Cumartesi, Ağustos 31, 2002

Yuruyus

Beyoğlu, uzun zamandır, böylesine güzel, böylesine coşkulu bir yürüyüşe tanık olmamıştı!




31 Ağustos, Cumartesi sabahı, İstiklal Caddesi'ndeki Galatasaray Lisesi'nin önünde toplanan "Yeşilırmak Yeşildi... Yeşil Kalacak"
kafilesi, ÇEKÜL Tokat Temsilcisi Adnan Şahin'in orkestrasyonundaki yürüyüş için son hazırlıklarını yaparken, birçok televizyon kanalından
muhabir ve kameramanlar da en az onlar kadar heyecanla yürüyüşün başlamasını bekliyorlardı.


Tarihi Galatasaray Lisesi binası, ana giriş kapısı önünde ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Metin Sözen, yürüyüşe katılmak için gelenlerle konuşuyor,
Tokat öncülüğünde başlayan bu hareketin, "havza boyutunda kültürel koruma ve kalkınma" yaklaşımının öncüsü olduğunu anlatıyordu... (Aşağıda soldan 1. kare)


(Resimlerin daha büyük boyutu için lütfen üzerlerine tıklayınız!)

      

İstiklal Caddesi'ni dolduran kalabalık içinde, annesinin sürdüğü arabasında, bir taraftan elindeki "Yeşil Niksar" gazetesini evirip çevirirken, bir taraftan da ayağıyla davula tempo tutan güzel bebek, herkesin sempatisini topladı... (Aşağıda, soldan 1. resim)Kortejin başındaki davulcular, izleyenlerin hayranlığını kazanırken, bayrağı taşıyan çocuk grubu ile Yeşilırmak'ı simgeleyen mavili ve yeşilli çocuklar, olağanüstü disiplinleri, düzgün yürüyüşleriyle takdir topladılar. (Aşağıda son iki karede; yürüyüşün başarısı için başından sonuna kadar adeta çırpınan Adnan Şahin)

      


İstiklal Caddesi'nden Taksim'e yürüyen, somut olarak "Tokat kültürü" idi:

      


      


Korteji "kollayan" bir örnek "t-shirt"lü gençler... Küçük davulcu, bir örnek şapkalı ana-oğul, kendi pankartları altında yürüyen köy halkları...

Bu arada, onunla geçen ay Tokat'a giden basın grubundan Prof. Dr. Mithat Melen, Dünya Gazetesi Genel Koordinatörü Osman Arolat, Şeref Özgencil ile aslen Tokat'lı Dr. Rüştü Bozkurt da yürüyüşe katılmak için gelenler arasındaydılar. Osman Arolat ve Şeref Özgencil, bu resimleri bir lokantanın üst kat penceresinden çeken Avniye Tansuğ'a el salladılar! (Aşağıda soldan ikinci kare!)

      


Manzara inanılır gibi değildi! Sanki "Yeşiırmak" kalkmış gelmiş, İstiklal Caddesi'nde akmaya başlamıştı! Bu etkiyi yapan, kortejdeki Yeşilırmağı temsil eden çocukların "S" harfi gibi kıvrılarak yürümeleri idi... TV ekipleri, (aşağıda soldan 1. kare)bu "S" yürüyüşünün anlamını farkedince tekrar kameralarına sarıldılar... (Bkz. -ve de lütfen üzerine tıklayıp, daha büyük boyutta görünüz-Yukarıda sağdaki son iki kare)


      

Türki Cumhuriyetlerden sorumlu Devlet Bakanı Dr. Reşat Doğru, Niksar Belediye Başkanı Ahmet Duran Ünverdi, Erbaa Belediye
Başkanı Ahmet Yenihan, Reşadiye Belediye Başkanı Hakkı Ünal kolkola...(Yukarıda soldan 2. kare) Aşağıda Taksim'e gelen ekipler...

      


      

Tokat/Final

ve Final...



Muhteşem yürüyüşten sonra Taksim'e gelen kortej, bir süre Meydan'da duraklayarak çeşitli halkoyunlarından örnekler sergiledi. Özellikle semah grubunun halkla birlikte oynadığı oyun, İstanbullu'ların olduğu kadar, turistlerin de çok ilgisini çekti... Daha sonra Taksim Gezi'sindeki "küçük Tokat"a dönüldü. Burada Niksar, Erbaa ve Reşadiye Belediye Başkanları başından beri yürüyüşü heyecanla izleyen televizyon gazetecileriyle bir basın toplantısı yaptılar. Bu arada İstanbullu'lar, İstanbul'daki Tokatlılar, turistler, artık yavaş yavaş sökülüp, araçlara yüklenmeye başlayan sergilerdeki son ürünlere ilgi göstermeyi sürdürüyorlardı... "Taksim'deki Tokat"a eşlik eden, ve Meydan'dan geçen herkesin görebileceği gibi asılmış bulunan pankartlar da, bu etkinliğin amacını açıklamaya yardımcı oluyordu...


(Resimlerin daha büyük boyutu için lütfen üzerlerine tıklayınız!)

      

Minyatür Tokat evlerinden birinde "yorgunluk atma"... (Soldan 2. karede, soldan itibaren, Mehmet Gül, Metin Sözen, Şeref Özgencil, Erbaa Kaymakamı Adem Yılmaz ve Adnan Şahin. Diğer karede; Başkanların basın toplantısı...)


      

Pankartlar...

      


Folklorcu kızlar...

    





"Yeşilırmak Yeşildi... Yeşil Kalacak" uzun süre belleklerde kalacaktı... Yürüyüşe başından beri katılan Devlet Bakanı Dr. Reşat Doğru, Belediye Başkanları ve Prof.Dr. Metin Sözen ile toplu bir hatıra fotoğrafı çektirmeden de ayrılmak olmazdı elbette... Tebrikler TOKAT!


Cuma, Ağustos 30, 2002

Yesilirmak- I.Gun

"YEŞİLIRMAK YEŞİLDİ...YEŞİL KALACAK"

30 Agustos 2002, Cuma günü, İSTANBUL, TAKSIM MEYDANI'NDA BÜYÜK COŞKU YARATAN ETKİNLİKLERDEN "TAZE" GÖRÜNTÜLER...-



ÇEKÜL VAKFI ve TOKAT KENT SENATOSU, TOKAT VALİLİĞİ, ÇEKÜL TOKAT TEMSILCILIGI,

TOKAT Niksar, Erbaa, Resadiye Belediyeleri -ISTANBUL ETKINLIGI-1. GÜN


(Resimleri büyük boyutta görmek isterseniz, lütfen üzerlerine tıklayınız)

      

(Yukarıda, Soldan 3. resimde , ÇEKÜL Genel Sekreteri Betül Sözen ve Başkan Prof. Metin Sözen, Niksar Belediye Başkanı ile birlikte)


      

(Yukarıda Cahit Külebi şiirlerinin 7'den 70'e herkesin ilgisini çektiğinin "resmi"! ve folklor gösterileri...)


      

(Taksim Meydanı'nın haşmetli binası "The Marmara"ya adeta nazire yapan genç folklorcular!)


      

Tokat basını da İstanbul'da!


      

Etkinlik afişleri ile bir örnek "t-shirt"lü, Tokat'lı gençler görev başında...


  

İlk gün etkinliklerinin bir de "gecesi" vardı bu arada...
Tokat filmleri...  İlgi ile izlendi...  Başkanlar da aileleriyle birlikte oradaydı...

30 Ağustos kutlamalarına karışan havai fişek gösterileri de, İstanbul'dan Tokat'a bir tür "teşekkür" idi:










Çarşamba, Ağustos 28, 2002

Tokat İstanbul Etkinliği

“YEŞİLIRMAK YEŞİLDİ... YEŞİL KALACAK!”



Yöresel yemekleri, düğün alayları, halk oyunları, yerel kültüre has özgün eşyaları ile Tokat kültürü İstanbul’da resmi geçit yapıyor... Tarihi Kentler Birliği ve ÇEKÜL Vakfı’nın desteğinde, Yeşilırmak Havzası’nda doğal ve kültürel varlıklarının korunması ve havza boyutunda kalkınma amacıyla düzenlenen “Yeşilırmak Yeşildi... Yeşil Kalacak” başlıklı hareket, Tokat’ın Erbaa, Niksar ve Reşadiye belediyeleri öncülüğünde 30 Ağustos 2002 Cuma günü 12:00-21:00 arası İstanbul Taksim Meydanı’nda yapılacak gösteriler ve ikramlarla başlayacak, 31 Ağustos Cumartesi günü saat 10:00’da Galatasaray’dan Taksim’e yapılacak bir yürüyüşle sona erecek...



30-31 Ağustos günlerinde Taksim Meydanı Zafer Bayramı kutlamalarının yanısıra “Yeşilırmak Yeşildi... Yeşil Kalacak!” temasıyla gerçekleşecek gösteri, ikram ve yürüyüşe de evsahipliği yapacak. Tarihi Kentler Birliği ve ÇEKÜL Vakfı desteğiyle biçimlendirilen proje, sınırı Yeşilırmak havzası içinde bulunan illerden Tokat öncülüğünde başlatılıyor. Tokat’ın Erbaa, Niksar ve Reşadiye Belediyeleri tarafından düzenlenen bu etkinlik “doğa ve kültürün bereketi için Taksim’e bir davet” olarak nitelendiriliyor. Etkinlikler, 30 Ağustos Cuma günü Taksim Meydanı’nda yöresel ikramlar ve gösterilerle başlayacak. 31 Ağustos Cumartesi günü ise Galatasaray Lisesi önünden saat 10:00’da hareket edecek olan kortejde bir çok grup ve gösteri yer alacak, ayrıca pankartlarla, aşağıdaki sloganlar halka iletilecek.

DOĞA VE KÜLTÜRLE VARIZ
ÇEKÜL VAKFI

YEŞİL IRMAK YEŞİLDİ YEŞİL KALACAK
ERBAA–NİKSAR-REŞADİYE BELEDİYELERİ

UNUTURSAK! GELECEĞİ DE SİLERİZ...
PROF. DR. METİN SÖZEN -ÇEKÜL VAKFI BAŞKANI

DÜNYA’DA VARIZ VE KARARLIYIZ
MEHMET GÜNDOĞDU-TOKAT VALİSİ

UMUTLA BAŞLADIK COŞKUYLA SÜRDÜRECEĞİZ
MİTHAT KIRAYOĞLU-ÇEKÜL VAKFI BAŞKAN YARDIMCISI

YEŞİL IRMAK VADİSİ’NDEN TÜM DÜNYAYA YEŞİL BİR MERHABA
DURAN ÜNVERDİ-NİKSAR BELEDİYE BAŞKANI

HİTİTLERDEN GÜNÜMÜZE AKAN SU “YEŞİL IRMAK”
HAKKI ÜNAL-REŞADİYE BELEDİYE BAŞKANI

KÜLTÜR VE TARİH “ESKİ” OLAMAZ
AHMET YENİHAN-ERBAA BELEDİYE BAŞKANI

ÜÇÜ BİR YERDE: TARİH, DOĞA VE KÜLTÜR
ERBAA–NİKSAR–REŞADİYE

DOĞA VE KÜLTÜRÜN BEREKETİ İÇİN TOPLANIYORUZ
PROF. DR. SELÇUK EREZ



30 -31 AĞUSTOS ETKİNLİKLERİNDE KİMLER YER ALACAK, NELER OLACAK?:



  • Türk Bayrağı ve çeşitli ülke bayraklarını taşıyan çocuklar...
  • Protokol ve katılımcılar (belediye başkanları, sivil toplum örgütleri, İstanbul’daki Tokatlılar, ÇEKÜL Vakfı Başkanı ve yöneticileri ile halk)...
  • Yeşilırmak grubu...
  • Yeşilırmak Mizanseni-20 adet mavi kıyafetli, 40 adet yeşil kıyafetli, 8 adet beyaz kıyafetli çocuk...
  • Eko Tarım Animasyonu-Çiftçi kıyafetli erkek ve mahalli kıyafetli kızlar...
  • Gelin Alayı Mizanseni-Reşadiye İlçesinde hazırlanan davul-zurna öncülüğünde 2 at ve üstünde gelin ve dünürler...
  • Damat Hamamı Animasyonu-Niksar Belediyesi tarafından canlı müzik eşliğinde organize edilen grup...
  • El Sanatları ve Yerel Kültür Eşyaları resmigeçidi-Otantik eşyaları taşıyan grup - Reşadiye Belediyesi’nin getirdiği bir adet kıl çadır, iki adet deri yayık, cecim, eğirme, taraklama, çorap dekor için bol miktarda yer minderi, yer tahtası, bölgenin farklı özelliklerini taşıyan kıyafetler, takılar, orak, ellik...
  • Niksar ve Erbaa belediyelerinin getirdiği ahşaptan yapılmış 25 m2 genişliğindeki 2 adet çardak, bol miktarda cecim, halı tezgahı, bastoncu, semerci, kavalcı, heğ, sele, gıdık, sibek, mutfak eşyaları, sandık, sırt minderi, yer minderi...
  • Erbaa Belediyesi’nin getirdiği el değirmeni, cecim, yer minderleri, yer tahtaları, boduç, bileki, bakır mutfak eşyaları...
  • Reşadiye İlçesi Kelkit İlköğretim Okulu Halkoyunları ekibi...
  • Niksar bölgesi Kuyucak Semah Ekibi...
  • Erbaa, Niksar ve Reşadiye olmak üzere üç ayrı davul zurna takımı yine Niksar’dan kaval çalan Ali Gayretli, Erbaa ve Niksar’dan ayrı ayrı olmak üzere iki yöresel müzik grubu...
  • Yerel Mutfaktan Örnekler Sunumu-Niksar bölgesine ait ve yerinde yapılacak “Leylek Giliği”, Niksar’da hazırlanarak getirilecek etli ve baklalı dolmalar, cevizli bahar, kelek turşusu ve kuşburnu ezmesi... Reşadiye Belediyesi tarafından yerinde hazırlanacak Keşkek ve Bazlama, iki adet deri yayık, Belediye tarafından Erbaa’da hazırlanarak getirilecek Parmak, Bileki de hazırlanmış mısır ekmeği, çökelek, tereyağı, sarı pekmez ve ev yemekleri, yerinde hazırlanacak gözleme (çökelekli ve patatesli), üç adet yayık (ikisi sallamalı) ikramı...


  • ERBAA, NİKSAR, REŞADİYE’DEN ORTAK MESAJ...



    - Tokat’ın Erbaa, Niksar ve Reşadiye belediye başkanlarının 30 Ağustos 2002 Cuma günü İstanbul’da Galatasaray’dan Taksim’e yapacakları yürüyüş ve Taksim Meydanı’nda yapılacak etkinliklerle başlatılacak kampanya hakkındaki ortak mesajı:

    Saygıdeğer basın mensupları, kadirşinas, sevecen, özverili insanlarımız;

    “Yeşilırmak Yeşildi...Yeşil Kalacak!” Kampanyası, Kelkit bölgesinde yaşayan insanlarımıza ve dünyanın dört bir yanındaki yüreği özlemle bölge için çarpan dostlara Erbaa, Niksar ve Reşadiye belediyelerinin bir armağanıdır. Dünya’da olduğu gibi ülkemizde de belediyecilik anlayışı, alt ve üst yapı hizmetleriyle sınırlı değildir. Kentlerin varlıkları ve varlık sebepleri; sürdürülebilir olmaları ve dış dünyaya tanıtılmaları gözardı edilmemesi gereken belediye hizmetlerinden olmalıdır. İşte bu yüzdendir ki, “Yeşilırmak Yeşildi...Yeşil Kalacak!” derken sizleri doğa ve kültürün bereketi için Taksim’e çağırdık.

    Anadolu’ya, Yeşilırmağa, Kelkit’e teşekkür etmek mümkün müdür? Elbette değildir. Bizi barındıran, bizi yaşatan, bize herşeyimizi veren, üstünde yaşamaktan onur duyduğumuz Kelkit Vadisine, Anadolu’ya teşekkür ne mümkün?

    Bütün topraklar, üzerinde yaşayanlar için farklı güzeldir, ancak bizim farkımız, bu güzellikleri anlatmaktan ziyade onları yaşatmak, bu toprakları yaşanabilir ve güzelliklerini sürekli kılmak için çalışmak olacaktır.

    Bu konuda bizlere ÇEKÜL Vakfı’nın yaptığı önderlik için Vakıf Başkanı Sayın Prof. Dr. Metin SÖZEN’in şahsında ÇEKÜL ailesine teşekkür etmek istiyoruz.

    Kelkit organizasyonumuzda bu topraklar üzerinde yaşanarak öğrenilen yılların birikimi değerlerimize yansıtmaya çalıştık. Kilimini, cicimini, aşını, düğününü her yürekte paylaştığımız geleneğimizi, kültürümüzü, doğamızı...

    Etkinliğimiz için bu bir başlangıçtır, amacımız etkinliğimizi gelenekselleştirmek olacaktır. İlki olması sebebiyle hatalarımızın olabilmesi, eksikliklerimizin olabilmesi mümkündür. Ancak bir sonraki yıl, daha iyi olacağına inanıyoruz.
    Organizasyona yaklaşık 3 ay gibi bir zaman içinde hazırlanmaya çalışıldı. Bu çalışmalar esnasında insanlarımızla birlikte bu projeye sadece zamanlarımızı değil, özveri içinde sevgilerimizi, yüreklerimizi de koyduk.

    Hiç esirgemedikleri yardımlarından dolayı:

    İstanbul Valiliği’ne, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’na, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne, Beyoğlu Kaymakamlığı’na, Şişli Belediye Başkanlığı’na, Beyoğlu Belediye Başkanlığı’na, Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bu projeye ve bizlere gösterdikleri özen ve sevgi nedeniyle bizler için çok değerli olan düşüncelerini esirgemedikleri için ÇEKÜL Vakfı’na;

    Yardımlarına gereksinim duyduğumuz her an bizler kadar projeyi sahiplenen bizler için çok büyük bir güç ve onur vesilesi olan İstanbul’daki Erbaa-Niksar ve Reşadiye’nin varlıklarını ortaya koyan dernek ve vakıflarımıza;

    Bizleri yalnız bırakmayan siz değerli basın kuruluşlarına;

    Ve sonuç olarak bu projenin oluşmasındaki sayısız emek sahibi insanlarımıza, dostlarımıza sevgilerimizi sunuyoruz.

    Bizler Anadolu’yu, Yeşilırmağı, Kelkit’i seviyoruz acısıyla, tatlısıyla...

    Saygılarımızla.


    Ahmet YENİHAN Ahmet Duran ÜNVERDİ Hakkı ÜNAL
    Erbaa Bld. Bşk. Niksar Bld. Bşk. Reşadiye Bld. Bşk.




    Etkinliklerle ilgili ayrıntılı bilgi, katılım ve iletişim için:

    Adnan ŞAHİN- ÇEKÜL Vakfı Tokat Temsilcisi, Özel İdare Md. Yrd.

    Tokat VALİLİĞİ – Tel: 0.356 228 9035 (30 hat)

    İlknur Aslan- ÇEKÜL Vakfı İletişim Sorumlusu Tel: 0.212 249 64 6

    E-posta: 7kitapkitapligi@cekulvakfi.org.tr


    Salı, Ağustos 20, 2002

    ÇEKÜL- Yaz Okulları / Kemaliye

    RADİKAL'de Kemaliye Yaz Okulu



    haber icin tiklayin

    Kemaliye hazineleri



    Kemaliye evlerinin mimari envanterini çıkaracak olan üniversiteliler, 30 Ağustos'a kadar Erzincan'da kalacak.
    Mimar Sinan Üniversitesi'nden bir grup öğrenci zorlu yolu ve uzaklığı nedeniyle bugüne kadar korunabilen 150 yıllık Kemaliye evleri için Erzincan'a çıkarma yaptı


    AYŞEGÜL DİKENLİ
    İSTANBUL - 'Ey namlı kent, ziyaret için bunca zorluğa değer misin?' Kemaliye için sorulan soruya 'Evet' yanıtı veren Mimar Sinan Üniversitesi öğrencileri, soluğu bu uzak kentte aldı.
    İçlerinde drama öğrencisi, sanat tarihçisi ve çevre eğitmenlerinin de bulunduğu gençler, Kemaliye evlerinin korunması için bir dizi çalışma yapmayı hedefliyor. 150 yıllık Türk mimarisini bugüne kadar korumayı başaran Kemaliye evlerinin mimari envanterini çıkaracak olan öğrenciler, yöre halkını da evlerin koruması yönünde bilgilendirecek.
    Erzincan'a bağlı Kemaliye ilçesi, 1970'lerde ünlü Safranbolu evleriyle birlikte gündeme gelmiş, ancak o kadar tanınma fırsatı bulamamış. Bunun en önemli nedeni, Kemaliye'nin hem yolunun olmaması, hem uzaklığı. Ancak Kemaliye evleri, yine bu nedenlerle kendini çok iyi korudu; hepsi de mimari açıdan eşsiz bir değere sahip. ÇEKÜL tarafından '7 Bölge 7 Kent' projesinde Doğu Anadolu'yu temsil eden Kemaliye'nin hak ettiği üne kavuşması için yapılan çalışmalar hız kazandı.


    Trenle 28 saat
    30 Ağustos 2002'ye kadar Kemaliye'de çalışacak öğrenciler, ÇEKÜL'ün Kemaliye evleri projesine destek amacıyla yola çıktı. 28 saatlik tren yolculuğuyla ilçeye ulaşan öğrenciler, fazla tanınmadığı için bozulmadan günümüze gelmeyi başaran Kemaliye evlerinin korunmasına katkıda bulunmayı istiyor. İşlenmiş paftaları ile Kemaliye'ye giden öğrenciler, önceden tespit ettikleri çalışılmamış binaların basit rölövelerini hazırlayarak, mekânların tasarım kriterlerini belirleyecek. Sözlü tarih çalışmaları ise projelerini hazırladıkları bina sahipleri ve köyün yaşlılarıyla yapılacak.


    15 günlük program
    Proje ekibi, akşam çalışmalarını da planlamış. Her gece bir konu üzerine sohbetler, belgesel gösterileri, çocuklar için çizgi film gösterileri, pandomim ve drama çalışmaları, resim ve fotoğraf atölyesi 15 gün boyunca sürecek etkinliklerden bazıları.
    Proje sorumlularından olan Mimar Sinan Üniversitesi araştırma görevlisi Kerem Özel, tarihi ve geleneksel dokuya sahip bir yerleşimi korumanın en etkili yolunun, yerel halkla işbirliği olduğunu belirtirti. Kerem Özel, 13 öğrencinin katıldığı projenin amacını şöyle açıkladı:


    Tahrip olmasın
    "Geleneksel yaşam tarzını ve mimari dokusunu halen koruyan Kemaliye'nin, gelişim sürecinden geçerken, bir yandan da kent-insan ölçeğinde korunması ve tahribatının önlenmesi."
    Mimarlık bölümü öğrencisi Emre Torbaoğlu da amaçlarının Kemaliye evlerini Kemaliyelilerle birlikte korumak olduğunu söyledi. Torbaoğlu, program kapsamında Kemaliyelilerle yapacakları etkinlikleri şu sözlerle sıraladı:
    "Sözlü tarih çalışması, Kemaliyelilerle anket, çocuklara yönelik film, animasyon, müzik, spor ve tiyatro gibi aktiviteler düzenlenecek. Çarpık kentleşmeyle ilgili konferans ve belgesel gösterimi yapılarak halk bilgilendirilecek."

    Kapıdaki haremlik
    100-150 yıllık Kemaliye evleri, eğimli arazinin güç koşullarında, iki veya daha fazla katlar halinde inşa edilmiş. Eğimli arazi, evlerin her düzeyinin dış çevre ile doğrudan ilişkisini sağlıyor. Kemaliye evleri, geleneksel Türk evinin iç sofalı plan tipi olarak nitelendiriliyor. Evlerin kapıları da en az evler kadar ünlü. Gelenin kadın mı erkek mi olduğunu haber veren kalın ve ince sesli tokmaklar, bölgenin geleneklerine uygun olarak şekillenmiş.

    (Not: Bu haberin altına yazılmış ilginç okur yorumları var, habere ulaşmak için yukarıdaki resmin üzerine tıklayınız!)

    Salı, Ağustos 13, 2002

    Dünya Hafta Sonu Çevre Kültürü Sayfasından:

    GELECEĞİNİ DÜŞÜNEN KENT: YALVAÇ



    Türkiye’de sağlıklı bir kentsel ortamı egemen kılamamanın temel nedenlerinden biri, ayrıntılı araştırmalara dayalı, çok yönlü kullanımlara olanak veren, değişik ölçeklerde planların ülke bütününde bugüne kadar “istenilen nitelikte ve sayıda üretilememiş” olmasıdır. Üretilen planların uygulama şansını artıracak “güçlü bir örgütlenmenin de bulunmayışı”, bu konuların gerekliliğine inanmış kesimlerin sürdürdükleri çabaların somut sonuçlara ulaşmasını, olumlu örneklerin geleneğe dönüşmesini önlemiştir. Sürekliliği sağlayıcı yasal donatıdan yoksun oluşumuz, her seçimden sonra değişen kadroların yaklaşımlarıyla kentler yeni biçimlere bürünmektedir. Tasarım-uygulama sürecinde “ileri hedefleri içerecek, yeni girdilerle beslenecek” bir yaklaşıma şans tanınmaması, kentlerin yaşam kalitesinin yükselmesi, inceliklerle donatılması olanağını sürekli sınırlı kılmıştır.


    Bugün hangi ölçekte yerleşme yerine giderseniz gidin, günlük işlemlerle ilgili yürürlükte olan bazı plan ve belgelere rastlarsınız. Ancak bunların büyük bir bölümü “uzun dönemli gelişmeleri içermekten uzak”, günlük başvurulara cevap vermek üzere kullanılan belgelerdir. Oysa kentler, “yaşamlarını zenginleştirecek”, “her evresinin belirlendiği”, “açık ve kavranabilir nitelikte”, “tartışılarak alınmış kararlara yaslanan” planlara gereksinim duymaktadır. Bu temel girdilerle yola çıkan bir çalışma, Isparta’nın Yalvaç ilçesinde denenmektedir. Ulaşılması gerekli her türlü bilimsel verilerin derlenmesiyle başlayan, ardından Yalvaç ve yakın çevresinin tüm varlığının değişik başlıklar altında toplanmasıyla birlikte tartışmaya açılan “Yalvaç/ Kültürel-Doğal Değerlerin Korunması-Geliştirilmesi ve Turizmin Çeşitlendirilmesi Projesi” önemli bir noktayı daha gündeme getirmiş bulunmaktadır. Bu önemli nokta, planlama sürecinde her alandan somut örnekler verilerek uygulamaların tasarımla birlikte sürdürülmesi, kavranabilir olmasının sağlanması, yaşama geçerken her kesimden katılımın güçlendirilebilmesidir.


    Bunun somut yansıması, projede yer alan kurum-kuruluş-kişilerin varlığından da anlaşılmaktadır. Yalvaç Belediye Başkanı Yüksek Ziraat Mühendisi Tekin Bayram’ın özel kimliğinin sağladığı açıklıkla, Mimarlar Odası Antalya Şubesi ve ÇEKÜL Vakfı projenin sorumluluğunu yüklenerek, farklı bir yaklaşımı egemen kılmayı başarmış bulunmaktadırlar. İçişleri-Kültür-Turizm bakanlıkları, Isparta Valiliği, Ankara-Akdeniz-Çukurova üniversitelerinin katkılarıyla, bir bakıma Eğirdir-Beyşehir- Kovada göllerinin sınırladığı bir coğrafyada Yalvaç’ın değerlendirmeye alınması olanağı doğmuş, çıkış noktası şöyle belirlenmiştir: “Bu proje, Yalvaç’ın kimlikli bir kent olarak yaşaması-gelişmesi yolunda önemli bir adım olacak, korunarak geliştirilecek kültürel ve doğal değerleriyle Yalvaç’ı turistik bir çekim odağı konumuna getirecektir. Ülkemizin içinde bulunduğu bugünkü ortamda, Yalvaç halkının toplumsal kalkınmasının da hızlanması sağlanacaktır. Projenin, ülkemizin ‘Yirmibirinci Yüzyıla’ hazırlanmasına katkı koymasının yanı sıra, ülkemizdeki kentlere de örnek bir proje olması amaçlanmıştır. Çünkü proje, tek başına kültürel ve doğal mirasın korunması projesi değildir. Turizmin tek başına geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesi projesi de değildir. Proje, sadece bölgesel bir ekonomik kalkınma programı da değildir. Bu projenin bu üç konuyu da içine alan kapsamlı bir proje olması amaçlanmaktadır”.


    Koordinatörlüğünü mimar M. Osman Aydın’ın, yöneticiliğini yüksek mimar Lütfiye Serap Yılmaz-mimar Özge Köksal-mimar Recep Esengil’in yükümlendiği projenin adım adım yaşama geçmeye başlamasında, bir bölümünün bitirilme aşamasına gelmiş olmasında, Belediye Başkanı Tekin Bayram’ın değişik kesimleri harekete geçirmesinin, katılımı çok yönlü sağlamasının, büyük payı olduğu gözükmektedir. Bu yıl, projenin küçük bir biriminin “Tarihi Kentler Birliği Duyarlılık Ödülü” alması, zamanı doğru kullanma, tasarımla uygulama arasında güçlü bağ kurma açısından, diğer kentlere önemli bir işaret olmaktadır.


    Bu gelişmeleri kanıtlayacak örnekler, her noktada karşımıza çıkmaktadır. Kent merkezi tümüyle ele alınmakta, kamu ve sivil yapılarla kentin tarihsel-kültürel dokusunu ilk bakışta algılama şansı yaratacak nitelikte yeniden donatılmaktadır. Bu doğrultuda başta Kaş-Görgü-Kızılca mahalleleri olmak üzere geleneksel konutların yoğun korunduğu tüm mahalleler yeniden taranmakta, bazı sokaklarda “cephe onarımları” başlamış bulunmaktadır. Kesintisiz sürecek bu çalışmalarda “Yaz Okulu” öğrencilerinin katkıları ayrı bir anlam taşımaktadır. Benzer durum anıtsal yapılar için de söz konusudur. Bir geleneksel konutun “Çevre Kültür Evi” olarak tüm bu eylemlerin merkezi olması için onarıma alınması, benzer bir yaklaşımla tarihi “Yalvaç Hamamı”, “Eski Deri Fabrikası” ve diğer yapıların yeniden değerlendirilmesi, geçmiş özlü birikimlere farklı bakmanın gerekliliğini ortaya koymaktadır.


    Kentin derinlikli geçmişini günümüze bağlamada en ağırlıklı noktalardan biri de “Pisidia Antiocheia” antik kentidir. Düne kadar hemen hemen büyük bir bölümü toprak altında kalmış olan ünlü kentin Yalvaç Belediyesi’nin büyük destekleriyle ve Kültür Bakanlığı tarafından yapılan kazılarla ortaya çıkarılması, önemli bir birlikteliğe işaret etmektedir. Bir bilim kurulu tarafından çok yönlü değerlendirilmeye alınacak olan kentin, kapıları, birbirinden önemli yapıları, “kültür ve inanç turizmine” büyük katkı sağlayacak niteliklerle yüklü bulunmaktadır. Aziz Paul’ün üç yolculuğunda da buraya uğraması, burada verdiği vaazlarla herkesi hıristiyanlığa çağırması, milattan sonra 324 yılında iki kilisenin burada yapılması, daha şimdiden yoğun bir ilgi odağı olmasını sağlamış bulunmaktadır. Yalvaç’ın bitişiğinde bulunan bu çok önemli antik kentin yanı sıra, biraz dışında, Eğirdir ve Beyşehir göllerinin birlikte görüldüğü tepede bulunan, hemen bir bilim kurulunun korumaya ve değerlendirmeye alması gereken “Men Tapınağı ve çevresi”, projenin ağırlıklı noktalardan birini oluşturmaktadır. Bilindiği gibi, Eğirdir Gölü’nün kuzey bölümü Hoyran Gölü adıyla anılır, doğal güzellikleri, etrafında ve Limia Adası’nda bulunan tapınak ve mezar anıtlarıyla, bir diğer değerlendirilecek alandır. Bu nedenle projede özel yer verilmiş, kültürel varlıkların bütünleşmesi sağlanmıştır.


    Kent merkezinin ve çevresinde bulunan arkeolojik alanların zengin doğal dokuyla bütünleştirilmesi, ayrıntılı incelemeye alınmış olması, doğa-tarih-kültür dengesi açısından sağlıklı bir yaklaşım olarak gözükmektedir. Bu doğrultuda Yalvaç Belediyesi, kentin çevresinde büyük bir orman oluşturmuş, içinde Mario Kepholon Savaşı’nın, Anadolu Tarihi’nin canlandırıldığı bölümlerle, bir doğa-kültür alanına dönüştürmeyi hedeflemiştir. Tüm bu birikimlerden öncelikle Yalvaç halkının yararlanması için yapılan düzenlemeler arasında “Kent Kapıları”, “Hisarardı Piknik Alanı”, kanal boyunda “Sevgi Yolu/Uygarlık Bulvarı” başta gelmektedir. Salur ve Masır mahallelerinde ekotarımın, geleneksel sanatlarla ilgili atölyelerin, pansiyonculuğun geliştirilmesi, hemen hemen her mahallede kadınların yönettikleri bir “buluşma-dayanışma merkezi” olarak örgütlenmiş fırınların yaşama geçmiş olması, bu arada “Yalvaç Kent Tarihi Müzesi” konusuna bir başlangıç olarak, tüm geleneksel sanatların-zanaatların saptanması-yaşatılması-değerlendirilmesi, Yalvaç’ın kimliğini oluşturan ailelerin belgelerinin toplanması, yaşamını Yalvaç’a adamış kişilerin saptanarak değerlendirilmesi çalışmalarıysa, projeye koşut sürdürülmektedir.


    16-17 Ağustos tarihlerinde ise Türkiye’nin bilim-kültür-düşün-sanat-siyaset alanındaki birikimli kimliklerinin Yalvaç’ta yapacakları toplantıda, “saptanan hedefler”, “hedeflere ulaşmada denenen yol”, tüm ayrıntılarıyla tartışılacak ve “diğer kentlere örnek olma şansı” üzerinde durulacaktır. “Bir Kentin Geleceğe Kimlikli Taşınması/Yalvaç Buluşması” başlıklı bu toplantının sonuçlarının, Yalvaç’a olduğu kadar diğer kentlere de katkı sağlaması beklenmektedir...




    Pazartesi, Ağustos 12, 2002

    Kemaliye Yaz Okulu

    KEMALİYE (EĞİN) YAZ EĞİTİM ÇALIŞMALARI




    ÇEKÜL Vakfı’nın 7 Bölge 7 Kent projesindeki kentlerden biri, Türkiye Tarihi Kentler Birliği üyesi Kemaliye (Eğin), 15 Ağustostan itibaren 13 mimarlık öğrencisi ve öğretim üyesini 15 günlüğüne konuk ediyor. İçlerinde, drama öğrencisi, sanat tarihçisi ve çevre eğitmenlerinin de bulunduğu grup, Eğinliler ile birlikte bir dizi çalışma yapacak. Mayıs ayından beri, ÇEKÜL Vakfı bünyesinde çalışan 13 kişilik grup, projenin oluşumundan, uygulamasına, uygulama sonrası çalışmadan değerlendirme aşamasına kadar yer alıyor.

    Proje temel olarak, iki bölümden oluşuyor. i) Sosyal ve kültürel çalışmalar; ii) Mimari çalışmalar.

    Projenin ön hazırlık çalışmalarını şu sıralarda Mimar Sinan Üniversitesinde devam ettiren öğrenciler, ellerindeki 1980 yılında hazırlanmış paftaları güncel hale getiriyorlar. Bu bağlamda Doç. Dr. Berrin Alper’in 1990 yılında hazırlamış olduğu “Kemaliye (Eğin) Yerleşme Dokusu ve Evler Üzerine Bir Araştırma” başlıklı doktora tezindeki konutlar da, 15-29 Ağustos 2002 tarihleri arasında Kemaliye’ye gidecek olan grup tarafından paftalar üzerinde işaretleniyor. Projenin hazırlık aşamasında ayrıca, İstanbul’da yaşayan Eğinlilerle yapılmış bir anket çalışması var. Bu anket çalışması ile, projenin ihtiyaçları belirlenerek, geliştirilmesi hedefleniyor.

    İşlenmiş paftaları ile Kemaliye’ye gidecek olan grup önceden tespit ettikleri çalışılmamış binaların basit rölovelerini hazırlayarak, mekanların tasarım kriterlerini belirleyecekler. Sözlü tarih çalışmaları ise, projelerini hazırladıkları bina sahipleri ve köyün yaşlıları ile gerçekleşecek. Proje ekibi, eğitim çalışmaları sırasında akşam çalışmalarını da planlamışlar; her gece bir konu üzerine sohbetler, belgesel gösterileri, çocuklar için çizgi film gösterileri, pandomim ve drama çalışmaları, resim ve fotoğraf atölyesi 15 gün boyunca yapılacak işler arasında. Çalışmalara yerel yönetimler ve Eğin halkı tam destek veriyor.

    Resimde, Kemaliye'ye gideceklerden bir grup, İstanbul ÇEKÜL Merkezi'nde, Genel Sekreter Betül Sözen, o sırada Tokat'ta yapılmış geziden dönmüş bulunan yazar Füruzan ve Başkan Prof. Dr. Metin Sözen ile birlikte:

    Yaz okulu ekibinden bir grup CEKUL'de