993: “Together Foundation” (Venezuela). Danışman. (Bugün bu projeyi elektronik ağa taşıyor.)
1992-1993: Dünya Zirvesi – “Earth Summit”, Rio de Janeiro, Together Foundation ve WorldWise ile Global Forum katılımcısı.
1984-1989: Dünya Dostları - “Friends of the Earth” Portekiz, İngiltere, Polonya ve Washington DC’deki toplantılarda uluslararası katılımcılık...
1984-1985 ve 1990: Sovyetler Sosyalist Devletler Birliği etkinlikleri... Müzisyen Paul Winter’a katılarak üç hafta boyunca çevre ve barış için faaliyet...
o Moskova’da, “Yedinci Kuşak: Barış, Çocuklar, Çevre” başlıklı konferansta konuşmacı genellikle akademisyen ve çevreci 80 Amerikalı, 150 Sovyet ile.
o Rus şair Yevtuşenko’ya Kaliforniya’da gezici konferanslar düzenlenmesi.
1967-85, 1993, 1995, 1996: Nehirlerle ilgili çeşitli koruma etkinlikleri

o Japon’yadaki Nagara nehrini korumaya ve su politikasını değiştirmeye çalışan bir ngo için Glen Canyon’da bir tekne turu ve kamp düzenledi. water policy. Japon çevreciler, akademisyenler ve basın bu etkinliğe aktıldı.
o Uluslarası Mekong toplantısına ( '95 sonbahar) az sayıdaki NGO temsilcilerinden biri olarak katıldı.
o 1993’te Türkiye’de Çoruh nehrinde, 4. Dünya Rafting Şampiyonasına bizzat ve Ankara’da Turizm ve Kültür Bakanlığı tarafından düzenlenen nehir koruma “workshop” çalışmasına bildiri sunarak katıldı.
o Su Politikaları Uluslararası Konferansı Genel Kuruluna katıldı ve Birleşmiş Milletler’in su konusu ile uğraşan alt birimlerinde araştırmalar yaptı.
o 1983-84 yıllarında 11 ay boyunca, öncelikle Afrika ve Asya ülkeleri olmak üzere, dünyanın çeşitli ülkelerinde yerel halk, çevreciler ve hükümet görevlileri ile görüşmeler yaparak, su ve çevre sorunları konusunda araştırmalar yaptı.
o 1970 – 1976 yılları arasında Guatemala and Mexico’da Rio Usumacinta yağmur ormanları ve orada yaşayan kabileler arasında nehir seyahatleri düzenledi.

1995-2001-“River Magic” / “Nehrin Sihri”: Nancy Harris Dalwin ile birlikte, geliri belli başlı nehir koruma gruplarına bırakılmak üzere rafting turları düzenleyen “River Magic”i kurdu.

Yönetim kurulu üyelikleri: Nehir Dostları (“Friends of the River”) (Şeref üyesi- Emeritus), Ganj Dostları, Amerika Nehirler Vakfı (“Rivers Foundation of Americas”), Sessiz Okyanuslar Projesi (“Silent Oceans Project”) Headwaters Institute and California Adventuring. Daha önceleri Amerikan Nehirleri Koruma Konseyi (“American Rivers Conservation Council”), Dünya Dostları (“Friends of the Earth”)(USA), Nehirler Ağı (“Rivers Network”), Galupga (Sovyet - Amerikan Çevre ve Barış Değişim programı), Tuolumne Nehri Koruma Vakfı and Çevre Eğitimi Hareketi’nde danışma ve yönetim kurulu üyeliklerinde bulundu.

Ödülleri: 1996 Ulusal Nehir Çevreciliği ve Kanoculuk Yüksek Ödülü, 1990 “Beyond War Award “ Dünya Günü 1990 adına, Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın Birleşik Devletler "Global 500" ödülü ('88), Amerikan Doğal Hayat Birliği Yılın Çevrecisi ödülü ('82), ve “Perception”('88), Zürafa Ödülü('81), Siera Kulüp Yılın Çevrecisi Ödülü ('81), Sac Rotary Ayın Öğrencisi Ödülü ('67) ve Burt Chapell Ödülü ('67)

Yaşam öyküsünden sözeden kitap ve öyküler

Stanislaus: “Struggle for a River”- Bir Nehir İçin Mücadele- Tim Palmer - ”The Californians”- Kaliforniyalılar- James Huston - ”Promised Land” – Vaadedilen Ülke - Michael Frome- "Mark Dubois & History of FOR"- Mark Dubois ve Nehir Dostları’nın Tarihi- Headwaters, Kasım '88
"Between a Rock and a Heart's Place"- Kaya İle Yürek Arasında” - Nisan 29, '97, Sacto Bee
"Last Word" – Son Söz – Mayıs 18, '97 ve "Friend of the River", Kasım 7, '94, “Sacramento News & Review”






posted by A.T. at 13:20
Pazar, Nisan 14, 2002

"DÜNYA GÜNÜ 2002" ÇEKÜL ETKİNLİKLERİ:
21 NİSAN'DA, İSTANBUL, ÇATALCA'DA FİDAN DİKİM GÜNÜ !...
22 NİSAN'DA, MUDANYA'DA "EVİMİZİ KORUYALIM - DÜNYA GÜNÜ 2002 TÖRENİ!"


Dunya Gunu 2002 Cekul Afis Tasarimi Buyuk boyut icin resme tıklayiniz!
"Evimizi Koruyalım! - Dünya Günü 2002" temel etkinliği, daha önce de açıklandığı gibi, ÇEKÜL'ün "7 Bölge 7 Kent" kapsamında Mudanya'da onardığı tarihi evlerin/yapıların ve bu arada Şükrü Çavuş Sokak, 33 Numara'daki "ÇEKÜL Çevre ve Kültür Evi - Mudanya Araştırmaları Merkezi"' nin açılışı ile birleştirilerek, bu yıl 22 Nisan'da Mudanya'da yapılacağından,

ÇEKÜL, İstanbul'daki "Dünya Günü" etkinliğini,

21 Nisan 2002 Pazar Günü, Çatalca Elbasan Köyü’ndeki

7 Ağaç Ormanları'nda başlatıyor!...

Dünya Günü'nün kurucularından Mark DuboisMark DUBOIS 'nın da katılacağı,

"Dünyaya Yaş Günü Armağanı" olarak yapılacak dikim törenine katılmak isteyenler için

Saat 10.00 da

Taksim’den ve Kadıköy’den özel otobüs kaldırılacaktır.

Uçurtmanızı, fotoğraf makinelerinizi almayı unutmayınız!!!



Etkinliğimiz dileyen herkese açık ve ücretsizdir.
Yerler sınırlı olduğundan lütfen rezervasyon yaptırınız.
ÇEKÜL Tel : 0212 249 6464 - 0212 251 5444 -
E-posta: cekul@cekulvakfi.org.tr
Dumansız piknik yiyeceklerinizi ve içeceklerinizi yanınızda getirebilirsiniz...
[Mudanya töreni: 22 Nisan Pazartesi sabahı 11.00'de başlayacak, nihai Program 16 Nisan Salı günü duyurulacaktır...]


DİĞER "DÜNYA GÜNÜ" ETKİNLİKLERİ


KASTAMONU DÜNYA GÜNÜ ETKİNLİKLERİ



İletişim için: KASTAMONU İL TEMSİLCİLİĞİ, Mimar Nuray Yücel e-posta: nuray yücel

Tarih:20 NİSAN 2002, Cumartesi
Yer: 1. Mimar Vedat Tek Anı Sanat ve Restorasyon Merkezi
2. Sepetçioğlu Konağı
Saat: 11.45 -14.00
Merkez bünyesinde barındırdığı yapılar ile Dünya Günü 2002'nin ana fikri olan "Evimizi Koruyalım" ile örtüşmektedir. Fırın başında yöresel etli ekmek ile ayran ikram eden kadınlar, standlarda çocuklarca hazırlanmış “ dünya, çevre, kültür, ... ” gibi konuları içeren resim çalışmaları (çalışmalar daha sonraki etkinliklerde sergilenmek üzere toplanacaktır) müzik toplulukları, yer yer gruplar halinde ilköğretim öğrencilerinin halk oyunları gösterileri, tenis kortlarında tenis oynayan çocuklar, EMİTT 2002 Uluslararası Turizm Fuarında “Fuar Yıldızı” ödüllü standlarının Kastamonu halkına gösterimi, ziyaretçiler, etkinlikleri izlemeye gelen ve eğlenen halk bir araya gelecektir.

Taş salonda “ÇEVRE, KÜLTÜR, DUYARLILIK, KÜLTÜREL MİRAS, KASTAMONU...” konulu, panelistleri ve dinleyicileri ilköğretim öğrencilerinin oluşturacağı panel ve slayt gösterisi yapılacaktır..

Sepetçioğlu Konağı, etkinlikler içerisinde görsel ve düşünsel bir yapının gösterimi için kullanılacaktır. Konak; restore edilmiş tarihi yapısı içerisinde, çocukların eğitim, sanat ve bilim ile bütünleşmelerini gösteren bir etki yaratacaktır. Sıcak bir ortamda derslerini çalışan çocuklar, sanatsal (resim, müzik...) eğitim alan çocuklar, bilgisayarlar aracılığı ile internet üzerinden araştırma yapan, uluslararası etkileşim içerisindeki çocuklar...
Protect Our Home
PROGRAM AKIŞI:
1. Mimar Vedat Tek Anı Sanat ve Restorasyon Merkezi Etkinlikleri:


Bütün etkinlikler; açık havada, yürüyüş güzergahında yapıldığı ve ana temanın şenlik olmasından, saatle sınırlamalar oluşturulmamıştır. Yalnızca panel için saat 11:30–12:00 arası zaman dilimi belirlenmiştir.Panel sonrası 10 Haziran 2001‘de yapılan UÇURTMA ŞENLİĞİ etkinliğinin katılımcılarına Plaket / Teşekkür Belgesi verilmesi planlanmıştır.
Programın sonlanması panel çıkışı etkinlik içinde yer alan, (halkoyunları ekipleri, tenis kulübü öğrencileri, resimleri sergilenen, paneli düzenleyen ...) bütün çocukların bir ülke mozaiği oluşturarak oynadıkları HALAY GÖSTERİSİ ile planlanmıştır.
2. Sepetçioğlu Konağı Etkinlikleri:
Etkinlikler gün boyu sürecek şekilde planlanmıştır.



TOKAT DÜNYA GÜNÜ ETKİNLİKLERİ


İletişim: Adnan Şahin, ÇEKÜL Tokat Temsilcisi
Tokat İl Özel İdare Md. Yrd. Tel: 0356 228 90 30 - 228 90-31-34-35
Tamer Şaylan - Tokat Kent Senatosu - e-posta Tamer Saylan Tel. 0356- 212 12 22 - 214 75 57


Tarih:21 Nisan 2002 Pazar
ÇEKÜL VAKFI TOKAT KENT SENATOSU ( www.tokatkentsenato.blogspot.com) tarafından gerçekleştirilecek Dünya Günü Etkinlikleri:

Topçam Mahallesi'nde 600 aile üzerinde yapılan "Yaşam Bilgi Tespit Anketi"nin sonuçlarının açıklanması,
Topçam Mahallesinde, Saat 10.30 da başlayacak kutlama törenleri:
10.30 Topçam Mahallesinde Toplanma, Milli Eğitime Bağlı 4 okulun Folklor Ekipleri Gösterileri,
11.00 Saygı Duruşu, İstiklal Marşı, Belediye Bandosu Eşliğinde
11.05 Senato başkanı, Vali, Belediye Başkanı Açılış Konuşmaları
11.40 Dünya Günü Çocuk Parkı açılışı (TOPÇAM MAHALLESİ - Senato Aracılığıyla yaptırılmıştır.)
12.00 Dünya Günü Yurttaşlık Andı - (*)Tüm davetlilerle birlikte okunacak Dünya Günü Andı'nın tam metni aşağıda!
12.10 Huzur Evi arkasında 2.500 Fidanlık - ÇEKÜL Vakfı tarafından Orman Bakanlığı'nın "7+17 Dünya Günü Ormanları" kapsamında temin edilmiş 2500 fidan/ ağaç dikimi,
13.00 Fidan Dikimi Esnasında 7 ayrı ocakta tüm gönüllülere Çökelik ve ayran ikram edilecektir. Mahalleli kadınlarının yapacağı çökelikliler için 10 çuval un, 40 kg. Çökelik,
10 kg.Tereyağı sponsorlarca temin edilmiştir. İnsanlar hem yiyecek, hem ağaç dikecekler. Bu sırada halk oyunları gösterileri, Belediye bandosu konseri ağaç dikim
alanında gösterilerine devam edecektir.
15.00 Etkinlikler sona erecek.

Tüm organizasyonu Çekül Vakfı Tokat Kent Senatosu tarafından gerçekleştirilecek Dünya günü etkinlikleri sayesinde aynı zamanda ikinci çalışma mahallemiz olan TOPÇAM Mahallesi sorunlarına dikkat çekilmiş olunacak, hem bir çocuk parkı sahibi olunacak, hemde hepsinden önemlisi 2.500 kara çam fidanını bünyesine katmış olacaklardır. / Tamer ŞAYLAN


ÇORUM DÜNYA GÜNÜ ETKİNLİKLERİ



"KÜLTÜR MİRASIMIZI YALNIZCA YABANCILARA GÖSTERMEK İÇİN DEĞİL,
BİZİ VE YAŞADIĞIMIZ YÖREYİ BAŞKALARINDAN FARKLI YAPAN ÖZELLİKLERİ ÖĞRENMEK,
BU AYRICALIĞIMIZLA KİMLİĞİMİZİ ZENGİNLEŞTİRMEK İÇİN TANIMALIYIZ!"


Düzenleyen: ÇEKÜL Vakfı Çorum Gönüllü Temsilciliği ve Çorum Anadolu İletişim Meslek
Lisesi Çekül Genç Gönüllü Topluluğu

İletişim: Sönmez YANARDAĞ, ÇEKÜL Çorum Gönüllü Temsilcisi
Tel: 0532 5576499 e-posta: sonmezyanardag@hotmail.com
Web: http://www.syanardağ.8m.net (Bu etkinlik için düzenlenen özel afiş için siteyi ziyaret edebilirsiniz)
Tarih: 22 Nisan 2002, Pazartesi
Etkinlikler:
İlimiz yerel gazete,radyo ve Televizyonlarından Dünya Günü'nün anlam ve
öneminin, gün içinde yapılacak etkinliklerin duyurulması...

-10.00 "Benim Kentim, Benim İnsanlarım" konulu fotoğraf sergisi açılışı
ÇEKÜL Genç Gönüllülerinin yapacağı "Dünyamızı-evimizi-koruyalım", "Dünya
Günü neden ve kaç yıldır kutlanıyor" konulu konuşmaların ardından sergi açılışı.
(Anadolu İletişim Meslek Lisesi Öğrencilerinin Çekül Vakfı Çorum Gönüllü
Temsilciliğinin katkıları ile gerçekleştirdiği fotoğraf sergisi.)
Yer: İletişim Meslek Lisesi Sergi Salonu

-11.00 "Dünya'ya -evimize- armağan" Fidan dikim şöleni
Çekül Vakfı Çorum Temsilciliği tarafından temin edilen sedir,akasya
ve karaçam fidanlarının okul bahçesine dikilmesi.

-12.00 Öğle yemeği
Konuklara, Okul yemekhanesinde Çorum Mantısı ikramı

-14.00 "Kent tarihine yolculuk"
Çekül Vakfı Çorum Gönüllüleri,Anadolu İletişim Meslek Lisesi Çekül
Genç Gönüllüleri,Veliler ve Yerel Kent Tarihi uzmanları (Hasan TULUK
Eğitimci-Bakır İşleme Sanatı Uzmanı), Abdulkadir OZULU (Eğitimci-Yazar),
Dr.Ateş VELİDEDEOĞLU (Fotoğraf Sanatçısı), Sönmez YANARDAĞ (Eğitimci-Karikatür Sanatçısı-Çekül
Vakfı Çorum Gönüllü Temsilcisi) katılımları ile Çorum'un tarihi
çarşıları,hanları,konakları,çeşmelerini kapsayan yaklaşık iki saat sürmesi
planlanan bir kent gezisi.

-16.00 Etkinliğin değerlendirmesi ve kapanış
Çorum'un tarihi mekanlarından Katipler Konağı'nda katılımcıların
yerel basına yapacağı açıklamalar ve değerlendirmeler sonrası etkinlik sona erecektir.



MUĞLA'DAN DA ETKİNLİK HABERİ VAR!



MUĞLA'DAN SELAM VE SEVGİLERİMLE DÜNYA GÜNÜ PROGRAMIMIZI YOLLUYORUM...

MERAL OĞUZ / MUĞLA ÇEKÜL TEMSİLCİSİ

YAŞLANAN DÜNYAMIZAGENÇ BİR NEFES İÇİN DÜNYA GÜNÜ'NDE KIZILDAĞ ORMAN PARKINDA
BULUŞALIM...

> MUĞLA KENT MECLİSİ ÇEVRE KOMİSYONU
> MUĞLA BELEDİYESİ ÇEVRE GELİŞTİRME DERNEĞİ
> ÇEKÜL MUĞLA İL TEMSİLCİLİĞİ
>
22. 02. 2002

PROGRAM BAŞLANGIÇ SAATİ : 14:30
> *AÇILIŞ KONUŞMALARI
> *UÇURTMA ŞENLİĞİ
> *ÇEKÜL'ÜN DÜNYA GÜNÜ BİLDİRİSİNİ OKUMASI
> *PARK ALANININ TEMİZLENMESİ
> *MUĞLA BELEDİYESİ ÇEVRE GELİŞTİRME DERNEĞİ KENT GÖNÜLLÜLERİ DANS GÖSTERİSİ
>
SAAT 14:00 DA ESKİ GARAJ İÇİNDEKİ KENT MECLİSİ SALONU VE MUĞLA BELEDİYESİ
ÇEVRE GELİŞTİRME DERNEĞİ ÖNÜNDEN ARAÇLARLA KIZILDAĞ'A HAREKET
EDİLECEKTİR.



(*)

DÜNYAYA KARSI SORUMLULUK ANDI



Hayatımın bu andan sonraki bölümünde;
sağlıklı bir çevrede yaşama hakkıma sahip çıkacağıma,
ormanları, toprağı ve denizleri koruyacağıma,
temiz enerjiden yana olacağıma,
her bitki ve hayvanın yaşama hakkına saygı duyacağıma,
satın aldığım ürünlerin çevre dostu olmalarına dikkat edeceğime,
her yaş ve kesimden insanı, dünyaya karşı sorumluluk duymaya çağıracağıma,
gelecek kuşaklar için de bu dünyayı temiz ve sağlıklı bırakacağıma

SÖZ VERİYORUM !






posted by A.T. at 12:56

"Haber Arsivi"nde aramak istediginiz konular icin yukarıdaki arama motorunu kullanarak zaman kazanabilirsiniz. Ipucu: Birden cok sozcukle arama yapacaksaniz, (Or: Dunya Gunu) hem "Dunya Gunu", hem "dunya" hem de "gunu" iceren haberler gelir. Sayet "Dunya Gunu" diye tirnak icinde yazarsaniz sadece "Dunya Gunu" ile ilgili haberler gelir.

"Earth Day" Merkez Komitesi'nin Turkiye Ulusal Koordinatoru CEKUL'un "CEKUL Iletisim Haber Grubu"na uye olmak ister misiniz? O zaman asagidaki kutuya e-posta adresinizi birakmaniz yeterli!
Cekul iletisim listesine uye olun
Powered by groups.yahoo.com

Bu kutu da gorsel malzemelerin yuklendigi CEKUL ALBUMU icin:
    Join CEKUL ALBUMU    
 
This page is powered by Blogger. Isn't yours?