![]() |
![]() |
|
Pazartesi, Ekim 28, 2002
Atıf Yılmaz’ın Kastamonu projesiFilm yapımcısı Atıf Yılmaz, hazırlıklarını sürdürdüğü bir proje için Kastamonu konaklarının çekimini yapacaklarını bildirdi. Vali Enis Yeter’i ziyaret eden Yılmaz, içeriğini ileriki günlerde açıklayacağı ve çok ses getireceğine inandığını belirttiği bir proje hazırladığını söyledi. Yılmaz, Kastamonu’yu çok sevdiğini ve projesi kapsamında buradaki konaklarla ilgili çekimler yapacaklarını belirtti. Yılmaz ve ekibi, konakları gezerek, ön incelemelerini yaparken, Vali Yeter, projeye destek vereceklerini bildirdi. -NTVMSNBC haberi- posted by A.T. at 13:33 Dünya Gazetesi Çevre ve Kültür sayfasında -25.10.02- yayımlanan haberlerimiz:
Ege ve Akdeniz’de bir kültür turu -I...KULA - UŞAK Yazı ve fotoğraflar: Avniye Tansuğ- ÇEKÜL Vakfı KULA...“Bizim niye güzel bir müzemiz yok?” Yer; Kula’da bir düğün salonu, bir önceki hafta bu sayfadan duyurulan "Kula -Koruma, Yaşatma, Geliştirme, Araştırma, Proje, Uygulama- Sempozyumu"ndaydık (*). “Kenan Evren Etnografya Müzesi’nin Kula Kent Müzesi’ne Dönüştürülmesi Projesi” başlıklı bildirinin sunumunun ardından söz istedi ve aynen böyle sordu genç ortaokul öğrencisi. “Peki bunun nedeni Kula’nın coğrafi konumu olabilir mi?” diye de ekledi. “Hayır” dediler genç öğrenciye, “Kula bu konuda yalnız değil, kent müzesinin ne olup, ne olmadığının anlaşılması, coğrafi konumdan daha önemli”... Sonra kent müzesi kavramı hakkında daha ayrıntılı bilgi verildi. Sempozyumun en ilginç tarafı izleyicilerin arasında Kula’lı genç öğrencilerin de bulunması ve zaman zaman bilim insanlarına böyle ilginç sorular yöneltmeleriydi.
![]() Kula evlerinin içiçe geçen saçakları, yolda yağmura yakalananları ıslanmaktan, yazın da güneş çarpmasından koruyor! ![]() “Gerçek zenginliğin ne olduğunu krizden sonra anladık...” Kula Belediye Başkanı Selim Aşkın, Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, Kulalılar ve Kulayı Sevenler Derneği, Kültür Bakanlığı’nın Manisa İl Kültür Müdürlüğü ve ÇEKÜL Vakfı işbirliği ile düzenlenen bu üç günlük etkinliğin başından sonuna kadar “içinde” idi. Selim Aşkın, 800’ü tescilli, 2. ve 3. derece tarihi eserlerle birlikte toplam 2400 “tarihi eser” sahibi Kula’da “gerçek zenginliğin ne olduğunun ekonomik krizden sonra anlaşıldığını” söyledi. Sempozyum süresince "Kula'da Yaşam", "Turizm", "Geleneksel Konut Mimarisi", "Kentsel Doku Araştırmaları", "Koruma Önerileri", "Tarihi Çevrede Yeni Yapı" başlıkları altında bildiriler sunuldu. (Bildiri özetlerine ulaşmak isteyenler için e-posta adresi: nezihat.koskluk@deu.edu.tr ). "Kuladokya turizmi" Selim Başkan, "gerçek zenginlik" derken, "şöylesine bir onarılıp, kitle turizminin tüketimine sunulacak tarihi evler"i kasdetmiyor. Kula'nın doğal zenginlikleri; jeomorfolojik özellikleri, termal kaynakları ve "elle tutulamayan" kültürünün de canlandırılmasının önemine dikkat çekiyor... Sempozyum katılımcıları, "Yanık Ülke'nin volkanizması" diyorlar, Kapadokya'daki peribacaları benzeri oluşumlar içerdiği için "Kuladokya" diyorlar, "Aman halıcılık da var" diyorlar, "Ekolojik-turizm", "Yarenlik", "efeler", "sözlü tarih"ten dem vuruyorlar, bir uzman "bir turizm master planı var mı peki?" diye soruyor, "yok" deniyor, gençler bütün bunları dikkatle dinliyor... “Çukurçeşme” ya da “Eski Çeşme”, ama artık gülümsüyor... Sempozyuma katılanlar Başkan Selim Aşkın rehberliğinde Kula’nın tarihi dokusunu yerinde incelediler. Restorasyon projelerini halkın da incelemesine açık tutan Başkan Aşkın, tarihi Arasta’dan geçerken, esnafa teker teker selam verip “hayırlı işler” dilemeyi de ihmal etmiyordu. Kula Belediyesi’nin ÇEKÜL Ege Bölgesi Koordinatörlüğü desteğiyle onardığı, çevre düzenlemesi de tamamlanmak üzere olan “Çukurçeşme”de bir süre duraklandı. Kafiledeki mimarlar, restoratörler ve uzun yıllar UNESCO’nun Roma’daki restorasyon teorileri ve uygulamaları konusunda çalışan kuruluşu ICCROM’u yönetmiş, Sempozyum’un onur konuğu Prof. Dr. Cevat Erder, projenin müellifi Y. Mimar Bülent Turan’ı soru yağmuruna tuttular...
![]() Başkan Selim Aşkın ve Y. Mim. Bülent Turan Çukurçeşme önünde Türk Evi’nde Kula Fotoğrafları Sergisi Kenan Evren Etnografya Müzesi’nin tam karşısında bulunan ve geleneksel “Türk Evi” olarak korunan yapıda düzenlenen “Kula Fotoğrafları Sergisi”nin açılışı da aynı gün yapıldı. Serginin bir özelliği de, yalnızca 20. yüzyıl başından, günümüze kadar Kula’da yerleşmiş ve/veya gelip geçenlerin objektiflerinden saptanan “Kula” görüntülerinden oluşan içeriği kadar, siyah/beyaz fotoğraf tekniğinden dijital fotoğrafa kadar fotoğraf teknolojilerinden de örnekler sunmasıydı... ![]() Türk Evi'ndeki serginin açılış töreninden... ![]() "Kenan Evren Etnografya Müzesi" “7 Kitap Kitaplığı” ve bir “gönüllü kütüphaneci” Bu Sempozyum vesilesiyle, Kula Belediyesi’nin tahsis ettiği, Av. Nadir Yağlı’nın sorumluluğu üstlendiği, geçici “Çevre ve Kültür Evi”ndeki toplantı ve gösteri salonu ile yine aynı yerde başlatılan “7 Kitap Kitaplığı”nın ve ÇEKÜL Ege Projeleri Sergisi’nin de açılışı yapıldı. Vakfın Kula Temsilcisi olan Av. Nadir Yağlı, Çevre ve Kültür Evi’ne bitişik olan yazıhanesinin girişine astığı küçük tabelada da belirttiği gibi, aynı zamanda “bir gönüllü kütüphaneci”. Yıllardır Kula’lılara ücretsiz kitap dağıtıyor, kitapları verirken hiçbir belge imzalatmıyor. “Buna rağmen kitaplar her zaman geri geliyor” diyen Yağlı, bir taraftan da bilgisayar ve internet kullanımında ustalaşmaya çalışıyor. Internet iletişimini çok önemsiyor, çünkü ÇEKÜL ile, Vakfın çalışmalarını internet üzerinden izleyen oğlu aracılığıyla tanışmış... ![]() Nadir Yağlı'nın kütüphane/yazıhanesindeki duyurular! İleride tarihi bir KULA Evi'nin (Beyler Konağı'nın) restore edilerek KULA ÇEVRE VE KÜLTÜR EVİ olması sağlanana dek, şimdilik bu mekanda oluşacak kitaplık ve film gösterim ortamına katkıda bulunmak için KULA ÇEVRE ve KÜLTÜR EVİ'ne afiş, kitap, dergi, VCD, belgesel ve belgesel film katkıları bekleniyor. Görsel-işitsel malzeme önemli çünkü, Başkanı Selim Aşkın bu salona video ve VCD'lerle halka ve gençlere yönelik belgesel film gösterimleri yapılabilmesi için 107 ekran harika bir televizyon armağan etmiş...
![]() Prof. Dr. Cevat Erder, Çevre ve Kültür Evi Onur Defteri'nin ilk sayfasını yazıyor... ![]() (Ve ne yazdığı...) ![]() Soldan sağa: Kula Çekül Temsilcisi Nadir Yağlı, Başkan Selim Aşkın, Prof.Dr. Cevat Erder, Bülent Turan, Avniye Tansuğ, Mehmet Ata Tansuğ, ÇEKÜL Vakfı Katkılar için adres: KULA ÇEVRE ve KÜLTÜR EVİ: 100 ncü Yıl İş Merkezi kat:1/107 KULA Telefon: 0236 - 816 12 41 / 0542 715 29 94 ÇEKÜL EGE Bölge Koordinatörlüğü: Atatürk caddesi, no:386/502 Alsancak İzmir 35220 Telefon: 0232 - 422 57 33 / 0532 311 99 05 mailto:cekulege@efes.net.tr posted by A.T. at 13:23 Dünya Gazetesi Çevre ve Kültür Sayfası'nda -25 Ekim 2002 Cuma- yayınlanan haberlerimiz:KARUN HAZİNELERİ VE UŞAK ...Kula'dan Antalya I. Resim Festivali'ne yetişilecek... 1965-68 arasında Güre yakınlarındaki Toptepe, İkiztepe ve Aktepe tümülüslerini gizlice kazan eski eser kaçakçılarının 1970 yılında ABD'deki Metropolitan Sanat Müzesi'ne sattıkları ve 1993 yılında Türkiye'ye geri gönderilen ve M.Ö. VI. yüzyıl Lidya sanatının en güzel örnekleri olan "Karun Hazineleri"ni görmek için yola Uşak üzerinden devam ediyoruz. Geç vakit varılan Uşak'ta uzun süren bir restorasyonla 20 odalı bir otele (Dülgeroğlu ) dönüştürülen Taşhan'da (Paşa Hanı) konaklamak ilginç oluyor... "Taşhan"dan Dülgeroğlu'na... 1898 yapımı "Taşhan", Fransız mimarlar tarafından yapılmış. Kentte "çatısı Marsilya kiremiti ile kaplı ilk yapı olma" özelliğini taşıyan han, konaklama ve ticaret amaçlı kullanılmış. 90'lı yıllarda Dülgeroğlu ailesine geçen yapı, restore edilerek otele dönüştürülmüş ve bir "prestij kurumu" olarak işletiliyor. Taşhan ilk yapıldığında 3 yıl çalışılıp, 3 bin altın harcanmış. Restorasyonda da Yapının ticaret yeri olma özelliği de kısmen yaşatılıyor. İç avluya cephesi olan iki dükkanda Dülgeroğlu ailesinin üretimi battaniyeler ve Eşme kilimleri satılıyor...
Eski Paşa Hanı - şimdiki Dülgeroğlu Oteli... Eski ile yeninin bilek güreşi... Uşak'ın tarihi sokaklarında dolaşıldığında eski ile yeninin gözle görünür biçimde "güreştiği", sıkça yenilenin ise birincisi olduğu gözlemleniyor... Uşak'ta yer yer bozulmuş, bazı sokaklarda da korunmuş tarihi doku:
Evliya Çelebi'nin yazdığına göre 1570'te yaptırılmış, burmalı minaresinden dolayı Burma Camii diye anılan cami, meydanda belirleyici öge olma özelliğini koruyor:
Karun Hazineleri... "Elden geldiğince" güzel sergilenmesine çalışılan "Hazine" Uşak Müzesi'nde... Müzenin içinde yine de ciddi bir iyileştirme gerekiyor. Müzenin dışındaki mermer ve taş eserler ise daha ziyade müzeye komşu Uşaklı'ların sefkatli gözetimi ile bekçilere bırakılmış gibi...
Uşak, hızlı bir göz atış ile, sonuç olarak kültürel korumada -ya da koruyamamada- tam sınırda durmuş gibi... Kentin dışarıya doğru büyüyüşü ise çıplak gözle algılanıyor... Web'de Uşak ile ilgili siteler Uşak Belediyesi Web Sitesi. http://www.usakbelediyesi.com/ Uşak Bilgimatik: http://www.usak-bilgimatik.com/ Haluk Özözlü'nün "Sihirli Tur" sitesinde müzedeki diğer parçalar: http://www.sihirlitur.com/gezi/usak/images/06.jpg (Haftaya: I. Antalya Resim Festivali ve Antalya ile ilgili haberler...) posted by A.T. at 13:19 Salı, Ekim 22, 2002
70 yıllık İtfaiye’den “İzmir Kent Müzesi ve Arşivi”ne...![]() İzmir'e 70 yıldır hizmet veren Çankaya'daki tarihi “İtfaiye” binası işlev değiştirerek, “Kent Müzesi ve Arşivi”ne dönüşüyor...İtfaiye ise Yenişehir'de yaptırılan yeni merkezine taşınacak. Tarihi bina, Kent Müzesi olarak hizmet verebilmesi için restore ettiriliyor... 1930-32 yılları arasında inşa edilen ve birinci derece tarihi eser olarak 1988 yılında tescillenen, itfaiye hizmet merkezi olarak tasarımlanmış bina, erken cumhuriyet dönemi mimarisinin özelliklerini taşıyor ve yine o yıllarda inşa edilen ender betonarme yapılar arasında yer alıyor. 1932’den 2001 yılı sonuna kadar aralıksız itfaiye merkezi olarak hizmet veren bina şimdi İzmirli’lere yeni işleviyle başka bir hizmet vermeye hazırlanıyor: “Kentsel hafıza kaybını önleme merkezi” ya da “İKEMA"= İzmir Kent Müzesi ve Arşivi”... Müzenin amaçlarının başında toplumsal bilincin gelişmesi, estetik kaygının yerleşmesine katkı koymak geliyor. Ayrıca bu Müze, İzmirliler'i klasik müze ve kütüphanenin tekdüzeliğinden kurtaracak. Müzeyi ziyaret edenler, geçmişi eğlenerek araştırma ve öğrenme imkanı bulacaklar. Çünkü İzmir kent müzesi, insanların tüm duyularına hitap edecek şekilde tasarlanıyor ve günümüz teknolojisinin tüm olanaklarından yararlanılarak, sunulan içeriğin sürekli değişmesi planlanıyor... Kent Müzesi ve Arşivi’nin anlamı... Çarpık kentleşme, tarihsel ve kimlikli dokunun korunamaması ve göçlerle gelen yeni kentlilerin kentle bütünleşmelerindeki yetersizlikler, canlı, devingen ve sürekli değişen yerleşim birimleri olan kentlerde çeşitli sorunlar yaratıyor. İzmir, bu sorunlardan en önemlisinin “kent sakinlerinin kentle ilişkisindeki kopukluk” olduğundan hareket etmiş. Kuşakların ürettiği kültürel birikimi, kendinden sonrakine aktaramadığını, bunun da kentsel “hafıza kaybı”na yol açtığını görerek, İzmir’de yaşayanların kente “aidiyet bağı”nı güçlendirmek için etkin bir araç olarak “Kent Müzesi ve Arşivi” kurulmasına karar verilmiş. Kent müze ve arşivleri yerel ölçekte ilk kez 19. yüzyılda, kültürel, ulusal kimlik ve hemşehrilik ruhu yaratmaya gereksinim duyan ABD’de görülmekle birlikte, ulusal ölçekli kurumlar olarak Avrupa’da eskiden beri bulunuyordu. Son 30 yılda, iktidarın yerelleşmesi sürecinde kent müzeleri ve arşivleri de tıpkı, temizlik, aydınlatma, yol yapımı gibi bir kentsel hizmet kurumu olarak algılanmaya başladılar. Ülkemizde de bu kavram ilk kez Tarihi Kentler Birliği’nin geçen ay çıkardığı “Yönerge” ile kurumsallaştırılmaya başlandı. Aynı tarihte Dr. Sabri Yetkin ve Dr. Fikret Yılmaz da İzmir projesinin sunumunu yapmışlardı...(Bkz. TKB web-kütüğü Kent Müzeleri sayfası). Arşiv: Kentin Hafızası ve bir potansiyel geçim kaynağı... Dr. Sabri Yetkin ve Dr. Fikret Yılmaz tarafından yazılan “İtfaiyeden Kent Müzesi Ve Arşivi”ne başlığını taşıyan proje tanıtım kitabında İtfaiye binası ile yapılacak müzenin “bilimsel künyesi” çıkarılmış. Yetkin ve Yılmaz, kurulacak arşivin yalnızca “kentin hafızası” olmakla kalmayıp, “tarih, sanat tarihi, mimar, etnografya, arkeoloji v.b. sosyal bilimler bağlamında uluslararası entellektüel ilginin de adresi olabileceğini” vurguluyorlar. Bu, bilgi endüstrisi toplumuna geçmeye çalışan Avrupa için de çok anlamlı bir potansiyel kaynak demek oluyor. Bilgi endüstrisinin “ürünü”, yani “içerik” artık İzmir’de! Şimdiden bazı belgelerin dijital ortama aktarılması için başlanan çalışmalar da son derece umut verici... (Bkz. Taranarak, dijital ortama aktarılan ve bu esnada “temizlenen” belgeler:) ![]() ![]() ![]() ![]() İzmir Kent Arşivi’nde neler olacak? Tarama, mikrofilm, fotokopi vb. kopyalama yöntemleriyle derlenen: Bunlara paralel olarak bir “İzmir Kent Tarihi Kitabı”, Sözlü Tarih Çalışmaları, İzmir Belgeselleri, Aile Tarihleri, Kent Maketleri de gerçekleştirilmesi planlanan projelerden bazıları... İzmir Liseleri Kent Tarihi Konferansları: “İzmirliseli” İzmir Büyük Şehir Belediyesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında imzalanan protokolun ardından uygulamaya geçirilen, bu projeyle temel başlıkta örtüşen, yerel tarih bilincini yaygınlaştırmayı hedefleyen ve “İzmirliseli” diye anılan “İzmir Liseleri Kent Tarihi Konferansları” yoluyla gençler şimdiden kentleri ile ilgili “eğitim” almaya başlamışlar... Bu çalışma bu yıl 20 lisenin 9. sınıflarında devam edecek... Sayısı 30’u bulan “Kent Kitaplığı” serisi ve periyodik “Kent Kültürü Dergisi” de bu bağlamda yine önemli bir altyapı oluşturuyor.... Altyapı da buna göre tasarımlanıyor... 3592 m2 arazi üzerine 1024 m2 inşaat alanlı ve üç kattan oluşan itfaiye binasında yapılacak restorasyon çalışmalarından sonra zemin katın doğu cephesinde giriş holü ve danışma - santral odası, müzik odası, drama odası ve kulisi, tuvaletler ve idari oda bulunacak. İtfaiye araçlarının bulunduğu 434 m2 ve yüksek tavanlı orta bölüm sergi salonu ve depo olarak düzenlenecek. İkinci kat sergi salonu olarak restore edilecek. Burada, İzmir'in tarihini yansıtacak her türlü obje sergilenecek. Ayrıca çalışma odaları, bir toplantı odası ve kitap odası da yer alacak. Üçüncü katta ise iki büyük kitap odası, 350 metrekarelik bir çalışma odası, iki yönetici, sekreter ve bekleme odası, bilgi işlem mikrofilm ve digital kayıt odaları bulunacak. İzmir ile ilgili her türlü bilgi, belge ve fotoğraf mikrofilmler ve bilgisayar CD'lerine kaydedilerek saklanacak.... posted by A.T. at 08:34 WEB'DE URLA
Web'de URLAURLA ile ilgili bazı ilginç siteler: Urla Kent Senatosu: http://www.urlakentsenatosu.8m.com Bir Harita Mühendisi olan Hakan Orhan tarafından hazırlanan Kent Senatosu'nun web sitesinde, Senato'nun İç Tüzüğü, (Yunan edebiyatçı Yorgo Seferis'in yaşadığı ev de dahil olmak üzere) Urla Görüntüleri, Kent Senatosu Yayınları, Urla hakkında ayrıntılı ve görüntülü bilgi yer alıyor. Senato 23 Nisan 1997 yılında kurulmuş. Senato'nun tarihçesinde kuruluş gerekçesi olarak "21. yüzyıla girerken, yerel yönetimlerin daha fazla demokratikleşmesi ve halkın kendi seçtiği temsilcilerin halka rağmen yürütmekte olduğu düzenin değişmesi gereğinin, yani yerel yönetimlerin yeniden yeniden yapılanması gereğinin bir göstergesidir." deniyor... Urla Belediyesi: http://www.urla-bld.gov.tr Belediyenin web sitesi, etkin "e-belediye"ler için güzel bir örnek oluşturuyor. Urlalılar, belediye web sitesine girerek, Su, Emlak Vergisi ve Çevre Temizlik Verigisi borçlarını öğrenebiliyorlar. Başkan Karaosmanoğlu, ana sayfasında Urla girişindeki meşhur kuğu heykeli bulunan siteye gelenlere şöyle sesleniyor: "Toplumları ve insanları hiçbir ayırım gözetmeksizin birleştiren, dünya insanlarının kaynaşmalarını sağlayan tüm dünyaya yayılmış bu dev bilgisayar ağında Urla Belediyesi olarak Urla adına birşeyler yapmamız gerektiğini düşündük. Bu sebeple Urla hakkında bilmek isteyeceğiniz her şeyi bulabileceğiniz bir site hazırlamaya çalıştık. Bu sitede Urla'nın tarihinden coğrafyasına, doğal güzelliklerinden denizine, martısından balığına, katmerine kadar her şeyi bulabilirsiniz. Sadece bu kadar da değil! Eğer güzel Urla'mızı ziyaret etmeye karar verirseniz biz bütün misafirperverliğimiz ile İzmir'in bu cennet beldesinde sizleri bekliyoruz." Urla'lı Tanju Okan için Urla'ya diktirilen heykele de "Haberler" sayfasında özel bir yer ayrılmış. Belediye'nin sitesinde "Bir Sevdadır Urla" diye bir bölüm de var ki, bu (imzasız) metni okuyup da, Urla'ya gitmemeyi imkansız kılıyor. Klazomenai Kazısı Web Sitesi: http://klazomenai.tripod.com/ Urla / Klazomenai kazısı üyeleri tarafından hazırlanan site; "Ana Sayfa, Konum, İon kentinin kuruluşu, Geometrik dönem kenti, Erken arkaik dönem kenti, Geç arkaik dönem kenti, M.ö. beşinci yüzyıl kenti, M.ö. dördüncü yüzyıl kentleri, Hellenistik ve Roma dönemi kenti, Seramik işlikleri, M.ö. altıncı yüzyıl zeytinyağı işlikleri, M.ö. altıncı yüzyıl demirci işliği, Nekropolis alanları, Yayınlar, Resimler listesi, Sponsorlarımız, Haberler, " bölümlerinden oluşuyor. Resimler listesinin içinde kaçak kazılarda tahribedilmiş parçaları görmek de mümkün... Başka bir ülkeye ait olsa bu siteye kesinlikle ücret karşılığı girilir. Türkçe ve Almanca hazırlanmış ve adeta bir açık Arkeoloji okulu gibi olan böyle bir sitenin ücretsiz Tripod üzerinden yayınlanmakta oluşu, inanılır gibi değil. Bu siteye sponsor olmak isteyenler Prof.Dr. Güven Bakır (gbakir@superonline.com) 'a başvurabiliyor... Şiir Gen.tr Sitesi'nde Necati Cumalı'nın URLA şiiri: http://www.siir.gen.tr/siir/necati_cumali/urla.htm URLA Diyelim bir masa var önümde Elimde bardak Oturmuş içiyorum Bardak mı Urla mı tuttuğum? Bardağı masaya Tak! Vurdum mu vurdum Masaya dönüyorum Urla, uzak, uzak, uzak Diyelim oturmuş yazıyorum Birden duruyor kalem Bir görüntü ak kâğıtlarda Ev ev sokak sokak Yine Urla oluyor konum Bir ağız mızıkam var Üflüyorum Re mi fa sol la Bir es mi giriyor araya -Ya Urla? Bardak değil o baylar Tak! Masaya vurduğum Hak arıyorum Düpedüz hak! Bütün mahpus kasabalar Küçük ölü kentler Soyulan tarla tarla Onlardan biridir Urla! Yavaş yavaş sarhoş oluyorum... Ege Mitolojisi / Urla: Elma.net sitesinde Hasan Barışcan'ın yazısı: http://www.elma.net.tr/gunler/ege/yerurla.html Çiçek Dünyası sitesi: http://www.cicekdunyasi.com.tr/ URLA, Bademler Köyü'ndeki "üreticiden tüketiciye taze çiçek" sloganı ile İstanbul ve İzmir'e e-ticaret yapan "Çiçek Dünyası" çiçek şirketinin sitesi de çok iç açıcı ve bilgilendirici... [edit] [10/10/2002 11:55:58 PM | CEKUL Foundation] URLA'DAN URLA YARIMADASI'NA DOĞRU İLK ADIM...Urla, Alaçatı, Çeşme Yarımadası Havza Ölçeğinde Koruma Projesi'nde, Urla ilk adımı atıyor...
Liman Havza boyutunda koruma ve kalkınma Türkiye'de doğal ve kültürel varlıkların korunması için son yıllarda ÇEKÜL Vakfı, gerçekçi bir yaklaşım yarattı: "Ülke - Bölge - Havza boyutunda koruma"... Uygarlığın ilk çağlardan bu yana su kenarlarında yeşermeye başladığı gözönünde tutulursa, denize inen önemli akarsular ve onların çevresindeki yerleşim alanlarının, havzaların, tarihin her döneminde niçin cazibe merkezi olduğunu anlamak kolaylaşıyor. Önemli akarsulardan Yeşilırmak'a sınırı bulunan iller, ÇEKÜL Vakfı ve Tarihi Kentler Birliği'nin destekleriyle "Yeşilırmak Yeşildi, Yeşil Kalacak" başlıklı bir kampanya başlatmışlar, bunlardan Tokat, bu Kampanya'yı geçtiğimiz aylarda İstanbul'a da taşımıştı. Toprağın altındaki ve üstündekilerle önemli bir birim ve ölçek oluşturan "havza"lar, aynı zamanda ekonomik kalkınma için de ortak davranmayı gerektiren bir olgu. Örneğin "organik tarım" aynı havzada bulunan tüm illeri ilgilendiriyor. Birinin toprakları kirli ve organik tarıma elverişli değilse, bu diğerini de etkiliyor. Ege bölgesi havzaları ÇEKÜL, Ege Bölgesinde de çalışmalarını 5 havzada örgütlüyor: ÇEKÜL temsilcilerinin çabaları ve kamu-yerel-sivil birlikteliğiyle yürütülen Ege bölgesi çalışmaları coğrafi olarak 5 havza boyutunda şekilleniyor: Kamu-yerel-sivil-özel birlikteliği Eylül'ün son haftası içinde ÇEKÜL Başkanı Prof. Dr. Metin SÖZEN, Başkan Yardımcısı Mimar Mithat KIRAYOĞLU, ÇEKÜL İzmir Temsilcisi Mimar Fügen SELVİTOPU, Ege Bölge Koordinatörü Yüksek Mimar, Kent Tasarımcısı Bülent TURAN, Urla ÇEKÜL temsilcisi Yüksek Mimar Sedef TUNÇAĞ ve bölgedeki konuyla ilgili tüm üyelerle bir araya gelerek, hem yerinde incelemeler yaptılar, hem de kamu-yerel-sivil işbirliğinin güzel bir örneğini vererek ortak koruma stratejileri oluşturdular. Böylece Urla için tasarlanan koruma boyutundaki çalışmaların kısa sürede yaşama geçirilmesi için ilk adımı attılar. Sonuçları, başta Urla Belediye Başkanı M. Selçuk KARAOSMANOĞLU'na ve Yüksek Teknoloji Enstitüsü yetkililerine aktarma kararı aldılar. Urla'da neler yapılacak? Urla'da yapılan saptama ve değerlendirmeler, Ege bölgesi koruma politikalarında yarımadaya doğru atılan ilk adımın işareti oldu. Urla ÇEKÜL temsilcisi Yüksek Mimar Sedef TUNÇAĞ'ın, Urla kent merkezindeki geleneksel kent dokusunun sağlıklaştırılarak, sokak cephelerinin iyileştirilmesi ve bina kullanımlarının günümüze uyarlanarak değerlendirilmesi, geleneksel yarımada mimarisiyle, çağdaş mimarinin uyumunun aranıp, doğru bir çözüme ulaşılması yolundaki çalışmaları, yarımadaya doğru atılan bu ilk adımın referans noktası oldu. Urla kent dokusunda sokak sokak, bina bina gezerek yapılan tespit ve değerlendirmelerden sonra yerel yönetim, merkezi yönetimin temsilcileri, üniversite, sivil insiyatif ve özel teşebbüsün de birlikteliğiyle yaşama geçirilmesi hedeflenen çalışmaların ana eksenleri biçimlendirildi. Urla'da geleneksel kent dokusunun korunarak yaşatılması, eski güzel Urla kimliğinin pekiştirilerek sürdürülebilmesi, Urla halkının gündelik kent yaşamıyla geçmişin izlerinin birleştirilerek tarihi ve doğal çevrenin korunmasında bugüne kadar askıda kalmış sorunların giderilmesi amacıyla şu başlıkların üzerinde konuşuldu:
Müzik okulu olarak restore edilecek bina
Bir Urlalı olan Necati Cumalı'nın Evi... Urla toplantısında, bu çalışmaların belli bir süre gerektiren koruma planı, sağlıklaştırma projesi gibi büyük ölçekli ve içinden çıkılması uzun zaman alabilecek boyuta getirilmeden önce, küçük, fakat sonuç doğurucu pratik çalışmalarla sürdürülmesi, Urla'nın kent kimliğini yeniden kazanmasını hızlandırıcı çalışmaların bir an önce başlatılmasının da yararlı olacağında birleşildi. İlgili herkes devrede (mi?) Bu toplantıdan çıkan önemli sonuçlardan biri de, koruma politikalarında edinilmiş olan deneyimlerin diğer bölgelere aktarılmasının, ülkenin çeşitliliğe dayanan zenginliğini daha belirgin kıldığının görülmesiydi. İlgili üniversitelerin, sanatçıların, zanaatkarların her alanda ve her aşamada "devrede olması", uygulamaya dönük çok yönlü eğitimin ülke gerçeklerine yaslanmasının önemini bir kez daha ortaya koydu. Bu olgu bir bakıma tüm kurum - kuruluş - kişilerin hep birlikte kendilerini gözden geçirmesine, gözükmeyen güçlerini ölçmelerine de ortam hazırlıyor. Doğal ve kültürel değerler açısından bölgeler arası dengesizlikten uzak bu tür yaklaşımlar, yönetimlerin sorunları çözmede ellerindeki olanağı nasıl kullanmaları gerektiğini de ortaya koyuyor. Hiç kuskusuz bu tür girişimler, özveri istiyor, birikim istiyor, yerel - ulusal - evrensel boyutlarda geliştirilmiş kavramlarla, karşılaşılan gerçekleri birlikte değerlendirmeyi, birlikte geleneğe dönüştürmeyi kaçınılmaz kılıyor. Yalnız Ege mi? Yalnız Ege değil elbette. Ege bölgesi, Çeşme yarımadası gibi arkasında derinlikli bir uygarlığın sorumluluğunu taşıyan Anadolu'daki tüm coğrafyalar, bu sorumluluğa uygun bir gündemin sahibi olmak durumundalar. Anadoludaki binlerce yıllık birikimi, tüm coğrafyalar "varlık nedeni" olarak görmeli. Burada bütün mesele doğru hedefler belirlemekte. Doğru hedeflere de ancak bilinçli - bilgili - birikimli - özverili kişiler - kurumlar - kuruluşlarla ulaşılabiliyor. Bu yolda ÇEKÜL ve Tarihi Kentler örneğinde olduğu gibi, "öne çıkma duygularından arınmış kadrolar"ın almış olduğu yol, bunun bir özlem olmadığını gösterecek boyutlara ulaşmak üzere. Bilgiyi bilince ve uygulamaya dönüştüren örgütlenmelerin sonuçlarının uluslararası ortamlarda da uç vermeye başlaması, kültürel kimlik arayışlarında ülkemizin köklü birikiminin, tüm görünür yanlışlarımıza rağmen henüz tükenmediğinin işareti. Böyle bir ortamda bir araya gelen inançlı kesimler, kısa sürede alınan yolun, azımsanmayacak ölçülere ulaştığını kanıtlamaya çalışmaktadırlar. Urla örneği bunun küçük bir parçası sadece. "KATILIM": En çok ihtiyacımız olan... Doğal - kültürel korumada işbirliği ve bütünlüğe gidişte, çağdaş yöntemlerle ve değişik ölçeklerde tasarımlarla, o hep sözünü ettiğimiz; gerçek katılımı sağlamak çok önemli. Bunun gerçekleşmesi için kamu - özel - yerel - sivil birlikteliğine bağlı. Ancak o zaman, gerçek katılım, gerçek demokratikleşme, sağlıklı hukuk devleti kimliğimiz, doğanın ve kültürün sağladığı kalıcı değerlerle gelişip süreklilik kazanacak... Korumaya - geliştirmeye - yaşatmaya çalıştığımız doğamız, kültürel varlıklarımız, yaşama sevincimizin yeşerdiği kentlerimiz, artık bilincimizin ölçüldüğü alanlar oldular. Bizim bu alanlara yaklaşımımız, nasıl bir "hemşehri", nasıl bir "yurttaş", nasıl bir "dünyalı" olduğumuzun da göstergesi... Bu nedenle 21.yüzyıl, hepimize ortak sorumluluklar yüklüyor, birlikteliğe dayalı yeni güç odaklarıyla, gecikmeden somut uygulamalara yönelmemizin kaçınılmazlığını vurguluyor. Bülent Turan, Y. Mimar, Kent Tasarımcısı ÇEKÜL Vakfı Ege Bölge Koordinatörü posted by A.T. at 08:29 Pazartesi, Ekim 07, 2002
JOHANNESBURG
|
|
|
|
|
| "Haber Arsivi"nde aramak istediginiz konular icin yukarıdaki arama motorunu kullanarak zaman kazanabilirsiniz. Ipucu: Birden cok sozcukle arama yapacaksaniz, (Or: Dunya Gunu) hem "Dunya Gunu", hem "dunya" hem de "gunu" iceren haberler gelir. Sayet "Dunya Gunu" diye tirnak icinde yazarsaniz sadece "Dunya Gunu" ile ilgili haberler gelir. | |
|
|
|
| "Earth Day" Merkez Komitesi'nin Turkiye Ulusal
Koordinatoru CEKUL'un "CEKUL Iletisim Haber Grubu"na uye olmak ister misiniz?
O zaman asagidaki kutuya e-posta adresinizi birakmaniz yeterli! |
|
|
|
|
| Bu kutu da gorsel malzemelerin yuklendigi CEKUL
ALBUMU icin: |
|